İzmir’in Aliağa ilçesi Nemrut limanlar bölgesinde bulunan Kyme Antik Kenti’nde İtalyan kazı ekiplerince yaklaşık 25 yıldır sürdürülen kazı çalışmaları son 4-5 yılda kazandığı hızla antik kentin ihtişamını gözler önüne sermeye başladı.

Uzun yıllar İtalyan arkeolog Prof. Dr. Sebastiana Lagona ve ekibi tarafından yürütüldükten sonra bu yıldan itibaren bir başka İtalyan arkeolog Calabria Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Antonio La Marca başkanlığındaki kazı heyeti tarafından Kyme Antik Kenti’nde sürdürülen kazı çalışmalarında önemli ilerlemeler kaydedildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kyme Kazı Temsilcisi Nurhan Ülgen’in girişimleriyle İtalyan kazı ekibinin yanında bu yıl ilk kez Türk arkeologların da kazılarda yer aldığı Kyme’de, kentin agora ve sütunlu cadde ile konut yapılarının bulunduğu alanların yanı sıra kentin amfi tiyatrosu gün ışığına çıkarılmaya başlandı.

Kazı çalışmalarına katılan Türk arkeologlardan Cenker Atila, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kyme Antik Kenti’nin MÖ 2 binli yıllarda Yunanistan’dan göç eden Aiol’ler tarafından kurulmuş çok önemli bir kent olduğunu söyledi.

İzmir’in kuzeyinden itibaren Aiol’ler tarafından kurulan bir çok kent arasında başkent niteliği taşıyan Kyme’nin, deniz kenarında oluşu ve verimli toprakları sayesinde çok gelişmiş bir şehir olduğunu anlatan Atila, kazılardan elde ettikleri bulgulardan yola çıkarak, o dönemde kentin yaklaşık 100 bin nüfusa sahip olduğunu tahmin ettiklerini söyledi.

-HIZ KAZANAN KAZILAR KENTİ ORTAYA ÇIKARIYOR-

Atila, Kyme’de kazıların düzenli olarak yaklaşık 25 yıldır sürmesine karşın kazılara verilen önemin artmasıyla ancak son 4-5 yılda ilerleme kaydedilebildiğini ifade etti.

Cenker Atila , ”Bütün çalışmaların 25 yıllık bir geçmişi var ama son 4-5 yılda yapılan çalışmalar 20 yıldan daha fazla” dedi.

Antik kentte halen Ege Gübre ve İzmir Demir Çelik firmalarının sağladığı işçi desteği ile 4-5 sektörde birden kazı yapıldığını belirten Atila, şunları kaydetti:

”Bunlardan en önemlisi ilk defa tiyatroda çalışmaya başladık ve tiyatroyu tamamen ortaya çıkartıp restore edilip, belki ileride çeşitli etkinliklerin düzenleneceği bir alan haline getirmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda agorada kazı çalışmalarımız devam ediyor. Kent, Roma döneminde şehir merkeziyken, MS 2’nci, 3. yüzyılda terk ediliyor ve sonraki yüzyıllarda muhtemelen kutsal bir alan haline getiriliyor. Bunu da agora bölümünde ortaya çıkardığımız en erken kilise yapısından anlıyoruz.”

-İYİ KORUNMUŞ BİR ANTİK KENT ORTAYA ÇIKIYOR-

Kazıların, Kyme Antik Kenti’nin işlevini tamamladıktan sonra üzerinde yakın dönem yerleşimlerine sahne olmaması nedeniyle çok iyi durumda olduğunu gösterdiğini ifade eden Atila, şunları kaydetti:

”Kazılarla çok güzel bir kent ortaya çıkacak. Çünkü çok tahrip görmemiş, biz arkeolojide kentin tabaka tabaka her evresinin üstü üste olmasına ‘stratigrafi’ diyoruz. Mesela Foça ve Urla’da bulunan antik kentler, bugün var olan şehirlerin altında kaldıkları için inşaatlarla çok tahrip görüyorlar. Bu kümede böyle bir tahrip olmadığı için bir kenti oluşturan bütün dini, resmi, sosyal ve sportif yapılar muhtemelen çok güzel korunmuş vaziyette. Bir tek tiyatromuz, çok dik bir yamaçta kurulu olduğu için zamanla erozyonlarla tahrip olmuş. Ama karşı yamaçta, villa olarak değerlendirebileceğimiz çok güzel bir Roma dönemi evimiz var. Hemen ileri tarafta çok güzel bir sütunlu caddemiz var. O açıldığında görsel güzelliği yüksek bir görünüm arz edecek. Sonuç olarak, bu kazılarla belki Bergama, Efes kadar olmasa da onlara çok yakın bir şehir elde edeceğimizi umuyoruz.”

