Yapı Kredi İnsanlık Tarihinde Parayı İcat Eden İlk Uygarlık Olarak Bilinen Lidya Uygarlığını “Lidyalılar ve Dünyaları” İsimli Sergiyle İstanbul’a Taşıdı.

İstanbul’un uluslar arası finans merkezi olması yönündeki çalışmalar ve tartışmalar sürerken, Yapı Kredi, Paranın Uygarlığını İstanbul’a getirdi. Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi, Anadolu Uygarlıkları sergi dizisinin bir devamı olarak modern anlamda ilk metal parayı icat eden Lidya uygarlığına”Lidyalılar ve Dünyaları” sergisi başlığı altında ev sahipliği yapıyor. 19 Şubat ile 20 Mayıs 2010 tarihleri arasında açık kalacak olan serginin açılışı için, nerdeyse tüm ömürlerini Lidya Uygarlığına ilişkin kazılara adayan iki Amerikalı profesör de İstanbul’a geldi.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Genel Müdürü Tülay Güngen, konuyla ilgili düzenlenen basın toplantısında, 1999 yılından bu yana gerçekleştirdikleri Anadolu Medeniyetleri Sergileri’ne bir yenisini daha eklediklerini belirtti. Güngen şöyle devam etti:

“Lidyalılar ve Dünyaları”yla birlikte bugüne kadar düzenlenen Anadolu Medeniyetleri Sergileri’nin on birincisine imza atıyoruz. Bu sergilerle, Anadolu uygarlıklarını bir bütün olarak ele alıyor ve yayımlanan sergi kitapları aracılığıyla da arkeoloji dünyasına kalıcı referans kitapları sunuyoruz. Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi’nde gerçekleştirilen Anadolu Medeniyetleri Sergileri’nin, ülkemizin zengin kültür mirasının farkına varılmasına ve bu kültürün korumasına öncülük ettiğine inanıyoruz.”

-“KAZI BAŞKANI: HARİKA BİR FIRSAT”-

Lidya tarihinin yabancılar tarafından yazıldığını belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Nicholas Cahill de sergiyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Elimizde Lidyalıların kendileri tarafından yazılmış bir tarih bulunmamaktadır. Ancak bu sergideki objeler Lidyalılara bağımsız bir gözle bakarak kendi şartlarıyla tanımamızı sağlamaktadır. Burada Lidya arkeolojisini tarihsel ve kültürel bağlamında görebiliriz. Sergi dünyanın en eski sikkeleriyle birlikte sadece 100 yıllık bir dönem içerisinde en eskiden en yeniye bir sikke dizisini de içermektedir. Bu sergi Lidyalıların nasıl yaşadıklarını, ne yiyip ne içtiklerini, yemeklerini nasıl pişirdiklerini, dinlerini, atlarla ilgili becerilerini, parfüm ve kozmetiklerini, ünlü fildişi işlerini, mühürleriyle mücevherlerini göstermeye çalışmaktadır. Bu sergi ile ilk kez Sardis, Efes, Milet, Gordion ve Lidyalıların hakim olduğu diğer sitelere kadar tüm imparatorluktan Lidya objelerini, tek bir yerde, dünyanın bir diğer belli başlı kültürel merkezi İstanbul’da görmekteyiz. Bu geriye bakmak, Lidyalıları, yaşadıkları dünyayla birlikte, yepyeni ve büyüleyici biçimlerde bir araya getirilmiş olarak incelemek için harika bir fırsattır” diye konuştu.

