Hitit Dönemi’ne Ait 2 Kafatası Çıktı

647

hitit-donemine-ait-2-kafatasi-ciktiAnadolu’nun en eski yerleşim alanlarından biri olarak öne çıkan Yumuktepe Höyüğü’ndeki kazılar kapsamında gövdesinden ayrı olduğu belirtilen kafa taslarıyla birlikte Anadolu nadiren bulunan mühürlere ulaşıldı.

Mersin’in Toroslar ilçesinde yer alan ve dünyada tarımın ilk yapıldığı bölge olarak da bilinen höyükte İtalya’nın Lecce Üniversitesi ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen kazı çalışmaları devam ediyor. Lecce Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsabella Caneva başkanlığında 40 kişilik bir ekiple yürütülen kazılar kapsamında Hitit Dönemi’ni kapsayan M.Ö. 1500 yıllara ait 2 kafatasıyla birlikte, Erken Neolitik Dönemi kapsayan M.Ö. 6500 yıllara ait 2 adet mühür bulundu.

Kazıyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Prof. Dr. İsabella Caneva, bu yılki kazılarda çok ilginç bulgulara ulaştıklarını ve höyükteki farklı dönemlere ait bölgelerde yapılan kazılardaki bulguların kendilerini şaşırttığını anlattı. Caneva, söz konusu buluntuların da özellikle Hitit Dönemi’ne ait tabakalarda yoğunlaştığına dikkat çekerek, “Bu tabakalar arasında yer alan surların iç kısmında 2 kafatasına ulaştık. Bu bir mezar değil, daha çok kutsal bir törenden geri kalanlar. Gövdesinden ayrı olan bu kafatasları, belki temel atma ya da bir dini bir törende kullanılmış olabilir. Ama bildiğimiz şey bunların dini inanış gereği kullanıldığıdır” dedi.

Yumuktepe Höyüğü’nün Bizans tabakalarındaki kazıların bu yılki ayağının tamamlandığı bilgisini de veren İsabella Caneva, bu döneme ait yerleşimin de büyük ölçüde gün ışığıyla buluşturulduğunu anlattı. Kazılarla birlikte belirtilen tabakalarda sur duvarlarına ulaşıldığına işaret eden Caneva, Kalkolitik Dönemi kapsayan M.Ö. 5000 yıllarını kapsayan tabakalardaki kazılarınsa devam ettiğini, şu an için herhangi bir buluntu olmadığını ancak önümüzdeki günlerde oldukça önemli kalıntılara ulaşacaklarına inandığını dile getirdi.

Erken Neolitik Döneme ait tabakalardaysa kulübe tarzı yapılara ulaştıklarını hatırlatan Caneva, bunun yanında Anadolu’da eşine ender rastlanan 2 adet mühür bulduklarını ve bunun da M.Ö. 6500’lü yıllara ait olduğunu tahmin ettiklerini söyledi. Prof. Dr. İsabella Caneva, “16 yıldan bu yana sürdürülen kazılar kapsamında ilk defa bu kadar güzel ve görkemli bir mühre rastlamamıştık. Bulunan mühürler, bugüne kadar Türkiye’de gün ışığına çıkartılan en önemli kalıntılar arasında gösterilebilir” diye konuştu.

Eski çağlarda yaşayan insanların günümüz insanı gibi normal olmadığının altını çizen Caneva, o dönemin insanları ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olanı yine kendisinin yaptığını ifade etti. Caneva, bulunan her kalıntının kendilerini şaşırttığını kaydederek, Yumuktepe Höyüğü’ndeki kazıların da 3 Eylül 2009 tarihinde sona ereceğini vurguladı.

YUMUKTEPE HÖYÜĞÜ

Yumuktepe Höyüğü’ndeki ilk kazı çalışmaları 1936-1937 yılları arasında İngiliz arkeolog Jhon Garstang başkanlığında başlatıldı. İkinci Dünya Savaşı ile birlikte ara verilen kazılara, 1946’da yeniden başlandı ve 1947 yılında sonuçlandırıldı. 1992 yılında hazırlanan ve 1993 yılında başlatılan ‘Yumuktepe Arkeolojik Kazısı’ çalışmaları da her yaz düzenli bir şekilde sürdürülüyor. Mersin’in atası olan Yumuktepe, 9 bin yıl önce höyüğün çekirdek tabakasını oluşturan Neolitik çiftçiler tarafından oluşturuldu.

Ardından gelen yerleşimlerle tepe zaman içerisinde 23 metre yükseldi. Teraslı evle, önceki kalıntıların üzerine yollar inşa edildi ve böylece tabakalanma daha karmaşık bir hal aldı. Uygun konumunu, doğal kaynaklara ve ticaret olanaklarına borçlu olan yerleşim bölgesi, Orta Çağ’a kadar kesintisiz iskan edildi ve Anadolu platosu, Doğu Akdeniz ve diğer Akdeniz ülkeleriyle ilişkisini sürdürdü.

22.08.2009 Kent Haber