hazineyi-bizimle-paylasir-misinizGüneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kazı çalışmalarını sürdüren akademisyenler, tarihi gün ışığına çıkarırken zaman zaman birbirinden ilginç sorulara muhatap oluyor. Doğu ve Güneydoğu Bölgesin’de kazı çalışmalarını yürüten Akademisyenler, tarihi yapıları gün ışığına çıkarırken, çok ilginç sorulara muhatap oldukları öğrenildi. Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. A. Tuba Ökse, 1999 yılında Kargamış kurtarma kazıları kapsamında Şanlıurfa’nın Birecik ilçesindeki Grevirike kazıları için bölgeye geldiğini belirterek, 2000 yılından itibaren de Bismil’de Yukarısalat kazılarını sürdürdüğünü söyledi. Bu yıl Mardin’in Dargeçit ilçesinde Ilısu Barajı bölgesindeki kazılara da başladığını ifade eden Prof. Dr. Ökse, bu sürede yöre insanıyla ilgili herhangi bir sıkıntı yaşamadığını kaydetti.

HAZİNE ÇIKTI MI?

Zaman zaman ilginç sorularla da karşılaştığını belirten Ökse, şunları söyledi: ”Daha çok kazılara ilk başladığımız zamanlarda ‘Altın var mı’, ‘Define mi arıyorsunuz’, ‘Bu işten çok para kazanıyor musunuz’, ‘Bunun için ekstra maaş alıyor musunuz’, ‘Burada bulduğunuz eserleri kendinize mi alıyorsunuz’ gibi sorularla karşılaşıyorduk. Aslında bu yaklaşım Anadolu’nun her yerinde aynı. Yöre halkına ve beraber çalıştığımız işçilere kazıları bilimsel amaçlı yaptığımızı, buradaki buluntuların hem Türkiye hem de insanlık tarihi açısından önemli olduğunu anlatıyorduk. Burada bulduğumuz tüm buluntuları ilgili müzeye teslim ettiğimizi, sadece bilimsel yayın hakkının bizde olduğu konusunda bilgi verince konunun önemini kavramış oluyorlardı. Artık kazı konusunda oldukça bilinçlendiler. Burada Orta Tunç Çağı’na ait yaklaşık günümüzden 3 bin 500 yıl kadar önce depremde yıkılmış bir bina tespit ettik. Bu, bölge için beklenen bir şey değildi. Burada ciddi bir deprem olmuş. Bunu ispat etmek bizi heyecanlandırmıştı.”

BARAJ ALTINDA KALIRSA

Ilısu Baraj Gölü altında kalacak tarihi eserlerin kurtarılması amacıyla Bismil’de sürdürülen kazılardan Hakemi Use Tepesi kazı başkanı Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Halil Tekin de daha önce 10 yıl Kilis’teki kazılarda yer aldığını, daha sonra 2001 yılında Bismil’de kazılara başladığını söyledi. Yöredeki ilk izleniminin olumlu olduğunu ancak insanlar tarafından çekilen arabaları yadırgadığını belirten Tekin, Diyarbakır’ın en önemli kültür varlığı olan surlarının çevresindeki gecekondular ve diğer yapıların temizlenip çevre düzenlemesinin kısa sürede tamamlanmasının kendisini şaşırttığını bildirdi.

DİYARBAKIR BÖLGESİNDE

Halil Tekin, Diyarbakır merkez ve kırsalında zaman zaman sohbet etme imkanı bulduğu insanların son derece bilinçli olmasının dikkatini çektiğini belirterek, ”Geçen zaman içinde yöre halkıyla yakın diyalog kurduklarını, bugüne kadar yerel halkla olumsuz bir olay yaşanmadığını söyledi. Tekin, ”Özellikle kazı alanına yakın yerleşimde yaşayan halk son derece sıcak ve yardımsever tavır içinde bizlere yaklaşmış ve yardımcı olmuştur. Benzer tavır, yerel yöneticiler ve kolluk kuvvetleri tarafından da tarafımıza gösterilmektedir” dedi. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi ve Kavuşan höyüğü kazı ekibi başkan Prof. Dr. Gülriz Kozbe de ”Tamamen bilimsel bir kazı yaptığımızı anlatmakta zaman zaman güçlük çektik. Bazen de bulduğumuz büyük çömlekleri kazı evine götürdüğümüzde ‘Altını bulmuş eve götürüyorlar’ diye söylentiler duyardık. Bulduğumuz çömleklerde kemikler çıkınca zamanla ikna oldular” diye konuştu.

28.08.2009 Diyarbakır Söz