arkeoloji-turklere-neden-bu-kadar-yabanciDünya tarihini değiştiren kazılara ev sahipliği yapan Türkiye’de arkeolojik kazıların pek çoğu Türkler değil, yabancılar tarafından yürütülüyor. Doç. Dr. Haluk Çetinkaya, tarihi eserlerin yurt dışına kaçırılma riskinin arttığını söylüyor.

Dünya tarihini değiştiren birçok kazıya ev sahipliği yapan Türkiye’de arkeolojik kazıların pek çoğunun Türkler değil, yabancılar tarafından yürütülmesi, hem tarihi eserlerin yurt dışına kaçırılma riskinini artırıyor hem de mezun olan pek çok arkeologumuzu işsiz bırakıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyesi Doç.Dr.Haluk Çetinkaya, kazı hakkının ise sadece üniversitelere verildiğini ancak yetkili kurumların araştırma için mali destek sağlamadıklarını belirten Çetinkaya “Hâl böyle olunca kazıların gerçekleşebilmesi için ya yurt dışı ortaklığı ya da yabancı kazı başkanlarının gözetimi gerekiyor.’ diyor.

PEK ÇOK KAZIDA YABANCI ELİ VAR

Bugün yapılan kazılara baktığımızda kendi tarihimiz ve dünya uygarlığı için gerçekten önemli ve bol eserler veren pek çok kazıda yabancı isimlerle karşılaşıldığını söyleyen Çetinkaya, buna örnek olarak şu kazıları gösteriyor: Orta Anadolu’da gerçekleştirilen ve Japonlar tarafından yürütülen ‘Kaman-Kalehöyük’ kazısı, kazı başkanı Japon arkeolog Dr. Sachihiro Omura’ Höyükte, Hititler, Frigler, Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlı dönemine ait yaşam kalıntıları mevcut. Bir diğer örnek, Neolitik Döneme verdiği eserlerle damgasını vuran ‘Çatalhöyük kazısı’dır ki bu kazı da İngiliz uzmanların gözetiminde gerçekleştiriliyor. Kazı başkanı İngiliz arkeolog Prof. Lan Hodder. Kazı sahasında bu işin piri sayılan Almanlar da büyük Troya kazısını yaptılar. Bunların dışında İtalyan ve Amerikalı kazı başkanları da ülkemizde kendi ekibiyle birlikte çalışmalarına devam ediyor.

BİZANS UZMANI YOK GİBİ…

Türkiye’de 24 ayrı üniversitede kurulan arkeoloji bölümünden mezun olan arkeologlar kolay kolay iş bulamayınca arkeoloji alanında uzmanlaşmak oldukça güç oluyor. Ülkemizde yapılan kazılarda, yabancıların sözünün geçmesinde bizdeki uzman eksikliğinin de büyük bir rolü olduğunu söyleyen Çetinkaya ‘Arkeoloji bölümünden mezun olan öğrencilerimizin pek çoğu işsiz, iş veren bazı kurumlar ise öğrencilerin kendini yetiştirebileceği kadar para vermiyor; bu nedenle arkeoloji, Türkiye’de istenilerek, bilinçli olarak seçilen bir alan olmuyor. Arkeoloji eğitimini sürdüren arkadaşlarımızın neredeyse hepsi puanı buraya yettiği için gelmiş. Oysa resmi kurumlarda, mezun olan öğrencilerimizin pek çoğunun iş bulabileceği kadar arkeolog açığı var. Mesela koskoca İstanbul’da resmi olarak Bizans uzmanı yok denecek kadar az. İstanbul için bu büyük bir eksikliktir. Kültür Bakanlığı buralara arkeologlar tayin edebilir, arkeoloji mezunları için yeni iş fırsatları yaratabilir.’ diyor.

KÜLTÜR POLİTİKAMIZ YOK

Her alanda olduğu gibi arkeoloji sahasında yapılan çalışmaların da yöneticilerin ilgisine dayandığını söyleyen Çetinkaya, kişiye göre değişen bir politika ile değil, bu alanda geliştirilen ve herkes tarafından kabul edilen bir kültür politikası ile çalışmaların ilerleyebileceğini vurguluyor. Ülkemizin pek çok eşsiz tarihi eserinin yeterli ilginin gösterilmemesi nedeniyle zamanında yurt dışına götürüldüğünü kaydeden Çetinkaya, 19.yy başında Anadolu’dan kaçırılan, dünya kültürünün en büyük parçalarından biri olan Bergama Sunağı’nın bu örneklerden sadece birisi olduğunu söylüyor. Bu konuda Osmanlı izniyle British Museum’a götürülen Tanrı Athena’ya ait Parteon Tapınağı’nı da hatırlatan Çetinkaya, o günden bugüne değişmeyen çok büyük hataların yapıldığını, durumun Roma dönemine ait bir kemerin üzerinden beş tonluk bir kamyon geçirilecek kadar içler acısı olduğunu söylüyor.

Eserlerimiz tescilsiz!

‘Türkiye ‘de bugün kültürel zenginlikleriyle çok övündüğümüz gözde şehirlerimizde bile kaç tane eser var, bilemiyoruz, eserlerimizin tescilleri yok.’ diyen Çetinkaya, bu durumu değerlerimize karşı ilgisizliğin büyük bir göstergesi olarak yorumluyor. Hazırlanan kazı raporlarının yetersizliğinden de yakınan Çetinkaya, bu konuda Kültür Bakanlığı’nın kazı başkanlarına yaptırım uygulaması gerektiğini söylüyor ve sırf bu eksiklik yüzünden akademik çalışmaların da çok yavaşladığını önemle vurguluyor. Tarih ve tarihî eserler konusunda halkımızın da biraz ilgisiz olduğunu belirten Çetinkaya, bilgiyi arttıracak ve bilinci uyandıracak filmlerin, belgesellerin çekilebileceğini, böylece var olan değerlerin hem dünyada hem de toplumda hak ettiği değeri göreceğini söylüyor.

28.06.2009 Yeni Şafak