Yarımburgaz Mağaraları Turizme Açılacak

914

Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu tarihte ilk insan yerleşim yerlerinden olan Yarımburgaz Mağaraları, turizme kazandırılarak hem İstanbul’un hem de Başakşehir’in tarih ve kültür varlıkları korunurken turizm geliri de artacak.

Yarımburgaz Mağaraları İstanbul’un 22 kilometre kuzeybatısında Küçükçekmece Gölü’nün 1.5 kilometre kuzeyinde, Altınşehir Mahallesi civarında ve Kayabaşı-Şamlar Köyü yolu üzerinde. Denizden yüksekliği ortalama 15 metre olan Yarımburgaz Mağaraları 1838’den günümüze dek birçok jeolog ve antropolog tarafından yapılan incelemeler sonucu tarih öncesi insanların yaşadıkları ortaya çıktı. Yakındoğu ve Avrupa’nın da en eski buluntu yerlerinden biri durumunda olan Yarımburgaz Mağaraları Türkiye’de insanla ilgili en eski buluntuları tabakalaşmış olarak vermesi bakımından büyük bir öneme sahip. Bugünkü veriler Yarımburgaz Mağaraları’nın Orta Pleistones diye adlandırılan ve günümüz öncesi 730 bin ile 130 bin yılları arasını kapsayan dönemin ikinci yarısında insanlarının burayı belirli bir süre barınak olarak kullandıklarını gösteriyor. Mağaranın değişik kesimlerinde yapılan kazılarda alt paleotik çağdan Bizans dönemine kadar çeşitli zamanlarda yerleşmeler olduğu buluntulardan anlaşılıyor. Mağara duvarlarında bulunan gemi resimleri çok eskiden burada yaşayan insanların denizcilikle uğraştığını gösteriyor. Eskiden fırtınalı havalarda teknelerin sığınmasına elverişli olan Küçükçekmece Gölü’ne giren tekneler mağaranın yanına sokularak yüklerini buraya boşaltıyordu. Daha sonraları gölü denize bağlayan boğazın daralması ve mağaraya doğru sokulan dere ağzının dolmasıyla bu suyolunun önemini yitirdiği sanılıyor.

EN ESKİ İNSAN YERLEŞİMİ OLAN BÖLGE

Mağara göle kuzeyden inen bir vadi yamacında iki büyük galeri olarak başladı. Bu iki galerinin altta olanı vadi tabanından 15 metre yükseklikte. İki galeri birbirine geniş ve eğimli bir koridorda bağlanıyor. Alttaki galeriden kuzeydoğuya doğru uzanan mağara ileride iki kola ayrılıyor. Sağdaki kol daha uzun ve genişçe bir dehlizden sonra takip edilemeyecek şekilde daralıyor. Mağaranın uzunluğu yaklaşık1 kilometre. İçinde tavanlarının yüksekliği 15 metreyi bulan odalar var. Salonlarının birinin duvarında kırmızı kille yapılmış üç sürekli ve dümenli kayık resimleri yer alıyor. Başakşehir sınırları içindeki birinci derece arkeolojik SİT alanında bulunan ve Türkiye’nin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri olan Yarımburgaz Mağaraları’nın çevre şartlarının iyileştirilmesi ve bölgeye ilişkin farkındalığın arttırılarak geziye açılacak duruma getirilmesi amacıyla yaklaşık 163,5 hektarlık bir alanda “Yarımburgaz Mağaraları ve 1986’da Yarımburgaz Mağaraları’nda yapılan çalışmalar her şeyden önce İstanbul bölgesinin dünyada insanla ilgili bilinen en eski yerleşim alanlarından birisi olduğunu göstermesi bakımından önem taşıyor. Kazılarda elde edilen veriler yalnızca İstanbul’un değil bölgenin kültür tarihiyle ilgili bir kapı açarak tarihöncesi dönemlerde de bu bölgenin büyük bir öneminin olduğunu açıkça gösteriyor. Yarımburgaz kazılarını İstanbul’un tarihöncesiyle ilgili araştırmaların ilk başlangıç aşaması olarak sayılabilir. Ancak bölgenin hızlı bir kentleşme ve teknolojik gelişme sürecinde olması neler olduğunu bile bilmediğimiz geçmişe ait izlerin hiç belgelenmeden ortadan kalkma tehdidini de gündeme getiriyor.

İOSB bölgeye katma değer kazandırdı

Fatih, Eminönü, Kağıthane ile Haliç çevresine yayılan ve çıkardıkları atık, duman, gürültü gibi insan sağlığına zararlı unsurlarla çevreyi kirleten işletmeler olumsuz faktör yaratıyordu. Bu nedenle kentle insana zarar veren, şehircilik açısından olumsuz bir durum ortaya çıkaran küçük-orta boy sanayi işletmelerini meskun alanlar dışında, şehircilik ilkelerine uygun ve her türlü altyapısı hazırlanmış alanlarda toplayarak çevreye zarar vermeden faaliyetlerinin sürdürmelerini sağlamak amacıyla İkitelli Organize Sanayi Bölgesi oluşturuldu. Çevre Sağlığı Müsteşarlığı, İstanbul Valiliği ve İstanbul Belediyesi’nin bu işyerlerini şehir dışına taşıma kararı almalarından sonra bu sektörde çalışanlar kooperatifleşme yoluna gitti ve İstanbul Belediyesi’nden arsa talebinde bulundular.

1985 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli İkitelli OKSB. Nazım İmar Planı’nda 700 hektarlık bir alan çeşitli iş kollarında faaliyet gösteren 36 adet küçük ve orta ölçekli sanayiyle toplu işyeri kooperatifine tahsis edilmek üzere1985’te istimlak kararı alınarak arsa ofisince kamulaştırma çalışmaları yapıldı.

