1300 Yıl Önce Terk Edilen Laodikya, Gün Yüzüne Çıkıyor

741

Suriye Kralı II. Antiokhos tarafından eşi Kraliçe Laodike adına MÖ 3. yüzyılın ortalarında kuruldu. İzmir’deki Efes’ten sonra Anadolu’nun en büyük ve önemli antik kenti. İşte tiyatro, hamam ve pazar yerleriyle Laodikya.

Kendinizi zaman tüneli içinde bir yolculuğa bırakın, milattan öncesine gidin ve bir kent düşünün. Altyapısı, planlaması, caddeleri, çeşmeleri, tiyatroları, stadyumu, hamamları, pazar yerleri, anıtsal giriş kapıları olsun. Halkı ise ticarette, sanatta, kültürel alanda dünyada söz sahibi olsun. “Böyle bir kent olabilir mi?” sorusuna biz cevap verelim: Evet var. İzmir’de bulunan antik Efes kentinden sonra Anadolu’nun en büyük ve en önemli antik kenti olan Laodikya. Ve bu antik kent artık gün yüzüne çıkarılıyor. Laodikya, Denizli’nin 6 kilometre doğusunda, Eskihisar, Goncalı, Bozburun köyleri sınırları içinde kalıyor.

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Laodikya Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, Hıristiyanlığın Asya’daki 7 kilisesinden birinin Denizli’de olmasının Laodikya’nın önemini ortaya çıkardığını söylüyor. 5 kilometrekarelik tel örgülerle çevrili alanın tamamen ortaya çıkarılabilmesinin yıllar süreceğini belirten Şimşek, Laodikya’nın Suriye Kralı II. Antiokhos tarafından eşi Kraliçe Laodike adına MÖ 3. yüzyılın ortalarında kurulduğunu ifade ediyor.

Laodikya’nın antik dönemde Efes’ten sonra Anadolu’daki en önemli yerleşim yerlerinden biri olduğunu vurgulayan Şimşek şu bilgileri veriyor: “Kentin batısında Goncalı köyünün üstünde antik adıyla Asopos, günümüzde Gümüşçay-Goncalı deresi olarak bilinen çayın doğusunda yaptığımız kazılarda günümüzden 5 bin yıl öncesine dayanan kültür katmanlarını ortaya çıkardık. Kentin kurucuları Anadolu insanlarıdır. Bu insanlar gerçek ve zengin bir uygarlık ortaya koymuşlardır. Kentin planlaması, ticarette ulaşılan refah ve eğitim düzeyi gerçekten günümüzde bile bizi ilgilendiriyor.”

Laodikya’nın ızgara sistemli kent planı ve altyapısının günümüzde hiçbir modern kentte olmadığını öne süren Şimşek, “Sivil, kamu ve dinsel yapılarının yerlerinin planlaması mükemmeldir.” diye konuşuyor. Sürekli depremlere maruz kalan kentin MS 7. yüzyılın başlarında İmparator Focas zamanında meydana gelen büyük depremle yıkıldığını belirten Şimşek, şöyle devam ediyor: “Denizli Başpınar kaynağından gelen 8 kilometre uzunluğundaki su yolları yıkılmış, Pers-Sasani sonra da Arap akınları kenti huzursuz ettiği için Laodikyalılar Denizli Kaleiçi başta olmak üzere Hisarköy’e kadar geniş bir alana yerleşmişlerdir.”

Prof. Dr. Celal Şimşek’in verdiği bilgiye göre, Bizans Dönemi’nde tüm Batı Anadolu antik kentlerinde olduğu gibi, MS 395’te alınan bir karar gereği Laodikya’nın etrafı bir surla çevrilmiş. Bu surlar Hellenistik ve Roma yerleşimlerinin bir kısmını dışarıda bırakmış. Surların yapımı sırasında çoğu anıtsal yapılara ait bloklar kullanılmış. Laodikya MS 494’teki korkunç depremde tamamen yıkılmış ve bir daha toparlanamamış. Özellikle MS 7. yüzyıl başında meydana gelen diğer büyük deprem sonunda, su yolları bozulmuş, ova kentlerini gittikçe tehdit altına alan Sasani ve Arap istilaları sonucu korumasız olan kent, güneye Denizli Kaleiçi’ne Ladik adıyla taşınmış. Antik kentten güneye doğru yüründüğünde Erken Bizans Dönemi’nden itibaren başlayan seramik buluntularını Bakırlı Mahallesi’ne kadar takip etmek mümkün. Çürüksu Vadisi ise 13. yüzyıl başından itibaren tamamen Türklerin eline geçmiş.

29.03.2010 Aksiyon