Efes Antik Kenti Kazıları Başlıyor

432

İzmir’in Selçuk ilçesindeki Efes Antik Kenti 2010 kazılarının pazartesi günü Artemisyon bölgesinde başlayacağı bildirildi.

Avusturya Arkeoloji Enstitüsü Efes Kazıları Başkanı Doç. Dr. Sabine Ladstatter, gazetecilere yaptığı açıklamada, bu yıl Artemisyon ve Efes Limanı Nekropolü’ndeki kazılara ağırlık vereceklerini belirtti.

Efes’te yürütülen kazı çalışmalarında geçen yıl 11 ülkeden 174 bilim insanı ve 60’tan fazla işçi çalıştığını hatırlatan Doç. Dr. Ladstatter, bu yıl da sayıları geçen yıla yakın uluslararası büyük bir ekibin kazılara katılımının beklendiğini ifade etti.

Doç. Dr. Sabine Ladstatter, şunları kaydetti:

”Bu yıl en büyük yoğunluğu Artemisyon ve Efes Liman Nekropolü’nde gerçekleştireceğiz. Kazılara, Bilimsel Araştırma Fonu (FWF) önemli ölçüde destek verecek. Birkaç ay sürecek kazıların amacı, diğer bir mezar evinin yanı sıra mezar sırası ile Liman Nekropolü arasındaki alanı ortaya çıkarmaktır. Ayrıca liman alanında görünen tüm mezarların ölçümünün ve önceden hazırlanan jeofiziksel araştırmaların yapılması planlanmıştır. Arazi çalışmalarına ek olarak buluntu malzemesi incelenecektir. Bu çalışmaların odak noktasını 150’den fazla iskeletin, Göttingen’den gelecek uzman Alman ekip tarafından antropolojik analizlerinin yapılması oluşturmaktadır.”

-AYDINOĞULLARI BEYLİĞİ DÖNEMİNE AİT TÜRBE-

Bu yılki Efes kazı çalışmaları çerçevesinde Artemision’un girişinde yer alan türbenin ilk defa detaylı incelemesinin yapılacağını da dile getiren Doç. Dr. Ladstatter, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu yapının uzun kenarı 6,5 metredir. Kare şeklinde kubbeli yapının iyice temizlenmesinden sonra, dış duvar bloklarının bir bölümünün detaylı dokümanı çıkarıldı. Burada ayrıca iç kısımda iki mezar ve bunlara ait gelişigüzel yapılmış taş bir taban döşemesi ortaya çıkarılmıştır. Buluntular, benzer yapılardan yola çıkarak türbenin, daha önceden de tahmin edildiği gibi Anadolu’daki Beylikler dönemine ait olduğunu doğrulamıştır. Yapı, MS 1304-1425 yıllarında hüküm süren Aydınoğulları Beyliği dönemine aittir. Türbenin duvarlarının geçen zaman içerisinde hep yenilenmiş olması, sonradan yapılmış harçsız duvarların, girişi selden korumaması ve ayrıca türbenin yakınında zaman zaman mezarların yapılmış olması, türbenin önemini sürekli koruduğunu göstermektedir. Burası henüz kim olduğunu bilmediğimiz bir kişinin ziyaret edildiği bir tür yöresel küçük hac noktası olmuştur. Buluntularda, burada dua edilip, dileklerde bulunulup ibadet edildiğini saptadık.”

Artemision’daki tribün ve etrafındaki alanın 2010 yılı kazılarının ana projesi olacağını anlatan Doç. Dr. Sabine Ladstatter, ”Projede birkaç ay sürecek kazı çalışmaları ile detaylı ölçüm ve incelemeler öngörülmüştür. Yapının sadece kendisine yönelik değil aynı zamanda olasılıkla Orta Çağ’a kadar devam eden uzun kullanım tarihine yönelik yeni verilerin de elde edilmesi beklenmektedir. Tribünde yapılacak çalışmalarla ‘karanlık yüzyıllara’ (MS 7- 10. yy) ışık tutmak mümkün olabilecektir” dedi.

-ÇUKUR İÇİ HÖYÜĞÜ-

Doç. Dr. Ladstatter, Efes çevresindeki en eski yerleşimlerden biri olan ”geçmişi 8 bin yıla kadar dayanan” Çukur İçi Höyüğü’nde yapılan kazılarda bulunan malzemenin bilimsel değerlendirmesinin bu yıl yapılacağını bildirdi.

Doç. Dr. Ladstatter, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Efes’in yerleşim tarihi bugüne kadar tahmin edilenden yaklaşık 4 bin 500 yıl daha erken başlamaktadır. Yüz binlerce yıl aynı yerin yerleşim yeri olarak kullanılması sonucunda, üst üste masif kültür tabakaları (insanlar tarafından yapılan yığmalar) ve bunun sonucunda suni bir tepe oluşmuştur. (tel yerleşimi) Çukur İçi Höyüğü’ndeki şimdiye kadar bulunan en eski yerleşim 8000 yıl öncesine ait olup (yaklaşık MÖ 6200-6000) böylece Batı Anadolu Bölgesi ve Ege’den Güney Avrupa’nın Tuna Bölgesi’ne kadar uzanan alan içerisinde insanlığın evcil hayvanlar ve bitkilerle beraber yerleşik hayat sürdüğünün en eski belgesini oluşturmaktadır. Daha bu dönemde insanlık uzak bölgelerle geniş alanda bir değiş tokuş sistemini kurmuştur. Bunu, ele geçirilen ve analizleri yapılan Efes’e yüzlerce kilometre öteden ithal edilmiş ham maddeler kanıtlamaktadır. Yaklaşık 3000 yıl sonra, Tunç Çağı’nın başında da yerleşim geniş kapsamlı iletişim ağları içerisinde yer almış olmalıdır. Doğu kültürlerine ait ağırlık buluntuları ve ithal amaçlı bakır objelerin üretimi, Çukur İçi Höyüğü’nün bu dönemdeki önemini göstermektedir. Yüzyıllık bu yerleşik tarih, bilimin ilk kez Batı Anadolu’daki prehistorik toplumların varlıksal koşullarının sorgulanmasına olanak tanımaktadır.”

Efes Kazı çalışmalarında, arkeolog ve prehistoryacılar dışında çok sayıda restoratör, mimar, antropolog, arkeozoolog, Bizans tarihçisi, nümizmat, epigraf, fotoğrafçı, jeodet, mekan planlamacısı, kimyacı, coğrafyacı ve jeologların görev aldığını hatırlatan Doç. Dr. Ladstatter, 2009 yılındaki 13 kazı projesinin yanı sıra, depolardaki çeşitli buluntular üzerinde ve arazide mimari araştırmaların yapıldığını, Yamaç Evler, Antik Tiyatro ve Efes’in tüm şehir alanında yoğun restorasyon projelerinin gerçekleştirildiğini vurguladı.

03.06.2010 Zaman