Türk Arkeolojisi Parmakla Gösterilir

603

turk-arkeolojisi-parmakla-gosterilirSualtı araştırmaları konusunda dünyada en önemli 10 merkezi arasında Türkiye’nin de bulunduğunu belirten Prof. Dr. Hayat Erkanal, “Urla Limanreis kazılarını istikrarlı bir şekilde sürdürüyoruz” dedi.

2600 yıllık teknenin benzeri olan Kybele ile 2600 yıl önceki rotayı izleyerek Foça’dan Marsilya’ya uzanan zorlu bir yolculuk gerçekleştiren Prof. Dr. Hayat Erkanal ile arkeoloji ve sualtı kazılarıyla ilgili konuştuk. Uzun yıllardır Urla’da Limanreis kazılarını yürüten Erkanal, çalışmalarını istikrarlı şekilde sürdürdüklerini anlattı. Her yıl hem Türk hem yabancı öğrencilerin aralarında bulunduğu dev bir ekiple çalıştıklarını belirten Erkanal, binlerce eseri günyüzüne çıkardıklarını dile getirdi. Sualtı kazılarıyla ilgili bilgiler veren Erkanal, yaşadıkları zorlukları da bizlerle paylaştı.

* Sualtı kazılarınız ne durumda?

– Denizdeki çalışmalarımız devam ediyor. Bu dönemlerde çok fazla rüzgar var. Dalga yüksek olduğu için sığ alanlarda çalışıyoruz. Sığ alanlarda çalışmak deniz altında çok riskli bir iş, dalga 10 metre derinliğe kadar çalışmaları etkileyebiliyor. O nedenle dalga yüksek ve rüzgar olduğu zaman bu çalışmalarımızı durdurmak zorunda kalıyoruz. Daha önceki yaptığımız çalışmalarda özellikle Kanadalı uzmanların katkısıyla Karantina Adası’ndan Polis Kampı’na kadar çok geniş bir bölgenin yerleşim alanı olduğu, bir zelzele sonrasında çökme meydana geldiğini tespit ettik. Burada, neredeyse karadaki kadar denizin altında da kazı yapmamız gereken bir alan var. Dolayısıyla su altında çok daha aktif olmamız gerekiyor. Bu nedenle burada bir kampus oluşturmamız lazım. Bu kampus şimdiye kadar Türkiye’deki çalışmalar içinde en önemlisi olacak. Bu sene dökumantasyon çalışması yapıyoruz. Bunun için de gerekli olan dinlendirme havuzlarını inşa ettik. Su tesisleri takıldı. Önümüzdeki yıllarda çıkarmaya başlanacak. Ankara Üniversitesi sualtı ünitesini kurmakla büyük bir fedakarlık örneği gösterdi. Sualtı çok masraflı bir iştir. Sualtında araştırmalar var ama bizim dışımızda fiilen kazı yapan yok. Amerika’da uzmanlar dünyada en önemli 10 sualtı araştırma merkezlerini sıraladılar ve bu ilk 10’un içine bizi de koydular.

* Kurmayı planladığınız müze ne durumda?

– Gümrük ve Tekel Müdürlüğü’ne ait bir bina var. Urla Belediyesi sembolik bir parayla satın aldı ve Ankara Üniversitesi’ne tahsis etti. Burayı üniversite müzesi olarak tahsis edeceğiz. Tarihi bir bina olduğu için restore etmek kolay değil. unların ilgili kurullardan geçmesi gerekiyor. İlgili kurumlar müsaade etti. Yeni bir bina kursaydık şimdiye müzeyi oluşturmuştuk. Ama inşallah kampus alanı inşa edilirken müze binasını da ortaya çıkaracağız. Daha çok sualtı arkeoloji müzesi olarak tanzim edilecek ve Bodrum’dan sonra ikinci müze olacak. Bunun dışında karadan çıkan eserleri de belli ölçüde sergileyeceğiz. Üniversite müzesi olduğu için bulduğumuz eserleri bakanlığın müzelerine vermek mecburiyetindeyiz. Bu arada da bazı eserler için izin alınacak.

