Bingöl’ün tarihî Kiğı Kalesi, dinamitlerle patlatılıyor. Kalenin kayalık zemininden sökülen taşlarla, baraj inşaatı yapılıyor.

Bingöl’de süren baraj çalışmaları doğa ve tarih katliamına dönüştü. Peri Nehri’nin üzerinde inşa edilen barajlarla başlayan tahribat, tarihî Kiğı Kalesi’nin taşlarının sökülmesiyle devam etti. Kalenin kurulduğu kayalık dinamitle patlatılarak, dokuz yıl önce yapımına başlanan Kiğı Hidro Elektrik Santrali Barajı’nın inşaatına taşınıyor. İlçe halkının yıkıma karşı çıkması ise sonuçsuz kalıyor. Kiğı Gençlik Derneği, kalenin yıkılmasına karşı imza kampanyası başlatarak, yıkımı engellemek istiyor. Sivil toplum kuruluşları ve Kiğı halkının mücadelesi sürerken, kalenin yıkımı da devam ediyor.

Yıkımı görmek yasak

Askerî güvenlik bölgesi sınırları içerisinde bulunan Kiğı Kalesi’ne, bir tek baraj işini yapan firma personeli yaklaşabiliyor. Kaleyi görmek isteyen kişiler, askerlerden izin almak zorunda kalıyor. Yıkımı devam eden kaleden görüntü alınması, güvenlik gerekçe gösterilerek hem asker hem de firmanın güvenlik görevlilerince engelleniyor.

Kale Urartular döneminden

Kiğı İlçesi’nin tarihi, M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanıyor. Hititler, Urartular ve Persler’in ardından, Makedonya, Roma, Sasani ve Bizanslılar da Kiğı’da egemenlik sürmüş. Çeşitli kültürlere beşiklik eden Kiğı’da tarihi yapılar, yapılan tahribatlara rağmen hâlâ varlığını koruyor. Bu kalıntılardan biri olan Kiğı Kalesi, ilçe merkezinin güneydoğu kısmında yer alıyor. Etrafı sarp kayalıklarla kaplı olan ve yamaçları Perhri’i Nene bakan kalenin içinde, eski yerleşim yeri harabeleri bulunuyor. Tarihî kalenin, Urartular tarafından yapıldığı tahmin ediliyor.

Ermeniler yaşıyordu

Kiğı, 1915 Ermeni tehcirinden önce, Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı önemli bir yerleşim yeriydi. I.Dünya Savaşı öncesi Kiğı’da, 51 köye dağılmış 19 bin 859 Ermeni (3.028 hane) yaşıyordu. Bölgede Ermenilere ait 45 kilise ve beş manastır vardı. Kiğı merkezde ise 2 bin 116 Ermeni (396 hane) yaşıyordu. Bölge genelinde, farklı kültürlerin kalıntıların olduğu ilçede, şu an birçok tarihî yer tahrip edilerek yok olmuş. Uzun yıllar dayanan kalıntılar ise, bakımsızlıktan yok olma tehdidi altında.

02.05.2010 haberlink.com