Bağlararası’nda Bronz Mızrak Ucu ve Sabit Çömlekler Bulundu

0
407

İzmir’in Çeşme İlçesi Bağlararası mevkiinde Bronz Çağı’na ait yerleşim merkezinde yürütülen çalışmalarda mızrak ucu, sabit çömlekler ve Anadolu’nun en eski şaraphanesi ortaya çıkarıldı. Bağlararası’nı, Çeşme’den Ege ve Anadolu’ya açılan kapı olarak nitelendiren Kazı Başkanı Doç.Dr. Vasıf Şahoğlu, yeni keşiflerle Çeşme’de en erken iskanın M.Ö. 2 bin 600 yıllarına kadar gittiğinin anlaşıldığını söyledi.

Bağlararası’nda 2009 yılından itibaren Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Araştırma ve Uygulama Merkezi (ANKÜSAM) faaliyetleri çerçevesinde Doç.Dr. Vasıf Şahoğlu’nun kazı başkanlığında sürdürülen çalışmalar bu yıl 19 Temmuz- 17 Eylül 2010 tarihleri arasında gerçekleştirildi.

Doç.Dr. Vasıf Şahoğlu, kazı döneminde öncelikle M.Ö. 3 bin ortalarına tarihlenen kısımda çalışıldığını ve daha önceki yıllarda açığa çıkarılan Erken Tunç Çağı yerleşmesinin daha erken evrelerinin incelendiğini belirtti. Doç.Dr. Şahoğlu, bu çalışmalar sonucunda Çeşme’deki en erken iskanın en azından M.Ö. 2 bin 600 yıllarına kadar geriye gittiğinin anlaşıldığını, 2011 yılında aynı alanda daha erken dönemlerin araştırılacağını söyledi. Bir diğer çalışmanın M.Ö. 2 bin ortalarına tarihlenen bölümde yapıldığına değinen Doç.Dr. Vasıf Şahoğlu, şunları söyledi:

“Bu alanda M.Ö. 1700 yıllarında büyük bir depremle yıkılan yerleşmeye ait bir yapı ile üç depo odası yanında bir de sokak belirledik. Bu yapıların tahribatına neden olan çukurların iki farklı dönemde açılmış olması gerektiğini düşünüyoruz. Bunlardan ilki yaklaşık M.Ö. 1650 yıllarına tarihlenen ve Girit- Minos kültürü ile bağlantılı seramik malzeme veren döneme ait. Bu dönemde Çeşme’nin özellikle Girit adası ile bağlantılı deniz ticaretinde önemli bir rol oynadığı anlaşılıyor. Yerleşmede tahribata neden olan ikinci dönem ise M.Ö. 13- 14’üncü yüzyıllara tarihleyebileceğimiz Myken dönemi ki, bu döneme ait bir çukur içerisinden de yine Ege adalarına has boyalı seramik örnekleri yanında özellikle çok iyi korunmuş bir de bronz mızrak ucu bulduk. Genellikle mezarlarda ölü eşyaları arasında ele geçen bu tür bir malzemenin yerleşmede ele geçmesi de Çeşme – Bağlararası’nın önemini yansıtan çok önemli bir bulgu.”

SABİT İKİ ÇÖMLEĞİN İÇİNDEN NE ÇIKACAK

Bu yılki kazılarda, evler arasında kalan bölümde iki tane çömlek bulduklarını kaydeden Doç.Dr. Vasıf Şahoğlu, “Bu alanda bir yıkıntı olmuş, ancak o kısmın altında kalan çömlekler tahrip olmamış, güzel bir şekilde, yerleştirildikleri yerde bulabildik. Sahipleri o çömlekleri taşımada kullanmamışlar, bulundukları yere sabitlemişler. O açıdan da ilginçler, belki birer depolama kabı olabilirler. İçlerinde tahıl olabilir, henüz bilemiyoruz. Bu iki değerli objenin yanı sıra başka çömlekler, çanaklar, tabaklar, kapaklar, ev içersinde kullanılan her türlü alet ve malzeme de çıkıyor” dedi.

ANADOLU’NUN BİLİNEN EN ESKİ ŞARAPHANESİ

Bulunan bir yapı ve üç depo odası hakkında da bilgi veren Doç.Dr. Şahoğlu, “Bu alanda M.Ö. 1700 yıllarında meydana gelen büyük deprem sırasında tüm yerleşme yerle bir olmuş ve o an kullanılan binalar tamamen yıkılarak hayat kesintiye uğramış. Bu deprem sırasında yıkılarak kullanımdan çıkan önemli bir yapı da bir şaraphane binasıdır. Anadolu’nun bilinen en eski şaraphanelerinden biri olan bu örnek, şarap üretiminin gerçekleştirildiği ve elde edilen ürünün dinlendirilerek depolandığı bir düzenlemeye sahip” diye konuştu. Çeşitli ezme taşları ve üzerlerinde insan yüzü şeklinde kabartmalar bulunan büyük depolama çömlekleri bulunduğunu anlatan Doç.Dr. Vasıf Şahoğlu, şunları kaydetti:

“Bu mekanın arkasında, taban seviyesinin altında yer alan üç küçük dikdörtgen mekan daha var. Kapıları olmayan bu mekanların girişi üstten. Büyük ihtimalle bir çeşit mahzen olarak kullanılmış. Çok miktarda balık kılçığı ile bazı karbonlaşmış buğday ve üzüm çekirdekleri bulduk. Aynı mekanda karbonlaşmış badem de ele geçti. Ortadaki mekan, tabanı ve yan duvarlarının sıvalı olmasıyla diğerlerinden ayrılıyor. Olasılıkla üzüm suyunun dinlendirilerek şaraba dönüştürüldüğü bir çeşit sarnıç olarak görev yapmış. En kuzeyde yer alan üçüncü mekanın tabanı levha taşlarla döşeli. Bu mekan içerisinde çok sayıda yonca ve yuvarlak ağızlı testi ile yarımküresel formlu çanaklar bulundu.”

22.09.2010 Milliyet