Çizilme ve bakteri oluşumuna karşı geliştirilen nanoteknolojik yöntemler, antik kentlerdeki bina ve diğer eserlerin korunmasında kullanılacak.

Nano partiküller kullanarak malzemelerin çizilmeye, bakteri oluşumuna karşı korunmasını sağlayan Akdeniz Üniversitesi bilimadamları, şimdi bu teknolojiyi antik kentlerde kullanmaya hazırlanıyor.

Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Rhodiapolis Antik Kenti’nde yılbaşından itibaren çalışmaya başlayacak bilimadamları, gün ışığına çıkarılan antik eserleri nano partiküllerle kaplayarak güneşten, rüzgardan, yağmurdan daha az etkilenmelerini sağlayacak.

Çizilmeye, bakteri oluşumuna karşı nano teknoloji kullanarak oluşturdukları kaplamalarla hem Türkiye, hem de dünyada adını duyuran Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokenti uzmanları, şimdi tarihe el attı.

Antalya Teknokenti bünyesinde faaliyet gösteren NANOen Arge Danışmanlık firmasının kurucusu ve sorumlusu, Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç başkanlığındaki ekip, antik kentlerde yürütülen kazılarda gün ışığına çıkarılan tarihi eserleri korumak için nano teknoloji kullanmak üzere çalışmalara başladı.

Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç, yurtiçi ve yurtdışından pek çok firmaya, nano partiküller kullanarak çizilmeye ve bakteri oluşumuna karşı korumalı ürünler ürettiklerini anlattı. Bu teknolojiyi şimdi de ülkenin tarih varlığında kullanmaya karar verdiklerini dile getiren Arpaç, bu konuda Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyeleriyle ortak çalıştıklarını bildirdi.

İlk çalışmanın Kumluca ilçesindeki Rhodiapolis Antik Kenti’nde yapılacağını kaydeden Prof. Dr. Arpaç, buradaki çalışmalara yılbaşından itibaren başlayacaklarını ifade etti. Günışığına çıkarılan mermer, cam, kemik, ahşap malzemeleri nano partiküllerle koruyacaklarını anlatan Arpaç, kullanılan yöntemde kaplama malzemesinin gözle görünmeyeceğini, eserin aslına da zarar vermeyeceğini söyledi.

Esere kaplanacak nano partiküllere ultraviyole ışınları, güneş, rüzgar, kum tanelerine karşı koruması için özellik de kazandıracaklarına değinen Arpaç, bu sayede antik eserlerin ömrünü uzatacaklarını bildirdi.

Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç, bu kaplamanın bir diğer özelliğinin ise ”sökülebilir” olması olduğunu vurgulayarak, ”Teknoloji hızla gelişiyor. 10-20 yıl sonra başka bir yöntem geliştirildiğinde bu malzemeyi kolayca söküp yerine yenisini uygulayabileceğiz” dedi.

Arpaç, Türkiye’de bu sistemi uygulayan kimse bulunmadığını, dünyada da şu ana kadar bu teknolojinin antik eserlerde kullanıldığına ilişkin kendilerine bir bilgi ulaşmadığını kaydetti.

Gün ışığına çıkarılan eserlerin çoğunun laboratuvarlarına taşınma imkanı bulunmadığına da işaret eden Prof. Dr. Arpaç, sözlerini şöyle sürdürdü:

”O yüzeyleri orada korumanız lazım. Bu eserlerin büyük bölümünü taşıma şansınız yok. İlk olarak küçük bir yüzeyde uygulamasını yapacağız ve o bölgeyi yaşlandırarak beş yıl sonra alacağı konumu göreceğiz. Buradan olumlu yanıt aldıktan sonra bütün yüzeye uygulayacağız. Hani terzi kumaşı keserken hata yaparsa dönüşü yoktur, biz de 10 defa düşünüp ondan sonra uygulayacağız. Yüzeyin büyüklüğü ise bizim için sorun değil. Her türlü tarihi eser ve büyüklüğü nano partiküllerle kaplayabilecek teknolojiye ve malzemeye sahibiz.”

Arpaç, nano partiküllerin sprey yardımıyla antik eserlerin üzerine püskürtüleceğini, bu sistemin uygulanmasının maliyetinin de yüksek olmadığını sözlerine ekledi.

22.10.2010 ntvmsnbc.com