Kibyra 10 yıla kalmaz tur şirketlerinin cazibe merkezi olur!

Geçtiğimiz yıl ortaya çıkarılan Medusa Başı ile Türkiye’nin gündemine oturan Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti, bu yılda adından söz ettireceğe benziyor. 2006 yılında, Burdur Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü Başkanlığı’nda başlatılan ve 2008 yılında da Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde Arkeoloji Bölümü açılması ile birlikte, üniversite bünyesinde devam eden kazılar, bu yıl daha geniş bir kazı ekibi ile devam edecek.

Kibyra’daki kazı çalışmalarını bu sene, MAKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Şükrü Özüdoğru ve Yrd. Doç. Dr. Eray Dökü’nün yanı sıra, daha önce Belçika’dan gelerek, Sagalassos antik kentinde yürütülen kazı çalışmalarına katılan Yrd. Doç. Dr. Hannelore Vanhaveibeke ve daha sonra ekibe katılacak olan Yrd. Doç. Dr. Gülşen Dikbaş birlikte yürütecekler.

Kibyra antik kentinde, bugüne kadar yürütülen ve bundan sonra yürütülecek olan çalışmalarla ilgili bilgi veren Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Şükrü Özüdoğru, daha geniş katılımlı bir ekiple çalışmalarının devam edeceğini, Kibyrayı 10 yıllık bir çalışmanın ardından, turlarla gezilebilir bir kent haline getirmeyi amaçladıklarını belirtti. Kibyra’da 2006 yılından bu tarafa yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Şükrü Özüdoğru,“ Kibyra kazı çalışmalarına, 2006 yılında Burdur Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü’nün başkanlığında başladık. Kazı başkanımız, Burdur Müze Müdürü Hacı Ali Ekinci’ydi. Kibyra’da kazılara başladığımızda Akdeniz Üniversitesi’ne bağlıydık. Bu nedenle, ilk etapta asıl amacımız; Burdur’a bağlı Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde bir arkeoloji bölümü oluşturmak ve Kibyra’da bu arkeoloji bölümünün araştırma sahası haline getirmekti. Bu amacımızı, 2008 yılında, Sayın Rektörümüz Yrd. Doç. Dr. Eray Dökü’yü ve beni üniversitesine dahil etti. Daha sonra, Belçikalı Hocamız, klasik arkeolog Hannelore Vanhaveibeke bize katıldı. Şimdi de Almanya’da doktorasını yapmış, Akdeniz Üniversitesi mezunu, Burdurlu bir bayan hocamız, Yrd. Doç. Dr. Gülşen Dikbaş bize katılacak. Böylece, arkeoloji bölümünde 4 hoca olarak görev yapacağız ve Kibyra kazılarını yürüteceğiz.” dedi.

Kibyra kazılarını, üniversite bünyesinde devam ettirmek istediklerinin altını çizen Özüdoğru,“Kibyra kazılarını, bugüne kadar müzenin başkanlığında yaptık. Fakat, kazıların üniversite bünyesinde devam etmesi için, ben bakanlığa başvuru dosyasını gönderdim. Yazın, Sayın Bakanımız Ertuğrul Günay’ın, Kibyra’yı ziyareti sırasında, bu kazıların üniversite kazısı haline geleceğine dair söz almıştık. Arkeolojik kazılar kollektif bir çalışmayı gerektiriyor. Bu nedenle, kalabalık bir ekiple çalışacağız. Bunun içinde, biyologlar, jeologlar, epikraflar, haritacılar, mimarlar gibi farklı alanlarda görev yapan, uzman arkadaşlarımızın da yer almaları gerekiyor. Bugüne kadar, kazılar esnasında, iki farklı üniversiteden jeolog arkadaşlarımız vardı. Harita işlerimizi özel şirketlere yaptırıyorduk. Bundan sonra, diğer üniversitelerle de işbirliği yaparak, uluslararası düzeyde bir ekip oluşturacağız. Sagalassos ekibi gibi, ekibimiz büyüyecek.” diye konuştu.