-1700 YILLIK MEZARLARIN SÖYLEDİKLERİ-

Atila, kazıların bu yılki bölümünün önemli buluntularından birisinin de MS 4-7. yüzyıllardan kaldığı tahmin edilen mezar alanı olduğunu bildirdi.

Geç Roma-Erken Bizans dönemi mezarların, kentin kutsal alan haline dönüştüğü dönemde inşa edilen kilise yapısının hemen bitişiğinde bulunduğunu ve şu ana kadar sanduka tipinde 28 mezarın kazıldığını anlatan Atila, şöyle devam etti:

”Mezarların içlerinde değişik konumlarda gömülmüş iskeletlerle birlikte çeşitli sunular, ok uçları, cam parfüm şişeleri gibi değerli eserler bulundu. Özellikle bronz malzemeler çok fazla. Kadın mezarlarında parfüm şişesi, küpe gibi kadınlara yönelik eşyalar bulunurken, erkek mezarlarında da bıçak, ok ucu gibi erkekle, savaşla ilgili sunular bulunmakta.”

Atila, mezarların ait olduğu MS 4-7. yüzyılların, bölgede savaşların, hastalıkların çok yoğun olduğu, Roma İmparatorluğu’nun artık gücünü yitirmeye başladığı, ikiye bölündüğü, Bizans’ın da tam olarak güçlü devlet haline gelemediği bir dönem olduğuna işaret etti.

Dolayısıyla bu dönemde halkın çok fakir olduğunu ve yerleşimlerin sürekli istilalara, isyanlara açık durumda olduğunu anlatan Atila, şu bilgileri verdi:

”Mezarlarımızın çoğu da bu döneme ait mezarlar. Muhtemelen ya hastalıktan ya da savaştan ölmüşler. Çünkü bir mezarda aynı anda 4 tane gömü gördük. Bu genelde çok nadir bir durumdur. Aynı anda ölmediği sürece bu tür sanduka mezar dediğimiz, bir kişi için yapılmış mezarlarda bir kişi gömülür, fakat burada mezar bir kişiye göre yapılmış olmasına rağmen 4 kişi gömülmüş. Bu dönemde çok yoğun ölüm olduğu için alan sorunu da var. Bu nedenle mezarlar üst üste yapılmış. Mezarlar 5-10 yıl öncekini tahrip ederek bir diğer mezarın üzerine yeniden yapılmış. Ama bu mezar, bize aynı aileden 4 kişinin birden öldüğünü gösteriyor. Çünkü, bu mezarda hiçbir iskelet bozulmamış, aynı şekilde korunmuş. Bu mezarda hiç tahrip olmamış altta iki tane 15-20 yaşlarında çocuk, onların üzerinde de iki tane daha yaşlı iskelet bulduk. Bu, tabi antropolojinin ilgi alanı, hangisi erkek, hangisi kadın; ama muhtemelen anne, baba ve çocukları diye düşünüyoruz.”

-BELEDİYE, MÜZE KURULMASI İÇİN ÇALIŞMA YAPACAK-

Kyme Antik Kenti’nde hızlanan kazı çalışmaları, bugüne kadar sadece bir sanayi kenti olarak bilinen Aliağa’ya yeni değerler katacak olması dolayısıyla yerel yöneticiler tarafından büyük bir dikkatle takip ediliyor.

Kazı alanını sık sık ziyaret ederek arkeologlardan çalışmalar ve buluntularla ilgili bilgi alan Aliağa Belediye Başkanı Ömer Turgut Oğuz da yaptığı açıklamada, Kyme’nin sadece Aliağa için değil, elde edilen bulgular ışığında Türkiye için önemli bir değer olduğunu söyledi.

Oğuz, Kyme’nin kazılarla ortaya çıkarılmaya başlanan amfi tiyatrosuyla, yamaçlardaki zengin evleriyle, agorası ve sütunlu caddesiyle görsel yönden görülmeye değer bir yer haline gelmeye başladığını ifade ederek, ”Bizim de bu kentin artık tanıtımını yapmamız gerekiyor. Şimdiye kadar kazılarda bu hızı yakalayamamışlar ama bundan sonra hız yakalandı, yerler tespit edildi. Sanıyorum 2-3 seneye kadar hem tiyatromuz, hem evler, hem meydan ortaya çıkacak ve burasının gelecek 2-3 senede bayağı ziyaret edilen bir yer olacağını tahmin ediyorum” diye konuştu.

Kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin de Aliağa’da sergilenmesini istediklerini belirten Oğuz, bunun için bir müze projesini hayata geçirmek için çalışma yapacaklarını bildirdi.

10.09.2009 Zaman