* Bir de arkeopark projeniz var…

– Evet arkeoparkın çok büyük ses getireceğine inanıyorum. Çıkardığımız batıkları da burada sergilemek istiyoruz. Denizcilik tarihiyle ilgili buluntularımız var. Sualtı kazılarından çıkan en eski ahşap ve metal çapa örnekleri de sergilenecek. Halkın bu konuda daha fazla aydınlanmasını istiyoruz. 16 bin metrekarelik alana kütüphane, konferans salonu, depo ve labaratuvarlar olacak. Misafirhane, sergileme alanı da olacak. Ortasında doğal göl olacak. Plan, Sayın Mustafa Koç’un desteğiyle yapıldı. Belediyeye bu projeyi verdik, onaylanmasını bekliyoruz. Hızlanması ödeneğe ve bulabilirsek sponsorlara bağlı. İnşaat şirketi size 3 ayda teslim ederim diyor.

UYGULAMALI TARİH

– Arkeopark projisinin içinde inşa edeceğimiz 4-5 bin yıl öncesini yansıtan ev çok ilgi çekecek. Genelde vitrinlerde eserleri sergiliyoruz, kap-kacak diyoruz ama bu eşyaların nasıl kullanılacağına dair bir fikir vermiyoruz. Tarih öncesi çağlarda nasıl un yapıldığın kimse bilmez. Un yapımında kullanılan taş aleti koyarsınız vitrine adam bakar geçer. Ama biz içine buğdayı koyacağız adama un yaptıracağız, dokuma yaptıracağız, maden döktüreceğiz. Ne yerler ne içerler nasıl zaman geçirirler, bunları insanlara bizzat yaşatacağız. 4-5 bin sene öncesine götüreceğiz. O günün şartlarını yaşayacak. Bundan sonra hiç unutmayacak.

KAYNAKLAR YETERLİ

* Türkiye’de devletin sosyal bilim araştırmalarına yeterli desteği vermediği söylenir. Arkeologlar da yaşıyor mu bu problemi?

– Eskiden ‘Niye şunu yapıyorsunuz, niye bunu yapmıyorsunuz’ dendiğinde ‘Ödenek ayrılmıyor’ denirdi. Ama bugün durum farklı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın elinde büyük bir kaynak var. Bu kaynak da ören yerleri ve müzelerden gelen paralar. Bunlar şimdiye kadar farklı yerlerde kullanılırdı. Ama Sayın Atilla Koç döneminden itibaren bütün bu döner sermaye kaynakları arkeolojik kazılar yönlendirildi. Artık öyle bir hale geldi ki birden bire kaynak bolluğu oldu Türkiye’de. Hatta bazı meslektaşlarımız bunları harcayamayıp iade etmeye başladı. Bugün Türkiye’de para olmadığı için yapılamayan herhangi bir kazı yoktur. Yalnız bu kazılar kontrol altına alındı. Bundan sonra Türkiye’de yabancı kazı olmayacak. Bu, Yunanistan’da da komşu ülkelerde de uygulanan bir yöntem. Bunun yanında da randıman isteniyor. Bu nedenle genç arkadaşlarımıza da iş düşüyor.

BİLİMSELLİK ÖNEMLİ

– Eser ortaya çıkarmak güzel birşey ama bunun bilimsel yöntemlerle çıkarılması ve bunların tanıtımının tam yapılması da isteniyor. Kaynak sorunu kalmadı ama şartlar da ağırlaştı. Bunun dışında TÜBİTAK da uzun senelerden beri kazılara para vermeye başladı. TÜBİTAK’tan da ilk kazı parası alan yer burasıdır. Şimdi TÜBİTAK’ta da sosyal bilimler grubu oluşturuldu. Arkeoloji de bunu içine sokuldu yeterli miktarda destek vermeye başladı. Türk arkeologları önemli sonuçlar ortaya koymaya başladılar. Bu da sevindirici birşey. Arkeoloji Türkiye’de sosyal bilimler alanında uluslararası alanda isim yapmış ün yapmış birkaç bilim dalından bir tanesidir. Özellikle genç arkadaşlarımız büyük bir çaba gösteriyorlar. Eskiden gelen bu geleneği bozmadılar. Türk arkeolojisi dediğimiz zaman parmakla gösterilir.

Bölgeye katkı sağlıyor

* Burada uluslararası etkinlikleriniz de oluyor..

– Avrupa Topluluğu’nun bir arkeoloji projesi var. Orada bir komisyonon başkanlığını yapıyorum. Hatta geçen sene burada bu komisyonun toplantısı yaptık. Onun genel toplantısını da 2010’da inşallah yine Urla’da yapacağız. Bir de Teksas Üniversitesi’yle ortaklaşa uluslararası alanda bir sualtı arkeolojisi sempozyumu yapmak istiyoruz. Böyle etkinliklerin bölgeye de katkısı oluyor.

22.09.2009 Yeni Asır