Kibyra’da yapılan kazı çalışmaları ve çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılan bölümlerle ilgili de bilgi veren Yrd. Do. Dr. Şükrü Özüdoğru, “Kibyra kazılarının ilk yılları için, temizlik çalışmaları adı altında izin alınmıştı. Bizim kazılardaki asal amacımız; müzenin başkanlığında, kısmen çalışması başlayan alanları tamamen açıp temizlemekti. Bunun için, öncelikle stadyonda kazı çalışmalarını başlattık. Müze Müdürlüğü, daha önce Kibyra stadyonda temizlik çalışması yapmış ve belirli bir kısmını açmış. Hatta, ilçe halkının talepleriyle, orada bir düğün bile yapılmış. Biz daha sonra, yaptığımız çalışmalarla orayı temizleyerek, tamamen açtık. Bu yıl 4. sezonumuz bitti. Şimdi, ikinci büyük yapımız olan, meclis binası veya odeon dediğimiz müzik odası ve kışın tiyatro olarak kullanılan, dört bin kişilik kapalı bir yapıydı. Orada da müze, geçtiğimiz yıllar da çok kısa süreli bir kurtarma kazısı yapmış. Bu yıl biz oranın içini tamamen temizledik ve boşalttık. Bu senede yine, aynı yapıda ve stadyonda kazılarımız devam edecek. Aynı zamanda, kenti agora çarşı pazarında çalışmalar yapıyoruz. Orada kısmi restorasyon ve konserasyona da geçildi. Çünkü oraya geçmiş dönemde, büyük bir agora kapısı yapılmış, onu ayağa kaldırdık. Kibyra, Efes büyüklüğünde bir kent ve kendi bölgesinde başkent.” dedi.

Kazı çalışmalarında, antik kentin turizme açılması ve Burdur turizmine katkı sağlamasının yanı sıra, bilimsel açından da ön planla olmasının öncelikleri arasında olduğunu kaydeden Özüdoğru, sözlerini şöyle sürdürdü; “İlk hedefimiz; ilçe halkının da istekleri doğrultusunda, hem turizm önceliğimizi, hem de bilimsel önceliğimizi paralel götürmeye çalışmak. Bu nedenle, 5-10 yıllık programımızı bu temel üzerine oturttuk. Kibyra’yı, ilk 10 yıl içinde, turların gelebileceği gezilebilir bir kent haline getirmek istiyoruz. Bu yıl, Kibyra’da yapılan çalışmalar çok ses getirdi. Yani, şu an dahi oraya turlar gelebilir, geziler düzenlenebilir. TRT kanalı geldi orada belgeseller çekti. Daha birçok kanal geldi, kenti tanıtıcı belgeseller çekti. Bu yıl açtığımız meclis binasını, bir anfi tiyatro gibi düşünün. Kibyra Meclis binasının önemi, tek işlevli olmaması. Yani, sadece meclis binası olarak kullanılmamış. Hem müzik evi, hem kışın o mevsimde tiyatro ve stadyum gibi açık alanlar kullanılamadığı için, üzeri kapalı yapılar çok önem kazanıyor. Bu nedenle, meclis binasının içi tiyatro gibi düzenlenmiş ve iç kısmındaki oturma sıraları çok geniş tutulmuş. Oranın orkestra zemininde, kazılarımız sonucunda opussektila denilen renkli mermerlerden bir yer döşemi ortaya çıkardık. Tamamıyle araştırmadık ama İtalya’da, Bulgaristan’da, İskenderiye’de, farklı kentlerde örnekleri var. Ama, Anadolu için mermerden çizilmiş bir medusa resmi olarak şuanda bir örneği yok. Dünyada tek. Bu tabi ses getirdi. Gerçekten de çok iyi korunmuş. Çok küçük tahribatlar var ama bir sezonluk bir çalışma ile onu restore edeceğiz. Tabi orayı restore edip, insanların gezebileceği hale getirebilmek için, kapatmak zorunda kaldık.Bunun içinde projeler hazırlıyoruz, bakanlığa ve TÜBİTAK’a başvurular yapacağız. Hem o binanın restorasyonu, hemde Kibyra ile ilgili daha büyük projeler için TÜBİTAK’a başvurular yapacağız. Umarım hedefimize ulaşırız. Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümünün kurucusu olan ve bizi de yetiştiren Prof. Dr. Fahri Işık, Kibyra’da yaptığı açılış konuşmasında, ‘Biz ilk kez bir kazı çalışmasında, devleti ve halkı anımızda bulduk’ dedi. Genellikle halk bize karşı duruma geçer. Bunun için biz, çalışmamızın başlangıcından bugüne destek veren ve katkı sağlayan başta Burdur Valiliğimize teşekkür ediyorum. Mesala, Türkiye’de ilk kez, bakanlığın parası olmadan Gölhisar’da bize bir kazı evi yapıldı. Valiliğimiz bize bir para ayırdı. Gölhisar Kaymakamlığı ve Gölhisar Belediyesi’de araç, gereç ve para desteğiyle, o binayı tamamladılar. Tamamen imece usulüyle bize çok destek veriyorlar. Biz bu kadar işi, bu kadar zamanda yaptıysak, bunda en büyük pay Gölhisar Belediyesi’nin. Hem geçmiş başkan döneminde, hemde şimdiki başkan döneminde aynı yardımlar devam etti. İlçe halkı da bizi kendilerinden biri gibi benimsedi. Bu nedenle, yukarıda saydığım tüm kişi ve kurumlara, Gölhisar halkına çok teşekkür ediyoruz.”

