İzmir’in Bilinmeyen Bir Yanı Daha Ortaya Çıktı

1
589

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Ortaçağ Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ergün Laflı, İzmir’in Antik çağda dönemin en önemli mücevher işleme merkezlerinden biri olduğunun ortaya çıkarıldığını bildirdi.

Doç. Dr. Laflı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ” Gemoloji” ya da ”kıymetli taş bilimi” olarak bilenen mücevher işleme sanatının, eski çağda da çok ön planda bir meslek ve geçim kaynağı olduğunu belirtti.

İzmir Müzesi Müdürlüğü’nün ”Yüzük Taşları Koleksiyonu” envanterinde bulunan 300’e yakın değerli taş üzerinde yaptıkları çalışmada, kazıma (intiglio) ya da kabartma (cameo) yöntemi ile işlenmiş akik, opal, kehribar gibi yarı değerli taşlar bulunduğunu belirterek, ”Antik çağda İzmir kentinin o dönem dünyasının en önemli mücevher işleme merkezlerinden biri olduğunu ortaya çıkardıklarını” kaydetti.

Yapılan incelemelerde, taşlar üzerindeki işlemelerde dönemin kişiye özgü ve dinsel tasvirlerinin yer aldığına dikkati çeken Laflı, sözlerine şöyle devam etti:

”1-2 santimetre gibi çok küçük boyutlu olan bu taşlar üzerine yapılan işlemeler, o dönemde mercekle ve çok yüksek teknolojili kazıma aletleri ile işleniyordu. İşlem bittiğinde pahalı ürünler olarak pazarlanan bu taşların olduğu yüzük gibi takılar ve mücevherler ancak o dönemin aristokrat ve zengin kesimi tarafından satın alınabiliyorlardı. Bu tür objeler antik çağlarda pahalı ve çok lüks tüketim ürünleriydi.”

Laflı, İzmir’de o dönemin usta elleriyle şekillenen taşlar üzerine kazıma veya kabartma olarak yapılan bu sanat eserlerinin altınla da kaplanabildiğini belirterek, şunları söyledi:

”İzmir’de üretilen bu mücevherler, Roma gibi zengin bölgelere satılıyordu. İzmir’de çok yaygın olan bu örneklerin çeşitliliği de göz önüne alındığında Antik İzmir’in çok zengin bir dünya kenti olduğu görülmektedir. Çalışma sayesinde ağırlıklı olarak Erken Roma dönemine tarihlenen 300’dan fazla yüzük taşı tanıtıma hazır hale geldi. Çoğu İzmir ve çevresinden toplanan bu eserler Roma dönemi için önemli ve güzide bir eser grubunu teşkil etmektedir. Eserlerde, o dönemin soylu yaşantılarına ilişkin birçok anlam gizlidir.”

Doç. Dr. Ergün Laflı, Büyük İskender sonrasında doğu ticaret yollarından gelişmesiyle bu taşların daha geniş coğrafyaya dağıtılmaya başlandığını, İzmir’de değerli taşlarla yapılan yüzük, kolye gibi mücevherlerin yanında kabartma yöntemlerle yapılan cam sanatı ürünü kap-kaçak, duvar plakalarının da üretildiğini anlattı.

-”NÜFUSU HEP 100 BİNİN ÜZERİNDE OLDU”-

Antik çağ gemoloji örnekleri ile ilgili olarak İzmir Müzesi Müdürlüğü’nde, kendisinin hazırladığı bir projenin hayata geçirildiğini anlatan Doç. Dr. Laflı, ”Amacımız, İzmir Müzesi Müdürlüğü ve bağlı birimlerinde bulunan intiglio ve cameo örneklerini toplu bir biçimde değerlendirmektir. Bu da Türkiye’de ilk kez bir devlet müzesinin antik gemoloji yayınına dönüşecek” dedi.

Doç. Dr. Laflı, İzmir’in MÖ 7. yüzyıldan MS 5. yüzyıla değin Batı Anadolu’nun en önemli üç büyük kentinden bir olduğunu, Helenistik ve Roma dönemlerinde MÖ 4. yüzyıldan MS 5. yüzyıla kadar nüfusunun hep 100 binin üzerinde bulunduğunu anlattı.

Laflı, kentin seramik, terrakotta, cam, metal, mermer gibi birçok önemli ürünün işlendiği ve ticaretinin yapıldığı kent olduğunu belirtti.

19.10.2010 Zaman

1 YORUM