hataydaki-accana-hoyugu-kazilariyla-hitit-donemine-ait-eksik-bilgilerin-tamamlanmasi-amaclaniyorBinlerce yıllık tarihinde pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, arkeolojik varlığıyla dünyanın en zengin coğrafyalarından biri.

Hemen her yerinde bir antik kent kalıntısı bulunan Anadolu’da yaşam, tarihi eserlerle iç içe sürüyor. Kimi zaman bir raylı sistem kazısında, kimi zaman belediyenin inşaat çalışmasında, işçilerin kazmaları zaman zaman binlerce yıllık tarihi eserleri güneşle buluşturuyor.

Arkeoloji bilimine yönelik dünyada 1500’lerde başlayan çalışmalara Türkiye, ancak 300 sene sonra katıldı. 1800’lerin sonunda, hukuk öğreniminin ardından önemli ressamlardan resim eğitimi de alan Osman Hamdi Bey’in kişisel çabalarıyla ülkenin arkeolojiye yönelik ilk çalışmalarının adımları atıldı.

Yabancı araştırmacıların Anadolu topraklarını keşfettiğini ve çok kıymetli arkeolojik eserlerin yurt dışına kaçırılmaya başlandığı dönemde Osman Hamdi Bey, Asar-i Atika Nizamnamesi’ni (Eski Eserler Yasası) hazırlayarak bu eserlerin yurt dışına kaçırılması engellenmeye çalıştı.

”Türk arkeolojisinin babası” unvanını alan Osman Hamdi Bey’in bu girişimlerinin ardından Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk de arkeoloji bilimine sahip çıktı. 1931’de Türk Tarih Kurumu, 1934’te İstanbul Üniversitesine bağlı Türk Arkeoloji Enstitüsü, iki yıl sonra da Ankara’da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi kuruldu.

Türk Tarih Kurumu adına ilk kazılar, 1933’te Hamit Zübeyr Koşay başkanlığında Ahlatlıbel’de yapıldı. 1935’te Koşay ve Remzi Oğuz Arık, Alacahöyük kazılarına başladı.

Genç Türkiye Cumhuriyeti arkeolojik varlıklarına sahip çıkıp, bu konuda kendi bilim adamlarını yetiştirmeye başladığında çok sayıda tarihi eserin yurt dışına kaçırıldığı da anlaşıldı. Bugün ABD’den Rusya’ya, İtalya’dan Fransa’ya çok sayıda ülkenin müzelerinde sergilenen kıymetli Anadolu hazinelerinin geri alınması için Kültür ve Turizm Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı nezdinde çalışmalar sürüyor.

Yabancı araştırmacılar ülke topraklarındaki devletin kontrolünde çalışabilirken, çok sayıda üniversitede faaliyet gösteren arkeoloji bölümü öğretim üyeleri ve öğrencileri ise Anadolu’nun toprak altında kalmış kıymetli hazinelerini gün ışığıyla buluşturmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

HATAY’DAKİ KAZILAR

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Hatay’da, 3 bölgede kazı çalışması yapılıyor. Hititler konusunda eksik bilgileri tamamlamada önemli olduğu düşünülen Reyhanlı ilçesi Varışlı köyü yakınlarındaki ilk kazı, 1937’de İngiliz Arkeolog Leonard Woolley tarafından Aççana Höyüğü’nde yapıldı.

Bugüne kadarki kazılarda, 17 katmandan oluşan yerleşim biriminde önemli bir saray gün ışığına çıkarılırken, bölgede şu ana kadar 346 höyük belirlendi.

Koç Üniversitesinden öğretim üyesi ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Aslıhan Yener başkanlığında 2000 yılından bu yana yapılan çalışmalarda ise Hitit yaşamı ve kültürü hakkında önemli bulgular elde edildi.

Bu ayın başında başlayan ve ağustos sonuna kadar devam edecek, 8 bölgedeki yeni dönem kazılarında, Türkiye’nin çeşitli üniversiteleri ile ABD, İngiltere, İtalya gibi ülkelerden 25 uzman arkeolog ve 60 işçi görev alıyor.

Kazılardan elde edilen buluntuların bir bölümü Antakya Arkeoloji Müzesine götürülürken, buradaki yer sıkıntısı nedeniyle depolarda bulunan ve bulundukları yerlerde korunanların Narlıca beldesinde yeni yapılacak müzede sergilenmesi planlanıyor.

Daha yıllarca süreceği hesaplanan kazılarla, 17 katmandan oluşan saray ve tapınaklar ile mezarların bulunduğu alanın ”Arkeolojik Park” haline dönüştürülerek turizme kazandırılması hedefleniyor.

Bu arada, yine Hitit dönemine ait bulgulara rastlanan 7 katlı Tayinat Höyüğü’nde de 1930 yılından bu yana kazı çalışması yapılıyor. Höyükte bugüne kadar Demir ve Erken Tunç Çağı’na ait eserler ortaya çıkarıldı. Bu yıl höyükte, Toronto Üniversitesinden Prof. Dr. Timothy Harrison başkanlığında 20 arkeolog ve 17 işçi çalışıyor.

ABD, İngiltere, Kanada, Romanya ve Türkiye’den arkeologların görev aldığı, temmuz ayında başlayan kazılarda, görevliler sıcak ve bunaltıcı havaya aldırmaksızın titiz bir çalışma gerçekleştiriyorlar.

Höyükte ortaya çıkartılan eserlerden bazıları Antakya Arkeoloji Müzesinde bulunuyor. Çok sayıda eser ise yer sıkıntısının giderileceği günü bekliyor.

Mustafa Kemal Üniversitesi (MKA) Arkeoloji Bölümü tarafından Samandağ ilçesi Sutaşı beldesinde bulunan Sabuniye Höyüğü’nde 2002 yılından bu yana yürütülen kazı çalışmalarda ise Tunç Çağı dönemi aydınlatılmaya çalışılıyor.

MKÜ Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Hatice Pamir başkanlığındaki bu yılki kazıların 23 Temmuzda başlayacağı belirtildi.

Sabuniye Höyüğü’nün kesit ve kazı çalışmalarında eski Mısır, Kıbrıs, Kuzey Suriye, Mezopotamya, Miken Uygarlığı kökenli buluntulara rastlandığı, buranın döneminde Doğu Akdeniz’in önemli liman kentlerinden biri olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Dörtyol ilçesine bağlı Yeşilköy beldesindeki Kinet Höyüğü’nde 1992 yılında başlanan ve geçtiğimiz yıl biten kazı çalışmalarından elde edilen eserlerin ise envanter çalışması yapılıyor.

Bilkent Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Marie Henriette Gates başkanlığında yürütülen, 8’i yabancı 18 arkeoloğun görev yaptığı, 5 bin yıl önce kurulduğu belirlenen liman kenti Kinet kazısında yaklaşık bin 600 eser gün ışığına çıkarıldı.

Kazı çalışmasından elde edilen birçok eser Arkeoloji Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor.

18.07.2009 Hatay Zafer Gazetesi