Kibyra kazı ekibinde bulunan Arkeoloji Bölümü hocalarından Yrd. Doç. Dr. Eray Dökü ise, Kibyra’da 10 yıl boyunca sürdürülecek kazı çalışmaları sonucunda, antik kenti görmek isteyenlerin, ‘Gölhisar’a gidiyorum’ yerine, ‘Kibyra’ya gidiyorum’ demeye başlayacaklarını, antik kentin 10 yıl içerisinde çok önemli bir konuma geleceğini vurguladı. Kibyra Antik Kentindeki stadyonda çalışmalarını yürüten Yrd. Doç. Dr. Eray Dökü,“Ben stadyonda kazı yapıyorum. Biz geldiğimizde, stadyonun çok az bir kısmı açılmıştı. Biz önce oturma sıralarını açmaya çalıştık. Kibyra Stadyonu, Anadolu’nun en büyük stadyonlarından biri. İç ölçüsü, yaklaşık 200 m kadar. Arkeoloji Bilimi açısından çok önemli bir mimarisi var. Bir taraf 21 oturma basamağına sahipken, diğer taraf 7 oturma basamağına sahip. Kibyra antik kenti, yapılan çalışmalarda ortaya çıkan bulgulara bakıldığında, bir çok açıdan Anadolu’da örneği bulunmayan bir yapıya sahip. Kendine has bir coğrafyası, mimarisi ve bezemeleriyle kendine ait bir özelliği var. Roma döneminde, ticaret yollarının tam kavşak noktasında bulunuyor. Böylesine önemli bir konumu var. Kentin ticaretle zenginleşmesi, sanayileşmesine de neden olmuştur” dedi.

Kibyra’da gladyatör dövüşlerinin yapıldığına dair bulgular olduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Eray Dökü, “ Biliyorsunuz, gladyatörlerde turizm demektir. Siz mesela Efes’e gidiyorum diyorsunuz, Selçuk’a gidiyorum demiyorsunuz. Bundan 10 yıl sonra, Gölhisar tabelasının bir üstünde Kibyra yazısı yazacak. Yani insanlar, Gölhisar’a değil, Kibyra’ya gidiyorum diyecekler. O kadar önemli bir kent haline gelecek Kibyra.” diye konuştu.

14.01.2010 Burdur Gazetesi