Çatalhöyük kazısı eğitim sorumlusu arkeolog Gülay Sert, Anadolu’da bazı evlerin ve ahırların duvarlarına nazardan korunulması için hayvan başı asılması geleneğinin 9 bin yıl öncesine dayandığını düşündüklerini, Çatalhöyük’te de boğa başlarının evlere asıldığını söyledi.

Gülay Sert, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Konya’nın Çumra ilçesindeki Çatalhöyük’te 1993 yılında başlatılan kazıların İngiliz Prof. Ian Hodder başkanlığında 16 yıldır sürdürüldüğünü ifade etti.

Günümüzden 9 bin yıl öncesi Neolitik döneme ait bu yerleşim yerinin en büyük özelliğinin daha o dönemde evlerin duvarlarına çizilen, her biri sanat eseri sayılan duvar resimleri ve kabartmaları olduğunu belirten Sert, Neolitik döneme ait diğer yerleşim yerlerinde böyle sanat eserleriyle karşılaşılmadığını söyledi.

Dünyadaki arkeoloji çevrelerinin ilgi odağı haline gelen Çatalhöyük’te 7 yıldır çocuklara yönelik eğitim çalışmaları da yaptıkları kaydeden Sert, “Her yıl kazı alanına gruplar halinde getirdiğimiz ilköğretim öğrencilerine önce Çatalhöyük’ü, buradaki insanların nasıl yaşadığını anlatıyoruz. Daha sonra çocuklara ören yerinde kazı yapan arkeologları gösterip kazıdan çıkarılan topraklarda kazı çalışması yaptırıyoruz” dedi.

Sert, öğrencilere kil ve alçıyla, Çatalhöyük’te yaşayan insanların yaptığı figürler ve heykelciklerden ürettirdiklerini, böylece çocukların tarih bilincini geliştirip tarihi eserlere duyarlı olmalarını sağlamaya çalıştıklarını söyledi.

Tüm bu eğitim çalışmalarını Shell firmasının sponsorluğunda gerçekleştirdiklerini bildiren Sert, bu yılın yaz aylarında Antalya, Isparta ve Ankara’da yetiştirme yurtlarında kalan öğrencilerin Çatalhöyük’e getirileceğini, talep gelmesi durumunda yetişkinler için de eğitim çalışması yapabileceklerini kaydetti.

“Atalarına son derece bağlılardı”

Neolitik dönemde 8 bin insanın bir arada yaşadığı Çatalhöyük’ün görülmeye ve hakkında ayrıntılı bilgi alınmaya değer bir yer olduğunu belirten Gülay Sert, şöyle konuştu:

“Çatalhöyük’te bin 400 yıl boyunca yaşamış insanların neler yaptığı, nasıl evlerde oturduğu, ne yiyip içtiği, inançları günümüz insanınca merak ediliyor. Çatalhöyük insanları inançlarına, atalarına son derece bağlı insanlardı. Atalarına duydukları saygı nedeniyle ölülerini yaşadıkları evlerin tabanına gömüyorlardı. Kerpiçten yaptıkları evlere çatılarında açtıkları kapılardan giriyorlar, evleri birbirine bitişik inşa ediyorlardı. Çatalhöyük insanı, hiç değiştirmediği kurallara bağlı yaşıyordu. Örneğin, burada bulunan evlerin hepsinde içerideki yemek ocakları evin güney duvarına bitişik. Bu geleneği bin 400 yıl boyunca hiç değiştirmemişler.”

Çatalhöyük’te diğerlerinden daha büyük bir eve rastlanmamış olmasının burada bir yönetici bulunmadığını gösterdiğini ifade eden Sert, “Burada kadınlar ve erkekler eşitlikçi bir anlayışla yaşıyordu. Erkeğin yaptığı her işi kadın da yapıyordu. Çünkü kadın ve erkek aynı hastalıklara yakalanmış, aynı gıda maddelerini yiyip içmiş. Kazılarda bulunan obsidyen taşından aynalar, tokalar,
bilezikler, yüzükler, dönemin insanının süslenmeye, bakımlı olmaya özen gösterdiğini açıklıyor” dedi.

“Hastalık derecesinde temizlerdi”

Arkeolog Sert, Çatalhöyüklüler’in hastalık derecesinde temizliğe önem veren insanlar olduğunun anlaşıldığını, içeride ateş yaktıkları için is olan duvarları bir yıl içinde pek çok kez boyadıklarının, duvar resimlerini ise her defasında yeniden çizdiklerinin tespit edildiğini bildirdi.

Çatalhöyük’te bugüne uzanan bazı alışkanlıkların da dikkati çektiğini belirten Sert, şunları kaydetti:

“Anadolu’da bazı evlerin ve ahırların duvarlarına nazardan korunulması için hayvan başı asılması geleneğinin 9 bin yıl öncesine dayandığını düşünüyoruz. Çatalhöyük’te de boğa başları evlere asılıyordu. Geçen yılki kazılarda da çok sayıda boğa başı bulundu. Bu güçlü hayvanların ruhlarının kendilerini kötülüklerden koruyacağına inandıklarını düşünüyoruz. Yani, günümüzde Anadolu’da evlerin dış duvarlarına hayvan başı asma geleneğinin 9 bin yıl öncesine uzandığını söylemek yanlış olmaz. Ayrıca, Çatalhöyük’te bulunan kadın heykelciklerin kafasında şapka benzeri başlıklar var. Bunlar, günümüz Anadolu kadınının köylerde taktığı başlıklara çok benziyor.”

16.03.2009 CNN TURK