Benimle Dalga Geçtiler, Yenikapı’da Haklı Çıktım

468

tanertarhanİstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi eski dekanlarından, Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Tahran, yıllardır İstanbul’un tarihi yarımadasının SİT alanı ilan edilmesini istemesine karşın kendisiyle dalga geçildiğini belirterek, “Karpuz tarlalarını SİT ilan ediyorsun diyenler şimdi o tarlaların altından bir sürü tarihi kalıntı çıktığını görüyordur” dedi. Yenikapı kazısında görevli İÜ Edebiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi Ufuk Kocabaş ise Yenikapı’da bulunan batık gemi buluntularıyla kitaplardaki bilgilerin değişeceğini söyledi.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi “Arkeolojik Kazı ve Araştırma Toplantısı”nda konuşan İÜ. Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Tahran,”Hayatım boyunca çeşitli kurullarda çalıştım. Biz zamanında tarihi yarımadanın tamamının SİT alanı olması için çalışırken bizimle dalga geçtiler, ‘karpuz tarlalarını SİT ilan ediyorlar’ dediler. Şimdi görüyoruz ki o tarlalar meyve verdi, altından bir sürü tarihi kalıntı çıkıyor. Aslında İstanbul’un, hatta Türkiye’nin tamamı SİT alanı. Tabii anlayana” şeklinde konuştu.

Yenikapı kazısında görevli İÜ Edebiyat Fakültesi Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Araştırma Görevlisi Ufuk Kocabaş ise dünyanın gözünün Yenikapı batıklarında olduğunu söyledi. Kocabaş, “Dünyanın en büyük batık gemi koleksiyonu İstanbul’da ortaya çıktı. Yenikapı’da bulunan batıklar Bizans ve günümüz gemi yapım tekniklerini belgeliyor. Biz bulguları yayınladıktan sonra birçok kitap baştan yazılacak” dedi.

İstanbul Üniversitesi buluntuları üç boyutlu kaydediyor

Kocabaş, Yenikapı’da 58 bin metrekarelik bir alanda çalıştıklarını, 10 binin üzerinde envanter eser ve Bizans dönemine ait 34 gemi batığı çıkarttıklarını söyledi. İstanbul Üniversitesi’nin 2006 yılından beri 19 yeni gemi batığı, bunların içinden de 4 tane eşine rastlanmamış savaş gemisi bulduklarını vurgulayan Kocabaş, ” İÜ bölgede yeni bir laboratuar daha kurdu. Stockholm’den ekipler gelerek çalışmalara katkıda bulundu bizde onlardan ‘FaroArm’ isimli cihaz aldık ve bu sayede çalışmalarımızı üç boyutlu olarak bilgisayar ortamına aktarabiliyoruz” diye konuştu.

‘Denize müze yapılabilir’

Yenikapı gemi buluntuları için Danimarka ve İskandinav yarımadasındaki gemi müzelerinin örnek alınması gerektiğini ifade eden Ufuk Kocabaş, sözlerine şöyle devam etti: ” Yenikapı’ya, Haliç’e ya da denize yakın olan bir yere Avrupa’daki örnekleri gibi bir müze yapılabilir. İsveç’e gittiğinizde ‘Vikingler’den kalma gemilere binerek kürek çekip yelken açabiliyorsunuz. İstanbul’da da böyle bir şey yapılabilir. Mesela ‘Galos-Yenikapı’ arasında eski dönemlerde şarap taşınıyordu, bunu canlandırabiliriz. Bununla ilgili çalışmalarda da bulundum, o bölgede şarap üreten bir şirketle görüştüm, bütün çalışmalar tamamlandıktan sonra gemiyi biz şarabı onlar yapacak ve bu projeyi gerçekleştireceğiz”.

‘Yenikapı Arkeoloji Müzesi kurulmalı’

İÜ Edebiyat Fakültesi’nin Prof. Dr. Refik Duru onuruna düzenlediği toplantının ikinci gün oturumuna katılan İÜ Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu ise Yenikapı’daki çalışmaların önemini vurguladı. Abbasoğlu,”Yeni aldığım bir habere göre 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti projesi kapsamında Yenikapı Arkeoloji Müzesi kurulması gündeme gelmiş, umarım bu gerçekleşir ve dünyada örneği olmayan bu eser yerinde sergilenir” dedi.

20.04.2009 İstanbul Üniversitesi Haber Ajansı