Böylece bedeli karşılığında ilgili kooperatiflere verilerek kooperatiflerin kendi öz kaynaklarıyla inşaat çalışmalarına başlandı.

200 BİN İSTİHDAM SAĞLIYOR

İkitelli OSB’de kooperatiflerin inşaat faaliyetleri site içinde devam ederken ana arter, yol ve altyapıların yapımına Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Fonlar Yönetmeliği’ne göre 1990 yılında kurulan İkitelli Organize Küçük Sanayi Bölgesi Müteşebbis Teşekkülü sorumluluğunda devlet katkısıyla yapıldı.

Ancak Büyükşehir ve Küçükçekmece Belediyesi arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle bölgenin son durumunu belirten 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planları onaylanamadı. 2000’de yürürlüğe giren 4562 sayılı ‘Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’ ve 2002’de yürürlüğe giren uygulama yönetmeliğine göre 1996’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın onayladığı 1/5000 ölçekli ‘Revize Nazım İmar Planı’na uygun olarak 1/1000 ölçekli ‘Uygulama İmar Planı İkitelli OSB’ tarafından yapılarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından tasdik edildi. Buna göre kooperatiflerin inşaat ruhsatları ve iskan izinleri verilmeye başlandı. Sorunları olan bazı kooperatiflerin de sorunları çözülerek bütün kooperatiflerin ruhsat ve izinlerinin verilebilmesi için gerekli imar planı revizyonu üzerinde çalışılmaya başlandı. Yaklaşık 700 hektarlık alanda 37 sanayi kooperatifi ve toplam 30 bin işyerinden oluşan bölgenin yüzde 90’ı tamamlanmış ve yaklaşık yüzde 80’i de faaliyette. Kooperatifler binalar ve altyapılarının kooperatifler tarafından yaklaşık 2 milyar dolar harcamayla yapılan

İkitelli OSB’nin ana arter yol ve altyapı tesislerinin bir bölümü yaklaşık devlet tarafından 8 milyon dolarlık bir yatırımla tamamlandı. Halen çalışan kişi sayısı yaklaşık 200 bin.

Azatlı Baruthanesi birkaç kez onarıldı

Baruthane Nazırı Mehmet Şerif Efendi’nin önerisiyle Küçükçekmece Gölü’nün kuzeyinde ve göle 4 kilometre uzaklıkta inşa edilen baruthane tarihe Azatlı Baruthanesi olarak kayıtlarda yer alıyor. Yapımı birkaç ayda bitirilen tesisin

1795-1796’da kurulduğu anlaşılıyor. 1804’te Samlar Köyü’nün kuzeyinde bir de bent yaptırılarak buradan baruthaneye bir kanalla su getirilmiş. Baruthane birkaç kez onarım görmüş ve genişletilmiş. 1935’te kapatılan Selanik Baruthanesi’ndeki teçhizat da buraya nakledilmiş. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşına kadar faaliyetini sürdüren baruthane, Ruslar tarafından tahrip edilmiş. Azatlı Baruthanesi tesislerinden bugün ancak büyük bir havuzla hangar biçiminde bir yapının yıkıntıları görülüyor. Baruthaneye egemen yamaçta ise Resneliler Çiftliği’nin kagir köşkünün yıkıntısı yükseliyor. Sazlıdere’nin en büyük kollarından birisi olan Samlar Deresi’nin üzerinde bulunan Samlar Bendi II. Mahmut zamanında 1826-1828 yılları arasında yapılmış. Azatlı Baruthanesi’nin ihtiyacı olan suyun biriktirilmesi gerekçesiyle yaptırılan Samlar Bendi, 10.14 metre yüksekliğinde, 12.22 metre tepe ve 15.58 metre taban genişliğinde. İri blok taşlarla kemer-baraj tipinde yapılan Samlar Bendi’nin üstü taşlarla kaplanmış, hava taratma bir saçak eklenmiş. Sol sahilinde sulama tertibatı ve bir de değirmen bulunan bendin sağ sahilinde bir serbest savak ve savak kanalı inşa edilmiş. Önemli bir kısmı günümüze kadar ulaşan Samlar Bendi’nin Sazlıdere ile bütünleştiği yerde Sazlıdere Barajı bulunuyor.

HİÇBİR YERDE ANAKARAYA ULAŞILAMADI

Mağaranın önündeki geniş vadide Küçükçekmece Gölü’ne dökülen Sazlıdere akıyor. Hemen eteğinde de Küçük Tuna suyu olarak bilinen ve saniyede bin metreküp su veren bir kaynak yer alıyor. Mağaranın bulunduğu kesim halen bir kısmı parsellenerek satılmış olan Resneli Çiftliği’ne ait. Yakın zamanlara kadar çevrenin ağaçlık olduğu ve küçük teknelerin Marmara Denizi’nden mağaranın önlerine kadar girebildiği biliniyor. Son yıllarda Altınşehir Mahallesi genişleyerek mağaranın üstündeki sırtı da kaplamaya başladı. Mağaranın bir kilometre batısında şu anda İstanbul Belediyesi patlayıcı madde deposuna dönüştürülmüş olan Osmanlı döneminin Baruthane Tesisleri’nin bulunması nedeniyle önünden geçen yol Osmanlı İmparatorluğu sırasında bakımlı tutulmuş. Prof. Hovasse’nin 1927’de mağaranın çeşitli yerlerinde sondajlar yaptığı, ancak hiçbir yerde anakaraya ulaşamadığı biliniyor.

20.02.2010 Yeni Şafak