Marmaray’ın Altında Akbabalar, Filler Var

597

Bugüne kadar Marmaray kazılarında birçok tarihi eser gün yüzüne çıktı. Kazılarda bulunan hayvan iskeletleri en az tarihi eserler kadar ilginç. Yenikapı’da alageyikten file, akbabadan maymuna birçok hayvanın yaşadığı, Bizanslıların terrier beslediği görülüyor. Prof. Dr. Vedat Onar, dönemin en çok tüketilen balığının da orkinos olduğunu söylüyor.

Bugüne kadar Marmaray kazılarında elde edilen tarihi eser ve kalıntılarla ilgili birçok bilgi paylaşıldı kamuoyuyla. Neredeyse altı yıllık büyük bir emeğin sonucunda gelinen nokta oldukça ilgi çekici. Her ne kadar Türkiye’de basına yansıyanlar büyük oranda işin popüler kısmıyla sınırla kalsa da herbiri alanında uzman onlarca akademisyen ve araştırmacının elde ettiği sonuçlar, tüm dünyada heyecanla bekleniyor.

Kazılarla ilgili son gelişmeleri konuşmak üzere Yenikapı’daki kazı alanında İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü ve Marmaray Kazıları Başkanı Dr. Zeynep Kızıltan ile buluştuk. Bugüne kadar yapılanlarla ilgili genel bilgiler veren Kızıltan, Üsküdar’daki kazıların hemen hemen tamamlandığını söylüyor.

Osmanlı dönemine arasta ve tabakhane ile 12-13’üncü yüzyıla ait apsisli bir yapı çıkardıklarını anlatan Kızıltan, Yenikapı’daki çalışmaların sadece İstanbul için değil tüm dünya için özel bir önemi olduğunu belirtiyor: “Özellikle yüzlerce yıl İstanbul’un sebze ve meyve bahçeleri olarak bilinen ve Osmanlı Dönemi’nde ‘Vlanga’ olarak adlandırılan Yenikapı’da, Bizans Dönemi’nin önemli limanlarından olan Theodosius Limanı gün ışığına çıkarıldı.” Kızıltan arkeolojik kazılarda, toplam 34 tekne tespit edildiğini ekliyor. Bu çalışmayla Bizans döneminin denizciliği, ticareti, günlük yaşamı, dini inançları, ekonomisi ile ilgili birçok somut bilgiye de ulaşılmış oldu.

HİÇBİR ÇALIŞMA AKSAMIYOR

Kızıltan, Marmaray ve metro kazılarının bir arada yürütüldüğü Yenikapı’da artık sadece metro alanındaki araştırmalara devam ettiklerini söylüyor: “Yenikapı her iki istasyonun entegre edileceği yer. 13 metrelik kültür dolgusu kazdık ve bölgenin jeolojik toprağını bulduktan sonra çalışmamızı sonlandırıp alanı Marmaray ekibine devrettik. Onlar şu an İstanbul’da yaşayanların yaşamını kolaylaştırmak ve İstanbulluların çağdaş bir ulaşım aracına sahip olmaları için çaba sarf ediyorlar. Biz ise İstanbul’un geçmişinde yaşamış olan insanların izlerini sürüyoruz. Sonuçta çabamız ortak noktalarda buluşuyor ve onlar da bunun bilinci içinde. Bu alanın arkeolojik park olması ve bir de müze yapılmasıyla ilgili çalışmalar da sürüyor.”

KAZI ALANI TIPKI BİR OKUL GİBİ

Yenikapı’daki kazı alanının sorumlusu arkeolog Sırrı Çölmekçi de üçlü vardiyalar halinde çalışmaların kesintisiz devam ettiğini söylüyor. Arkeolog ve araştırmacılarla birlikte yaklaşık 200 kişinin ve 10 üniversitenin ortaklaşa yürüttüğü bu kazılarda arkeologların dışında adli tıp, veteriner ve orman fakültelerinden uzmanlar da görev alıyor. Yenikapı kazılarında bugüne kadar yaklaşık 25 bin eser tespit edildi. Buluntuların en önemli özelliği, dönemin ticareti, günlük yaşamı, ekonomisi ve dini inançları ile ilgili bilgiler vermesi. Gemi sahiplerinin isimleri ve nereli olduklarının yazılı olduğu pişmiş toprak levha, taş ve demir çapalar, batık teknelere ait makara, halat gibi buluntular ile 10’uncu yüzyıla tarihlenen amfora gövdesi üzerine kazınmış gemi betimi, dönemin gemiciliği ve gemi tipleri hakkında bilgi vermesi açısından önemli. Ayrıca takunya, kaşık gibi onlarca çeşitte, yaklaşık 2 bin 500 adet ahşap eser bulundu. Athena büstü şeklinde kantar ağırlığı, bronz terazi, kurşun yazıtlar, ekmek damgaları, İsa heykelciği, haçlar, İsa betimli cam kâseler, fildişi ve kemik aletler de dönemin günlük yaşamını yansıtıyor.

Sakatat o zaman da yeniyormuş

Hayvan türlerinde çeşitliliğin çok fazla olduğunu söyleyen Prof. Dr. Vedat Onar, İstanbul Yenikapı’da “Bunlar da mı varmış!” dedirtecek hayvanlar sayıyor: “En çok at, eşek, katır, deve iskeleti bulduk. Bizans atlarıyla ilgili dünyada hiçbir veri yoktu. Şimdi bir koleksiyona sahibiz. Alageyik ve devekuşu kemikleri de sık rastladığımız buluntulardan. Bunların dışında maymun, fil, akbaba, ayı, Afrika kedi balığı, yeşil kaplumbağalar, carettalar, köpekbalığı, kılıç balığı, dört boynuzlu koyun da bulduk. En çok rastladığımız köpek cinsi ise terrier. Basık suratlı buldog, boxer gibi köpekler hiç yok. Deve hem yük taşıma hem gıda amaçlı kullanılmış. Sakatat kültürü o zaman da varmış. Hayvanların kafatasları düzgün biçimde kesilmiş ve beyinleri yemek için çıkarılmış. Bu çok çeşitli hayvanların bir kısmı başka yerlerden tüketilmek üzere getirilmiş ama bir kısmı Yenikapı’da yaşamış. Mesela en çok tüketilen balık orkinosmuş.”

Onar, tsunami iddialarına da değiniyor ve “Bu iddiaları at iskeletlerine dayandırıyorlar. Tsunaminin etkisiyle hayvanların denize sürüklendiğini söylüyorlar ama bizim bulduğumuz kemikler bu iddiaları doğrulamıyor. Aksine bu kemikler kesilmiş hayvanlara ait.

Burada bir felaket olmuş olabilir ama hayvanların tsunamiyle öldüğünü söyleyemeyiz.”

10.01.2010 Star Gazetesi