Rhodiapolis Antik Kenti’nde Önemli Bulgular

708

rhodiapolis-antik-kentinde-onemli-bulgularAraştırma Görevlisi Emrah Akalın da kazılar sırasında hastane ve tedavi odaları bulduklarını belirtti.

Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Rhodiapolis Antik Kenti kazıları, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) ile Kültür ve Turizm Bakanlığının iş birliğiyle sürdürülüyor.

AÜ Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe, basın mensuplarıyla Rhodiapolis Antik Kenti kazı yerinde incelemelerde bulundu.

AÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. İsa Kızgut, Rektör Kurtcephe ile gazetecilere kazılarla ilgili bilgi verdi.

Rhodiapolis Antik Kenti’nde kazılara 4 yıl önce başlanmasına rağmen önemli yapı ve bulgulara rastladıklarını belirten Kızgut, kazılarda ortaya çıkarılan yapıların çoğunun Roma ve Bizans dönemine ait olduğunu, iki yapı ile mezarın Helenistik dönemi kapsadığını, MÖ 4. yüzyıla kadar uzanan yapılar olduğunu söyledi.

Kazılarda üç farklı yaşam belirlediklerini kaydeden Kızgut, bu bölgede ortaya çıkan bazı yapıların dükkan amaçlı kullanıldığını tespit ettiklerini bildirdi.

2 BİN 300 YILLIK TİYATRO

Kazılarda 2 bin 300 yıllık tiyatro ortaya çıkardıkları belirten Kızgut, depremlerde bir kısmının zarar gördüğünün ve Roma döneminde restorasyonunun yapıldığının belirlendiğini, bin 400 kişilik antik tiyatro binası ve sahnesinin gerçeğine uygun şekilde 2-3 yıl içinde restore edileceğini söyledi.

Tiyatro sahnesinin arkasında ise döneminin en önemli hayırseveri ve bankeri Opramoas adına yapılan bazı anıtlar olduğunu vurgulayan Kızgut, şöyle konuştu:

”Kazılarda ortaya çıkarılan yapıların hepsi Roma ve Bizans dönemine ait. Roma döneminde yapılmış, Bizans döneminde restore edilmiş, onarılmış, kurulmuş. Son depremler ve veba salgını nedeniyle Rhodiapolis Antik Kenti terk edilmiş, insanlar başka yerlere göçmüş veya daha aşağılara inmiş. Bu kentin kesinlikle tamamen yok olduğuna inanmıyoruz. Patara’da yapılan kazılarda çıkarılan kemiklerin DNA sonuçları bize aynı bölge insanının DNA’larını verdi yani insanlar yok olmuyor, bir şekilde yaşamını sürdürüyor. Likya bölgesinin nüfusu 7. yüzyılda büyük yara alıyor, veba salgını nedeniyle nüfus 5’te 1 oranında düşüyor. Antik dönemlerde insan nüfusunun azalmasında sadece depremlerin değil salgın hastalıkların da etkisi var. Rhodiapolis, doğu Likya’nın sınır kenti. Likya bölgesi bundan sonra bitiyor. Zengin verimli arazilere sahip bir kent.”

”21. YÜZYILIN OPRAMOAS’INI ARIYORUZ”

Kazılarda tandır kuyuları ve mutfak bulduklarını bildiren Kızgut, Likya kentleri arasında Rhodiapolis’un önemli yer tuttuğunu belirtti.

Bu kentin en önemli özelliğinin dönemin ilk bankeri ve yardımseverliğiyle tanınan Opramoas olduğunu kaydeden Kızgut, şunları söyledi:

”Likya bölgesi, Akdeniz tabanlı büyük bir deprem yaşıyor. Bütün kentler büyük zarar görüyor. Opramoas sadece Phodiapolis’te değil Anadolu’da da çok ünlü bir kişi. Çok zengin. Bu zenginliğini de bütün Likya kentlerine yaptığı yardımlarla gösteriyor. Zarar gören kentlere önemli yardımlar yapıyor. Zarar görmüş yapıları ayağa kaldırıyor, onartıyor. Bu nedenle bütün Likya kentlerinin hemşehrilik beratları var. Rhodiapolis’te ve annesinin yaşadığı hemen bu kentin yakınında bulunan bir başka kentte yaşayan fakirlere yardım ediyor. Öğrencilere burs, evlenecek kızlara çeyiz parası veriyor. Opramoas’un hangi kente ne kadar yardım ettiği yazıtlarda anlatılıyor. Para kazanmak için de bankerlik yapmış. Belki dönemin ilk bankerlerinden biri. Bizim bulduğumuz ilk banker. Bulduğumuz bu anıt ayağa kalkacak. 21. yüzyılın Opramoas’ını arıyoruz bu antik kenti yeniden ayağa kaldırmak için.”

Kentin en önemli noktası olan agorada oturma sıraları, heykeller, önemli yazıtlar ve halka duyurulması gereken yazıtlar bulunduğunu ifade eden Kızgut, kent halkının bir dönem vergiler nedeniyle sıkıntıya düştüğünü, bu yüzden imparatordan vergi indirimi talebinde bulunduklarını kaydetti.

Kızgut, İmparatorun vergi indirimi konusunda yardımcı olacağını bildirmesi üzerine agoraya anıt dikildiğini söyledi.

HASTANE VE TEDAVİ ODALARI

Kazı Başkan Yardımcısı Araştırma Görevlisi Emrah Akalın da kazılar sırasında hastane ve tedavi odaları bulduklarını belirtti.

Üç girişli bir yapı ve burada su tedavisi ile telkin odalarını gün yüzüne çıkardıklarını ifade eden Akalın, ”Hastanede su tedavisi yapılıyor, telkinlerle hastalar iyileştiriliyor. Hastanede masaj odaları, yağlanma odaları ve telkin odaları var. Tedavi odalarında küçük krem kaşıkları, iğneler bulduk, yatakhaneler de var. Ayrıca kütüphane var. Ancak ortaya çıkan yapıların ve yazıtların tam anlamıyla işlevlerini çözemedik. Çözmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

Kentte su kaynağı olmadığı için suyun çok değerli olduğunu kaydeden Akalın, o dönemde çatı sularını oluklara, olukları sarnıçlara yönlendirip depoladıklarının ortaya çıktığını bildirdi.

Kazı bölgesinde yuvarlak bir yapı bulunduğunu, mimarisine bakılarak bunun tapınak veya mezar olduğunu düşündüklerini belirten Akalın, ”Rhodiapolis Antik Kenti, moloz ve küçük taşlar kullanılarak yapılmış. Yapı duvarlarında bir sıva tabakası, sıvaların üzerinde mermer parçaları var. Duvarların tamamı mermer levhalarla kaplıymış. Roma döneminde binalarda kullanılan harç bugün de var. Roma dönemindeki çimento günümüzde de aynen var. Ortaya çıkarılan yapılar Roma dönemi yapıları olduğu için çimentoyla birleştirmişler.”

24.11.2009 Haber Türk