Eskişehir’in Seyitgazi ilçesi yakınlarında yaklaşık 5 yıldır sürdürülen Keçiçayırı kazılarında bulunan Neolitik döneme ait çanak ve çömleklerin tüm Kuzeybatı Anadolu’nun bilinen en eski çanak ve çömleği olma özelliğini taşıdığı bildirildi.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Efe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Keçiçayırı’ndaki kazıların Eskişehir Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü başkanlığında 5 yıldır devam ettiğini söyledi.

Bu yıl kazıların Cıbırada Tepesi’ndeki kale surunun batı tarafında ve tepenin kuzeyinde yangın geçirmiş evlerin bulunduğu kesimde yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Efe, şöyle konuştu: “Söz konusu evlerin tabanları altında yapılan kazılarda ise umulmadık bir şekilde erken Neolitik dolguyla karşılaştık. Burada bir mekanı çevreledikleri anlaşılan, batı, doğu ve güney profilleri boyunca üç taş temel ortaya çıkarıldı.

Mekanın tabanına yaklaşık 1 metre derinlikte ulaşıldı. Taban üzerinde, tuğla ve seramik parçalarının yerleştirildiği bir fırın tabanı ve bunun hemen yanında, 40 santimetre derinliğinde zemine oyulmuş. Fırına ait bir küllük ortaya çıkarıldı.

Taban üzerinde çanak çömleğe ait parçalar ele geçirildi. Roma malzemesiyle karışık da olsa Neolitik döneme ait bir adet mermi çekirdek parçasını ortaya çıkardık. Bu da önemli bir buluntudur. Bu tip çekirdek Keçiçayırı’nda bugüne kadar elde ettiğimiz tek örnek.”

-ERKEN NEOLİTİK DÖNEME AİT DOLGULAR-

Prof. Dr. Efe, Cıbırada Tepesi’nin batı yamacında sur ve sura bitişik yapıları açığa çıkarmak amacıyla güneyden kuzeye doğru açmalar yaptıklarını belirterek, çalışmaları sırasında dönemin yerleşimine ait bir kapı ortaya çıkardıklarını bildirdi.

Sura bitişik evlerin arka kısımlarını ortaya çıkardıklarına değinen Efe, şunları söyledi: “Kuzeye devam eden sur kapıda kesilerek 5 metrelik bir açıklık yaptıktan sonra tüm yamaç boyunca kuzeydoğuya doğru kıvrılıyor. Söz konusu bu açıklığın iki yanında doğuya doğru daralarak uzanan kalın duvarlar, girişin kuzey ve güney kanadını oluşturur. Çalışmalar sırasında içinde fırın bulanan bir odaya da ulaştık. Girişin yaklaşık 3 metre doğusunda çoğunlukla küçük taşlardan inşa edilmiş ve yer yer tahrip olmuş bağımsız bir yapının bir kısmını da ortaya çıkardık. Sur ve sura bitişik olarak inşa edilmiş evlerin arka kısımları ortaya çıkartıldı. Bugüne kadar tamamen çıkarılmış üç odanın tabanları altında derinleşilerek erken Neolitik döneme ait dolgulara ulaşıldı. Kalenin kuzeyinde sura dayalı odaların açığa çıkarılmasının ardından bir odada çanak çömlek buluntularına rastladık. Bunlar büyük oranda küp ve irili ufaklı çömlekler ile parçaları.” –

“KALINTILAR, GÜNÜMÜZDEN 10-11 BİN YIL ÖNCESİNE AİT”-

Prof. Dr. Efe, kalede olası erken dönem yerleşmesini araştırmak amacıyla oda tabanının altına inilip ana kayaya ulaşılmaya karar verdiklerini ifade ederek, “Söz konusu dolgunun üzerinde Çatalhöyük ve Bademağacı gibi bazı yerleşmelerden bilinen ve erken Neolitik döneme ait pervaz dudaklı bir kase parçası ele geçirdik” dedi.

Daha sonra söz konusu yerde yoğun bir şekilde Neolitik döneme ait taş aletler, boncuklar, ezgi ve öğütme taşı parçalarıyla çanak ve çömlek parçaları ele geçirdiklerini bildiren Efe, şunları kaydetti: “Yapının içinde çok sayıda alet ve Neolitik dönem için karakteristik olan ağız kenarı parçalarıyla gövde parçaları ele geçirildi. Bu tür kalıntılara daha önce Suriye’nin kuzeyi, Güneydoğu Anadolu ve Konya’da rastlanmıştı. Bu kalıntılar günümüzden 10-11 bin yıl öncesine ait. Burada ele geçirilen Neolitik çanak ve çömlek, tüm kuzeybatı Anadolu’nun bilinen en eski çanak çömleği olma özelliğini taşıyor.” Prof. Dr. Efe, kaleye ait surun geri kalan kısmının ortaya çıkarılması ve yangın geçirmiş mekanların daha sonra yapılabilecek kaçak kazılarla tahribine engel olunabilmesi için Keçiçayırı’ndaki kurtarma kazılarına devam edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

15.11.2009 Milliyet