-ESERLER 5 DEĞİŞİK MÜZEDEN GETİRİLDİ-

Sergiyle ilgili ANKA’ya bilgi veren Genel Müdür Tülay Güngen, Lidya Uygarlığına ait eserlerin Türkiye’nin değişik illerinde bulunan 5 müzeden geldiğini belirterek ” Lidya Uygarlığı mücevher gibi bir uygarlık, ancak tarih sahnesinde maalesef çok kısa kalabilmişler. İlk paranın icadını gerçekleştirerek insanlık tarihine çok önemli bir iz bırakmışlar. Diğer uygarlıklarla ilgili değişik sergiler gerçekleşti ama Lidya uygarlığı ilk kez bir serginin konusu olacak. Her zaman böyle bir fırsat olmayabilir. Bir uygarlığı ait oldukları yerlerden sergilenmek amacıyla da İstanbul’a getirmek hiç de kolay bir iş değil. Lidya’yı tanımak isteyenler tek tek bütün müzeleri gezmek durumundalar. Bu sergi ile biz Lidya Uygarlığı’nın İstanbulluların ayağına getirdik ve bu süre de iki ayla sınırlı” dedi.

-“BUGÜN PARAYA YÖN VERENLERİ DE BEKLİYORUZ”-

Tülay Güngen, serginin tüm İstanbullulara, tarihçilere, araştırmacılara, bilim insanlarına, öğretmenlere ve her kategorideki öğrencilere açık olduğunu hatırlatırken, finans sektöründe çalışanlara da çağrı yaparak ” Bugün paraya yön verenlerin geçmişte paraya yön verenleriyle buluşması önemli. Paranın serüvenini orijinal eserlerle günümüze getirmek için bu sergi günümüz finansçılarına da önemli bir fırsat olacak. Ben şahsen, sergiyi gezenlerin her eserin karşısında uzunca bir süre durup düşünmelerini öneriyorum. Seyirlikten ziyade insanı derin derin düşünmeye davet eden bir dizi eser sergide yer alacak” diye konuştu.

-PARANIN SERGİSİ PARASIZ GEZİLECEK-

Şimdiye kadar Hitit, Urartu, troya, Frigya ve Afrodisyas uygarlıklarına ilişkin eserleri İstanbul’da sergilediklerini ifade eden Tülay Güngen, Lidya Uygarlık sergisinin bu zincirde çok önemli bir halka olduğunu vurgulayarak ” Paranın sergisi parasız” diyerek tüm İstanbulluları 19 Şubat-15 Mayıs 2010 tarihleri arasında açık kalacak olan ve giriş ücreti olmayan sergiyi gezmeye davet etti. Güngen, sergide Lidya’daki günlük hayatı canlandıran özel bir Lidya evinin de inşa edildiğini ve sergide bu çalışmanın da önemli bir ilgi yaratmasını beklediklerini söyledi.

-KAZILAR 50 YILDIR SÜRÜYOR-

Güngen, Sergi çalışmalarının iki yıla yakın zamandır sürdüğünü belirterek şu bilgileri verdi:

” Lidya Uygarlığı konusunda çok değerli bir kitap hazırladık. Bol resimli ve çok değerli bilgiler içeren bu kitabın Lidya’yı tanımak açısından çok önemli bir eser olduğunu düşünüyoruz. Sergilenen tüm eserler geçen ay boyunca uzun bir çalışma sonucunda fotoğraflandı. Kitapta kazılara başkanlık eden iki önemli Amerika profesörün makaleleri yanı sıra başka bilimsel makaleler de yer alacak.Sardes’te yaklaşık 50 yıldır kazılar sürüyor. Hala yeni yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Kazı iki Amerikalı profesörün başkanlığında yapıyor. Geçmişte kazıları başlatan Amerikalı profesörün yanında çömez olarak çalışan asistanı da bugün profesör unvanıyla kazılara başkanlık ediyor. Bu ikilinin arkeoloji alanındaki mesleki dayanışması ve birlikte çalışması bile örnek bir durum.”

Güngen Kültür Bakanlığı ile tüm sergilerde olduğu gibi bu sergide de çok yakın bir işbirliği gerçekleştirdiklerini ve bu değerli eserlerin sergilendikleri müzelerden çıkarılıp getirilmesinin önemli bir sorumluluk gerektirdiğini belirterek, “Yıllardır bu işbirliği başarıyla sürdüğü için, bize güveniyorlar. Bu güven ilişkisi içinde Lidya Uygarlığına ait değişik müzelerdeki eserleri bu sergi çatısı altında kısa bir süreliğine de toplamış olacağız. Biz Yapı Kredi olarak Anadolu uygarlıklarını İstanbul’da sanatseverlerle buluşturma devam edeceğiz” dedi. Tülay Güngen, serginin bütçesini açıklamamakla birlikte sergi için önemli bir bütçe ayrıldığını, harcamaların ağırlıkla nakliye, sigortalama ve kitap çalışması ve sergi mekanı başta olmak üzere hazırlık süreci için yapıldığını söyledi.

