Direkli Mağarası’ndaki Kazı 12 Bin 740 Yıl Öncesine Işık Tutacak

605

Kahramanmaraş’ın merkeze bağlı Döngel Köyü’nde bulunan ve geçen sene ana tanrıça figürünün bulunduğu Direkli Mağarası’nda yapılan arkeolojik çalışmalar tekrar başlıyor. Mağara dönemi yerleşimlerinden, köysel yerleşimlere geçiş dönemine ışık tutan ve Türkiye’nin şuandaki tek mağara kazısı olma özelliği taşıyan çalışmayla 12 bin 740 yıldan öncesine ait bulgulara ulaşılabilecek.

Kahramanmaraş’a 72 kilometre uzaklıkta bulunan Döngel Köyü’ndeki Direkli Mağarası’nda çalışmalara 1959 yılında yaptığı araştırmayla ilk ışık tutan isim Prof. Dr. Kılıç Kökten oldu. Kökten’in yazdığı bir makaleden yola çıkılarak yürütülen çalışmalar doğrultusunda, bölgede önemli aşamalar kaydedildi. Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Cevdet Merih Erek’in başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında, geçtiğimiz sene bulunan ana tanrıça figürü, dünyanın birçok ülkesinde meraklıları tarafından da ilgi ile karşılandı. Mağara dönemi yerleşimlerinden, köysel yerleşime geçiş sürecine ışık tutan ve yapılan yaşlandırma yöntemiyle M.Ö 10730 yıllara tekâmül eden mağarada, yapılan çalışmalar doğrultusunda, daha da eski dönemlere ulaşılabilmesi düşünülüyor.

Epipaleolitik denilen döneme ait olan mağaradaki araştırmalara Temmuz ayında tekrar başlanacak. Bu bağlamda, Kazı Başkanı Erek, beraberinde, çalışmalara lojistik destek sağlayacak olan Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası yetkilileri ile birlikte bölgede inceleme gezisi gerçekleştirdi. SİT alanı ilan edilen ve tahrip olmaması için tel örgülerle kaplanan alanı inceleyen Erek, çalışmalar hakkında da basın mensuplarına bilgi verdi. Özellikle geçen sene yapılan çalışmalarda, mağaranın iç kuzey profili yakınlarında bulunan ana tanrıça figürünün büyük yankı uyandırdığını anlatan Erek, ABD’de düzenlenen bir sempozyumda da, elde edilen buluntularla ilgili bilgiler verdiklerini ifade etti.

Avrupa’nın da birçok ülkesinden bilgi almak isteyen insanların çıktığını belirten Erek, bunun kendilerine gurur verdiğini belirtti. Mağaranın, mağara dönemi yerleşimlerinin sona ermesiyle, köysel yerleşim yerlerinin kurulması arasında kalan geçiş süreciyle ilgili olduğunu dile getiren Erek, “Bu Epipaolitik dediğimiz bir dönem. Yapılan yaşlandırma yöntemleriyle de mağaranın 7’inci arkeolojik seviyesinin M.Ö 10730 olduğunu öğrendik. Hayvan kemikleriyle ilgili yapılan analizlerde bölgenin şuan yabancısı olmayan ama birçoğu da tür olarak yok olmuş hayvanların besin anlamında tüketildiğini öğrendik. Dünyada çok az uzmanı olduğu için henüz bitki tohum analizleri yapılmadı. Bunlara bir şey yaptırabilmeniz için de sıraya girmeniz gerekiyor. Ama şuana kadar elde ettiğimiz bütün veriler çerçevesinde, bu dönemle ilgili yapılan tek kazı bu mağarada yapılıyor.” dedi. Bölgenin kazı olanakları ve coğrafi bakımdan araştırılması zor bir merkez olduğuna dikkat çeken Erek, “Çok büyük özveri istiyor. Burada, bütün ekip arkadaşlarım, öğrencilerim, burada benimle birlikte gönül veren insanların emeği çok fazladır. Tabi sonuçta güzel olması da bütün harcanan emeklerin değdiğini gösteriyor. Bundan dolayı da mutluluk duyuyoruz.” diye konuştu.

Çalışmaların, 22 yıl sürmesinin planlandığını kaydeden Erek, Temmuz ayı içerisinde yaklaşık 20 kişilik ekiple gerçekleştirecekleri çalışmaları şöyle anlattı: “Bu seneki planlamalarımızda, güney plan programı olarak başladığımız ama şuanda naylonun altında kalan yerde, kazılara devam edeceğiz. Bir de kuzey profilinde genişlemeyi planlıyoruz. Olabildiğince, zamanımız ve bütçemiz el verdiği sürece de aşağıya doğru geniş alanda bütün plan karelerini çalışarak, inmeye devam edeceğiz. İndiğimiz her santimetre bizim için daha eskiye, yani 10730’lardan daha eskilere gitmek demek. Bu da Kahramanmaraş’ın en eski iskân alanlarından biri olan Direkli Mağarası’nın daha eski kültürel safhalarını görmemizi sağlayacak. Olabildiğince bunları çıkarmak yetmiyor. Bunları duyurmak, insanlara anlatmak, öncelikle Kahramanmaraş insanına bunun faydalarının neler olacağını anlatmak, bununla birlikte de bölgenin diğer değerleriyle birlikte adının duyulması, insanların buraya gelerek, bunlardan zevk alarak, iç içe yaşamasını sağlamayı hedefliyoruz.”

17.06.2010 Zaman