110 Metrelik Deve Heykeli Bulundu

0
807

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Demir, Ordu`nun Mesudiye ilçesinde uzunluğu 110 metre, genişliği 40 metre, yüksekliği 21 metre ile 60 metre arasında değişen yere çökmüş deve heykeli buldu.

20 yıldır dünyanın değişik bölgelerinde Türk izlerini süren, yakın zamanda yine Mesudiye ilçesi Esatlı köyünde M.Ö. 1. ve 2. yüzyıllarda Peçenek Türklerinden kalma yazıt ve kitabeleri ortaya çıkaran Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Demir, Orta Karadeniz Bölgesi`nin binlerce yıl öncesinden kalma Türk izlerini ortaya çıkarmaya devam ediyor. Son olarak Mesudiye ilçesi Esatlı köyünde dev deve heykelini bulan ve araştırma yapan Prof. Dr. Demir, yarı doğal yarı insan eliyle yapılmış heykelinin uzunluğunun 110 metreden daha büyük, genişliğinin yaklaşık 40 metre, yüksekliğinin ise yaklaşık 21 metre ile 60 metre arasında değiştiğini belirtti.Heykelin boyun kısmının kuzeyinde, iki kayanın arasında dibe doğru genişleyen, duvarları horasan harcıyla sıvanmış bir su veya tahıl sarnıcı bulunduğunu, yine kayanın güneye bakan yüzünde insan eliyle açılmış dikdörtgen biçiminde bir gözetleme kulesi olduğunu, gövde bölümünün hemen tam ortasından aşağı bir tünel açıldığını ve 152 merdiven basamağı bulunduğunu kaydeden Demir, “Hangi amaçla yapıldığı belli olmayan ve içerisinde ne olduğu belirlenemeyen tünelin girişinin yüksekliği 2.70, genişliği yaklaşık 2.56 metre`dir. Yaklaşık 35 metre derinliğinde olan tünelin son noktasına Başbakanlık Afet Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Danışmanı Peksever Müderrsioğlu inmiş ve resimlerini çekmiştir” dedi.

Demir, bu heykelin insan eliyle yapıldığını, ayrıca dünyanın diğer dev heykelleriyle karşılaştırılması gerektiğini kaydederek, “Zira kafa kısmını, gövde kısmıyla bütün olmasına rağmen gövde kısmında olduğu gibi yosun tutmamıştır. Ayrıca gövde kısmımda kayanın zaman içinde kazandığı doğal özelliklerden kafa kısmı mahrumdur. Şayet insan eli değmemiş olsa idi heykelin kafa kısmı da kayanın bütünü ile aynı özellikleri göstermesi gerekirdi” diye konuştu.

MISIR`DAKİ HEYKEL İLE EŞDEĞER

Dünyanın şimdiye kadar bilinen en büyük ve en tanınmış heykellerinin Japonya`da 110 metre yükseklikteki Ushiku Daibutsu heykeli, Çin`de 108 metre yükseklikteki Guan Yin Sanya heykeli, Çin`de 106 metre yükseklikteki İmparator Yan ve Huang heykelleri, Japonya`daki 100 metre yükseklikteki Dai Kannon Sendai heykeli, Çin`deki 88 metre yükseklikteki Grand Buddha Ling Shan at Wuxi heykeli, Rodos heykeli, Amerika`daki Özgürlük Anıtı olduğuna dikkat çeken Demir, “Ancak aynı tür heykeller olmadığı için Mesudiye`de bulunan heykelin, Mısır`ın Kahire şehrindeki Ebu el-Hul heykeli ile karşılaştırılması gerekmektedir. Mısır piramitlerinin doğusunda yer alan yarı insan yarı aslan heykelinin yüksekliği 20 metre, uzunluğu 73 metre, genişliği ise 5 metre`dir. Firavun tarafından M.Ö. 2500 yılında yapıldığı tahmin edilen heykelin kafası insana, gövdesi ise aslana benzemektedir” şeklinde konuştu.

MESUDİYE`DE TÜRK İZLERİ

Deve heykelinin bulunduğu Mesudiye ilçesinde önemli tarihi eserler bulunduğunu, özellikle çevre köylerde kaya üstü resim ve figürler, Göktürk yazısı ile yazılmış kitabeler, kaplumbağa heykelleri, eski Türklerden kalma tümülüs mezarların bunlardan bazıları olduğuna dikkat çeken Demir, “Bütün bunlara Oğuz Türklerinden önceki Türklükten kalma yer isimleri `Canik Dağları, Kumanlar, Durak, Karagöl` ve ağaçların yatay biçimde duvar yapılmasından oluşan bina türleri denilecek mimarlık usulleri de bunlara eklenince Canik Dağları`nın zirvesi ilgi çekici bir durum sergilemektedir” açıklamasında bulundu.

TÜRKLER`DE DEVENİN YERİ

Deve heykelini değerlendiren Prof. Dr. Demir, bu konuda şu görüşlerde bulundu:

“Türkler için devenin özel bir yeri vardır. Türkler, at, sığır, koyun ve keçi gibi hayvanların yanında deve de beslemişler, etinden, sütünden ve derisinden yararlanmışlardır. Türk ortaoyununda deve, önemli bir figürdür. Türk masallarında, efsanelerinde, ninnilerinde de deve önemli bir unsurdur. Türk kültüründe deve, sağlamlığı ve gücü temsil eder. Bu yüzden Türklerin İslamiyeti kabul etmesini sağlayan Karahanlı hakanının adı, Satık Buğra (erkek deve) Han verilmiştir. Özellikle Mesudiye ve çevresinde yer alan bu kültür mirası, olağanüstü özelliklere sahip olup dünyanın daha önce bilmediği özellikler taşımaktadır. Açık hava müzesini andıran bu zenginlik, dünyaya tanıtıldığında Mesudiye ve çevresi dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri durumuna geleceği açıktır. Zira burada bulunan eserler, dünyanın hiç birinde yoktur. Türkiye`nin her köşesi açık hava müzesidir. Fakat yeteri kadar önem verilmemesi, gereği gibi üzerinde durulmaması ve bilim adamlarımız tarafından ihmal edilmesi yüzünden hiçbir kıymeti yokmuş gibi görünmektedir. Basın ve yayın organlarının magazin türü haberlere daha çok önem vermesi buna eklendiğinde güzel ülkemizin güzel eserleri gölgede kalmıştır. Bütün bunların bir sonucu olarak bütün dünya, Türkiye`deki eserlerden habersiz kalmıştır”

23.05.2010 Ünye Haber