-TOPLAM 245 ESER YER ALACAK-

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ve Sardes Kazı Başkanlığı işbirliğiyle açılan sergi, 19 Şubat -15 Mayıs 2010 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Serginin danışmanlığını ömürlerini Sardes kazılarına adayan Prof. Dr. Nicholas Cahill ve Prof. Dr. Crawford H.Greenewalt yapıyor.

Başta Manisa Müzesi olmak üzere Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, İzmir Arkeoloji Müzesi, Efes, Ödemiş, Milet ve Gordion Müzeleri ile Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nden gelen toplam 245 eser, ziyaretçileri Lidya Krallığı’nın ihtişamlı günlerine götürecek.

Bugüne dek sürdürülen kazı ve bilimsel araştırmalar, Lidyalılar’ın bir Anadolu uygarlığı olduğunu, Doğu ve Batı arasında kültür alışverişinin sağlanmasında önemli roller üstlendiklerini ve parayı icat ederek tarih sahnesinde yerlerini aldıklarını ortaya koyuyor.

-50 YILA YAKIN SÜRE KAZILARA BAŞKANLIK ETTİ-

Kazılara 50 yıla yakın süre başkanlık eden ve nerdeyse ömrünü Lidya Uygarlığına adayan Prof. Dr. Crawford H.Greenewalt da basın toplantısındaki konuşmasında şu bilgileri paylaştı:

“Bu sergi güzel ve ilgi çekici eserlerden oluşuyor. Ancak eserlerin çoğunu ilginçlik ve önem bakımından ikiye, hatta üçe katlayan ilave bir bilgi var; o da, objeleri yeniden var eden durum diyebileceğimiz bağlamın kattığı bilgidir. Sardeis’ten çıkarılmış törensel (ritüel) akşam yemeği sunumlarına ait sıradan Lidya çömlekleri. Bu parçalar kümeler halinde bulunmuştur. Her bir kümede birer adet fincan, sürahi, tabak, güveç, bir bıçak ile birlikte güvecin içerisinde genç bir köpek iskeleti yer almaktadır. Bu kümeler evlerin veya basit ticari binaların yakınında antik yer seviyesinin altına dikkatle gömülmüştür. Bunlar muhtemelen evlerle mülklerin korunması için yeraltı ruhlarına sunulan ayin yemeklerine aittir. Bu bilgiye Sardeis’teki kazıda yaklaşık otuz adet bulunmuş olan bu kümelerin dikkatli bir kazı ile çıkarılıp kaydedilmiş olması sayesinde ulaşabildi. Diğer örnekler ise Profesör Cahill’in denetiminde Sardis’te yapılan kazılarda çıkarılan üç Lidya sikkesidir. Bu sikkeler bilim adamlarının çok uzun zaman önce Kral Krezus’a ait olduğunu saptadığı özel, “Krezus” tipi adı verilen küçük – minicik sikkeler.”

-LİDYA VE PARA-

Lidya’nın insanlık tarihine en büyük katkısı “para”yı icat etmiş olmaları olarak görülüyor. Başkent Sardes’in içinden geçen Paktalos Irmağı’nın alüvyonlarında doğal olarak bulanan altın-gümüş karışımı “elektron” madeninden basılan ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığının arması olan aslan başı bulunuyordu. İlk Lidya sikkeleri muhtemelen Alyattes döneminde basıldı.. Sikke basımının daha iyi bir duruma gelmesi ve elektron yerine altın ve gümüşten ayrı olarak sikke basımı Kral Kroisos zamanında ortaya çıktı.

18.02.2010 haberler.com