Kazı Alanlarına İnceleme

616

Ankara ve Hacettepe üniversitelerinde görevli 3 profesör, 4 bin yıllık korunmuş insan beyinleri, mercimek tohumları ve çekiç başlı mühür bulunmasıyla son yıllarda dikkati çeken Kütahya Seyitömer Höyüğü’nde incelemeler yaparak, kazının Türk arkeolojisine sağladığı kazanımları araştırdı.

Kazı grubu başkanlığını yürüten Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Dekan Vekili ve Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nejat Bilgen, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu ve Prof. Dr. Aliye Öztan ile Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Halime Hüryılmaz’a, il merkezine 26 kilometre uzaklıktaki Seyitömer Höyüğü’nü tanıttı.

Burada 2006 yılından bu yana sürdürdükleri kazılara ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Bilgen, Anadolu arkeolojisine ışık tutacak önemli bulgular elde ettiklerini kaydetti. Bilgen, burasının seramik üretimi yapılan bir sanayi şehri olduğuna dikkati çekerek, höyükte çok sayıda seramik kap ve atölye bulduklarını anlattı.

Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, inceleme sonrası AA muhabirine yaptığı açıklamada, burada Türkiye’de yapılan arkeolojik kazılar içinde sistemli kazıların başında gelen bir çalışma yapıldığını gördüklerini söyledi. Kulakoğlu, şöyle konuştu:

”Gerçekten ciddi çalışmalarda bulunuyorlar. Sadece arkeoloji değil, arkeolojinin yan dallarının da kazıya katkıda bulunduğunu gördük. Uzun soluklu bir kazı ve yılın 6 ayında çalışma yapılması zaten bir başarı. Sadece kazı değil kazıda çıkan buluntuların değerlendirmesinin de sistemli şekilde yapıldığı izlenimi edindik. Kazıdan çıkan buluntular da gerçekten bu bölgenin şimdiye kadar bilinmeyen yönlerinin ortaya konulmasını sağlıyor. Türk arkeolojisi için büyük bir kazanç. Yapılan çalışmalar, elde edilen buluntular da gördüğümüz kadarıyla hem tezlerle hem bilimsel makalelerle hemen bilim alemine duyuruluyor.”

-”NORMAL ŞARTLARDA BİR KAZI YILDA AZAMİ 3 AY SÜRER”-

Prof. Dr. Aliye Öztan da normal şartlardaki ödeneklerle 5 yılda kazılabilecek bir alanın Seyitömer’de bir sezon bile sürmeden kazılabildiğini bildirdi.

Burada çalışanların hem avantaj hem de dezavantajları bulunduğuna işaret eden Öztan, şöyle devam etti:

”Normal şartlarda bir arkeolojik kazı her yıl içinde azami 3 ay sürer. 15 gün, 3 hafta ya da 1 aylık sürede çalışmalar da yürütülebiliyor. Buna karşılık Seyitömer’de acil durum nedeniyle daha uzun süre çalışma imkanı var. Her yıl, hatta her hafta alanda bir değişiklik görme imkanı bulunuyor. Arkeolojik açıdan çok yoğun ve dikkat isteyen bir çalışmayı gerektiriyor. Sakin sakin yapıp onu hazmedip birtakım şeyleri yapmayı tercih ederiz ki, bir yanlış olmasın. Burada olabileceği kadar hızlı çalışılıyor. Öte yandan Seyitömer’in tabakalaşması, hangi dönemlerde iskan edildiğinin artık belirginlik kazanması ve bölgenin tarihi süreç içindeki yerini göstermesi açısından çok önemli bulgular elde edilmiş. Buradan elde edilen buluntular Anadolu arkeolojisine çok önemli katkılar sağlıyor.”

-”KARINCA GİBİ ÇALIŞIYORLAR”-

Prof. Dr. Halime Hüryılmaz ise, höyüğün bulunduğu alanın Anadolu’nun ortası ile batısı arasında bir geçiş noktası olduğunu vurguladı.

Kısa zamanda bütün delilleri ve mimarisiyle ortaya konulması bakımından geniş bir ekiple çalışıldığına dikkati çeken Prof. Dr. Hüryılmaz, şunları kaydetti:

”Bilginin bütün dünyaya en kısa zamanda yayılabildiği bir çalışmayı gördüm. Ülkenin yüksek çıkarları söz konusu olduğunda bilim insanı olarak bazı yerlerin kazılmasında yarar görürüz. Ancak parayla veya makinelerle çok iş yapılabilir. Kültürü hiçbir zaman ne makineyle ne insan gücüyle elde edebilirsiniz. Geçmiş, geçmiştir. Geleceğimizi kurmak için önce geçmişi bilmemiz gerekiyor. Ziyaretimizde o denli değişik bulgular gördüm ki, bu bir taraftan bilim dünyasında heyecan yaratıyor, hem bilim dünyasına yeni bilgiler katılmasına ön ayak oluyor. Farklı disiplinlerden görev alan insanlar karınca gibi çalışıyor. Böyle bir çalışma sadece üniversite veya bilim insanlarıyla birlikte olamaz. Yerel halkın, yerel yöneticilerin hatta hükümetin de büyük destek vermesi gerekiyor. Bu üniversitenin büyük bir işbirliği yaparak elini taşın altına koymasından dolayı hem üniversite yetkililerini hem burada görev yapan akademisyen ve öğrencileri tebrik ediyorum. Höyüğün çevresinde bazı noktalarda sondaj yapılması, orada da kalıntılar varsa bunları da göz ardı etmememiz gerekiyor.”

-SEYİTÖMER HÖYÜĞÜ-

Seyitömer Höyüğü’nde kazı çalışmaları, altındaki 12 milyon ton kömürün ekonomiye kazandırılması amacıyla 1989’da Eskişehir Müze Müdürlüğünce başlatıldı. Afyonkarahisar Müze Müdürlüğünün 1990-1995 arasında yürüttüğü çalışmalar, 2006’dan itibaren DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünce ele alındı.

TKİ Genel Müdürlüğü ve DPÜ Rektörlüğü arasında imzalanan protokol gereğince her yıl 6’şar aylık dönemler halinde yürütülen kazı çalışmalarının gelecek yıl tamamlanması ve höyüğün kaldırılmasının ardından yaklaşık 500 milyon lira değerinde linyit kömürün çıkarılmaya başlanması hedefleniyor.

Prof. Dr. Nejat Bilgen başkanlığında yaklaşık 250 işçi ve 50 öğretim elemanının görev yaptığı höyükteki kazı çalışmalarının bu yılki bölümü, 10 Mayısta başlamıştı.

25.06.2010 Akis Gazetesi