Şarabın Kökeninin Anadolu Olduğuna Dair Kanıt

556

Hitit metinlerinden “Viyana” adıyla bilinen şarabın, batı dillerindeki “vino, vin, wine” gibi karşılıklarının Anadolu topraklarından köken aldığı belirtilirken, bugüne kadar varlığı bilinen, ancak rastlanmayan şaraphanelerden biri, İzmir’in Çeşme ilçesinde gün yüzüne çıkarıldı.

Hitit metinlerinden “Viyana” adıyla bilinen şarabın, batı dillerindeki “vino, vin, wine” gibi karşılıklarının Anadolu topraklarından köken aldığı belirtilirken, bugüne kadar varlığı bilinen, ancak rastlanmayan şaraphanelerden biri, İzmir’in Çeşme ilçesinde gün yüzüne çıkarıldı.

Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hayat Erkanal, başkanlığında sürdürülen Çeşme Liman kazılarına ilişkin buluntuları AA’ya anlattı.

Çeşme Limanı’nın yaklaşık 100 metre güneyindeki Bağlararası mevkisinde narenciye bahçesi içindeki inşaat sırasında seramik parçalarının tesadüfen ortaya çıkarılmasıyla çalışmalara başladıklarını bildiren Prof. Dr. Erkanal, burada bulunan şaraphanenin, Anadolu’da bugüne kadar bilinen tek örnek olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Erkanal, Orta Tunç Çağı’nda bölgenin en büyük limanının burası olduğunu ifade ederek, liman tarihini ortaya çıkarmaya başladıklarını, buluntuların 4 bin yıl önceye dayandığını söyledi.

Denizin doldurulmasıyla tarihi liman kentinin 100-120 metre geride kaldığını ifade eden Prof. Dr. Erkanal, çalışmalarda gördükleri en önemli olaylardan birinin, MÖ ikinci, üçüncü bin yıldaki liman kentlerinde üretim merkezlerinin bulunması olduğunu belirtti.

Çevreden elde edilen hammaddelerin, burada mamul eşya veya gıda maddeleri haline getirilerek, deniz aşırı ülkelere sevk edildiklerini bildiren Prof. Dr. Erkanal, şöyle devam etti:

“Çeşme Liman kazılarında da bu amaçla yapılan bazı tesisler var, ama en önemlisi şaraphane. Hititlerin en etkili olduğu dönemde Hitit metinlerinden anladığımız kadarıyla şarap, Anadolu’da çok kullanılan bir içki. Sedat Alp hocamızın yaptığı çalışmalara göre, Hitit döneminde aşağı yukarı bu dönemde 8 çeşit şarap üretiliyormuş. Metinlerden bunu biliyorduk, ama bugüne kadar hiçbir şaraphaneyle karşı karşıya kalmamıştık. Anadolu’nun başka kesimlerinde de görmemiştik. Burada ortaya çıktı. Şaraphanenin içinde üzüm ezme hazneleri, üzümlerin bekletildiği depolar, posaların atıldığı yerler ki buralarda çok miktarda üzüm çekirdeği tespit edildi, bol miktarda şarap testisi ve kasesi ele geçti. Bu, Anadolu kültür tarihi açısından çok önemli bir olay.”

“Şarap Hititler’den önce Anadolu’daymış”

Hitit metinlerinde şarabın adının “Viyana” olarak geçtiğini, ancak bunun Hititçe bir kelime olmadığını ifade eden Prof. Dr. Erkanal, şunları kaydetti:

“Hititlerin Anadolu’da buldukları bir kelime. Anlaşılıyor ki Hititler gelmeden önce şarap, Anadolu’da çok eski bir geleneğe sahipti ve adı da Viyana’ydı. Batı dillerine baktığınız zaman şarabın karşılığı vin, vino, wine’dır. Hep Viyana’dan türetilmiş kelimelerdir. Yani Anadolu’nun şarap konusunda bir geçmişi, geleneği var. Hatta batılılar, şarapla birlikte ismini de Hititler’den veya Anadolu topraklarından almış oluyorlar. Burada açığa çıkarılan, en eski şaraphane olması bakımından çok önemli. Bunun gibi başka şaraphaneler de var, çok az bir kesimde çalışabildik şimdiye kadar. Bu çalışmalar yaygınlaştırılabilirse başka üretim merkezlerini de bulacağız.”

Çeşme liman kazısında buluntuların, normal liman kentlerinde olduğu gibi dar ve çıkmaz sokakları, imalathane olarak kullanılan evleri içerdiğini bildiren Prof. Dr. Erkanal, buluntuların MÖ 2 bin – 1500 yıllarına ait olduğunu, başka alanlarda 3. bin yıla ait liman kent olabilecek kalıntılara rastladıklarını söyledi.

Prof. Dr. Erkanal, “Şunu söyleyebiliriz, burasının en az 5 bin yıllık bir tarihi var. Günümüzden 5 bin yıl önce bu limanın kullanıldığını ve bölgede bu tesislerin büyük önem taşıdığını açık şekilde görebiliyoruz” dedi.

Buradan Anadolu’da üretilen mamul eşyalar veya gıda maddelerinin, deniz üzerinden çok uzak ülkelere gönderildiğini bildiren Prof. Dr. Erkanal, denizlerin bu ulaşımla kültürleri başka ülkelere, başka ülkelerin kültürlerini de Anadolu’ya taşıdığını söyledi.

Prof. Dr. Erkanal, “Burada yaptığımız çalışmalar gerçekten arkeolojiye, Anadolu kültür tarihine çok yeni boyutlar kazandırdı” dedi.

07.05.2009 CNN TURK