Üç Devir Bir Meydana Sığdı

356

Pera Müzesi; Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin en önemli mekânlarından Hippodrom/Atmeydanı’nı anlatan bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Arkeolojik kalıntılar, minyatürler, resimler, fotoğraflar ve gündelik eşyalarla tarihî bir yolculuğa çıkaran sergiyi minik bir kurgu yapıp bir nakkaşın dilinden anlatıyoruz.

Benim adım tasvirci Kenan Efendi. Sarayın başnakkaşı üstad Osman’ın atölyesinde yetiştim. Saraya girdiğimde toy bir delikanlıydım. Nakkaş Osman’ın rahle-i tedrisinde epey dirsek çürüttüm. Seyyid Lokman’ın yazdığı Surname-i Hümayun’undaki Şehzade Mehmet’in 1582’deki sünnet düğününü, geçit törenlerini, eğlenceleri ve şenlikleri minyatürleyen ‘isimsiz’lerden biriyim. Tarihin seyrinde size hikâyemi anlatmadan önce bir itirafta bulunayım, modern zamanlarda bir sergiye konu olacağımız aklımın köşeciğinden geçmezdi.

52 gün 52 gece süren bir şenlikti. Padişahımız geçit törenini At Meydanı’na bakan köşkünden izlerken doğudan ve batıdan tüm hükümdarlar, elçiler meydanda hazırdı. İki yüzü aşan esnaf loncası Atmeydanı’nda, marifetlerini göstererek bir bir geçtiler. Tangur tungur tekerlek sesleri arasında çekilen dükkânlar, tezgâhlar, fırınlar, kayıklar, kocaman cami maketleri görülmeye değerdi. Bunun yanında çalgıcılar, hokkabazlar, cambazlar imparatorluğun tüm ihtişamını ete kemiğe bürümenin telaşındaydı. Bana da bunları kâğıda nakşetmek düştü.

Pera Müzesi’nde açılan “Hippodrom/Atmeydanı: İstanbul’un Tarih Sahnesi” adlı sergi, ihtiyar yerküreye kazık çakmış bu meydanın tüm hikâyesini ele veriyor. Meydanın serencamını zihninizde canlandırmakta zorlanabilirsiniz, ama hayal denizinde yüzmek çok zor bir iş olmasa gerek. Onun da ötesinde size bu konuda yardımcı olacak Paris Louvre Müzesi’nden Cluny Müzesi’ne, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nden Topkapı Sarayı’na, İslam Eserleri Müzesi’nden özel koleksiyonlara, pek çok farklı yerden derlenmiş eserler var.

Yarışmalar, şenlikler, mitingler

Rivayet edilir ki, Roma İmparatoru Septimus Severus’un emriyle 196’dan sonra taşları dizilen Hippodrom, I. Constantinus döneminde biter. İstanbul’un Konstantinapolis olduğu zamanlarda halkın dörtte biri bu koca meydanda toplanır, yarışlar, eğlenceler hep bu meydanda yapılırmış. Sergideki eserleri gördükçe anladım ki anlatılanlar aynı ile vaki. 330 senesiyle başlayan bu bölümde bir tarih şeridini andıran seyir izlenmiş. Sizin deyişinizle küratör (Ekrem Işın) ve bilimsel danışmanlar (Brigitte Pitarakis ve M. Baha Tanman) bu zamanı başlangıç olarak almış. Bu bölümde, yüzük taşlarından fildişi levhalara, heykellerden madalyonlara, kitaplardan haritalara uzanan eserler sizi Bizans dönemine alıp götürüyor. Sergide ayrıca Hippodrom ve çevresindeki mimari kalıntılar ve 1950’lerde yapılan arkeolojik kazılardan fotoğraflar sergileniyor.

1453’e doğru vişne çürüğünden yeşil renge bürünen bölüm cennetmekân Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle başlıyor. Sultanımız III. Murad’ın şehzadesinin sünnet düğünü için yaptığı şenlik buradaki merasimlerin en görkemlisi. Bu güzelim Atmeydanı I. Ahmed’in 1620’de inşa ettirdiği cami ile daha da renklenir. Osmanlı dönemi bölümünde, Kanuni’nin ve III. Murad’ın portreleri, Muhibbi ve Muradi divanları, kumaşlar, çiniler, beratlar, tabaklar, Nakkaş Osman’ın atölyesinde çalışan fakir kulunuzun ve daha pek çok arkadaşımın göz nuru vererek tasvir ettiği Surname-i Hümayun’dan örnekler var. Sergide, kavuk süsleri, sorguç yuvaları, buhurdanlar, şamdanlar, murassa kemerler, Kur’an mahfazaları, rahleler, üzengiler, Atmeydanı’nı tasvir eden gravürler de yer alıyor. Bunun yanında 19. yy. İstanbul’unun ünlü meczuplarından Düğümlü Baba’nın renkli asası da sergilenmekte. Dikilitaş, Örme ve Yılanlı Sütun’un bulunduğu tablolar da dikkat çekiyor. (Evliya Çelebi buradaki tılsımların şehri belâdan korumak için dikildiğini yazar.) 18-20. yüzyıla doğru geldikçe fotoğraflar, kartpostallar beliriyor. Osmanlı’nın son dönemleri ve yavaş yavaş koca imparatorluğu devralan Cumhuriyet dönemi ile sergi ilerliyor. Mitinglere, idam edilişlere tanık olan Atmeydanı beliriyor bu kez ziyaretçilerin gözünde.

Saray atölyesindeyken “Nakşetmek hatırlamaktır.” diye bir söz ortalıkta eser dururdu. Sergiyi görünce buna bir kez daha kanaat getirdim. Sergi için söylenecek çok şey var ama ne diyelim Atmeydanı’ndaki bu zaman yolculuğunda sürç-i lisan ettiysek affola. Sergi 4 Cemaziyelevvel’e (18 Nisan) kadar gezilebilir.

01.03.2010 Zaman