Osmanlı Sikkelerinin Envanteri Çıkartılıyor

784

Üç kıtaya yayılan topraklarıyla 600 yıl boyunca hüküm süren Osmanlı İmparatorluğunu yöneten 36 padişah döneminde bastırılan sikkelerin envanteri çıkarılarak 9 ciltte toplanıyor.

Nilüfer Damalı Eğitim Vakfınca bu yıl içerisinde yayımlanan ilk iki ciltte 10 padişahın bastırdığı sikkeler yer alırken, gelecek yıl geriye kalan ciltlerin tamamlanması hedefleniyor.

Vakıf Başkanı Atom Damalı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mühendisliği bitirmesine karşın koleksiyona ilgi duyduğunu, bu şekilde zamanla tarih bilincinin geliştiğini belirtti.

Yaklaşık 40 yıldır sikke topladığını, 7-8 yıldır da Osmanlı sikkeleri üzerine çalışmaya başladığını dile getiren Damalı, sikkelerin günümüze kadar gelen en önemli tarihsel belgeler olduğunu ve sikkeleri ”tarih laboratuvarı” olarak tanımladığını ifade etti.

Sikkelerin dönemlerine ait çok önemli bilgiler verdiğini, bu nedenle dünyanın birçok tarih bölümünde öğrencilerin araştırma yapabilecekleri sikke koleksiyonlarının bulunduğunu kaydeden Damalı, Türkiye’de ise tarihçiler ile para bilimi (nümizmatik) arasında çok yakın bir ilişkinin olmadığını söyledi.

Türkiye’deki tarih araştırmalarında nümizmatik bilimine yeterince önem verilmediğini, üniversitelerde nümizmatik bölümünün bulunmadığını, bunun da gün yüzüne çıkmayı ve tasnif edilmeyi bekleyen sikkelere ulaşmak isteyen tarihçiler, nümizmatlar ve araştırmacılar için büyük zorluklara neden olduğunu ifade eden Damalı, iktisadi ve sosyal gerçeklerin en somut delilleri olan sikkelerin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki rolünü anlatan ”Osmanlı Sikkeleri Tarihi” kitabını bir anlamda bu alandaki eksikliği belli ölçülerde kapatabilmek için hazırladığını dile getirdi.

-DÜNYANIN SAYILI MÜZELERİ ARAŞTIRILDI-

Osmanlı sikkeleriyle ilgili hazırladığı 9 ciltlik çalışmanın ilk iki cildini bu yıl yayınladığını dile getiren Damalı, 3’ncü cildin ise 1-2 ay içinde tamamlanacağını ifade etti.

Damalı, ”Bugün dünyada erişebilecek tüm müze ve özel koleksiyonlarda yer alan sikkeleri resimleyerek ve sınıflayarak bir Osmanlı sikkeleri envanteri hazırlamaya koyulduk. Bu nedenle tüm Türkiye, Avrupa ve Amerika’daki müzelerde çalışmalar yaptık. Şimdi de gözümüzü Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya çevirdik. Bu ülkelerde hiç incelenmemiş Osmanlı sikkelerine erişmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

Tahminine göre bugüne kadar gelebilen 15 bin farklı altın ve gümüş Osmanlı sikkesinin bulunduğunu söyleyen Damalı, hedeflerinin, bir kısmının özel koleksiyonunda bulunduğu bu 15 bin sikkenin bilgisine kitaplarında yer vermek olduğunu söyledi.

Sikkelerin sınıflandırmasında 4 kriter kullanıldığını, bunların, sikkenin hangi padişah döneminde, hangi şehirde darp edildiği, tarihi ve sikkedeki yazılar ile desenler olduğunu belirten Damalı, 9 cildin tamamında Osmangazi’den Sultan Vahdeddin’e kadar 36 padişah dönemine ait tüm sikkelerin yer alacağını anlattı.

Kapsamı geniş olacak çalışma için dünyanın değişik bölgelerindeki müzelerde bulunan sikkelerin de incelenmesi gerektiğini dile getiren Damalı, kendisininde bu yolu takip ederek Amerika’da Amerikan Nümizmatik Vakfı (American Numismatic Society), Smithsonian Enstitüsü (Smithsonian Institute), İngiltere’de British Müzesi (British Museum), Ashmolean Müzesi, Fransa’da Bibliotheque Nationale, Almanya’da Münih, Tübingen, Berlin ve Jena Sikke müzelerinde, Yunanistan’da Atina Müzesi, Avusturya’da Viyana Müzesinde incelemelerde bulunduğunu kaydetti.

Damalı, Türkiye’de ise Arkeolojik Eserler Müzesi, Darphane Müzesi, Yapı Kredi Bankası Müzesi’nden de yararlandığını dile getirerek, bunların dışında özel koleksiyonlardan da faydalandığını söyledi.

-HEDEF ”PARA MÜZESİ” KURMAK

Damalı, ”İslam devletlerinde hükümranlığın 3 sembolü vardır. Sikke darp etmiş olmaları, o topraklarda hutbenin Sultan adına okunması ve tuğ, sancak gibi sembollere sahip olmaları. Bu nedenle tüm Sultanlar sikke darbına çok önem vermişlerdir. Bütün padişahların sikkeleri var. Zaten ‘Sultan’ olabilmek için sikke darp etmiş olma şartı vardır. Ancak Osman Gazi’den sadece 1 sikke günümüze gelmiş olmasına rağmen, bazılarının daha çok sikkesi vardır” dedi.

Damalı, çok önemli Türk nümizmatların çok değerli araştırmaları ve eserlerinin bulunduğunu, ancak tüm Osmanlı sultanlarının sınıflandırılarak tüm sikkelerinin yer aldığı tek eserin devam eden çalışması olacağını kaydetti.

Anadolu’nun MÖ 500’lü yıllarda dünyada ilk olarak paranın basıldığı yer olduğunu söyleyen Damalı, dünyanın en anlamlı para müzesinin kurulabileceği yerin bu topraklar olduğunu düşündüğünü kaydetti.

Türkiye’nin paralarla ilgili ender sergiler ve özel koleksiyonlar dışında, bir para müzesine sahip olmadığını ”Bu nedenle vakıf olarak İstanbul Para Müzesini kurmak için bir girişimde bulunduk. Ancak, para müzesinin yer sorununun henüz çözümleyemedik. Böyle bir fırsat verildiği takdirde tüm dünyanın gıptayla gezeceği bir müze açmak en büyük hayallerimden biri” dedi.

EN FAZLA PARAYI KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN BASTIRDI-

9 ciltte tamamlanması planlanan ”Osmanlı Sikkeleri Tarihi” (History Of Ottoman Coins) kitabının ilk cildinde Osman Gazi, Orhan Gazi, Sultan Murad, Sultan Beyazid, Sultan Mehmed, 2. Murad, 2. Mehmed, 2. Beyazıd ve Selim dönemlerine ait sikkeler hakkında bilgiler yer alıyor.

Kitabın ikinci cildinde ise Osmanlı padişahları arasında en fazla para bastıran Kanuni Sultan Süleyman’ın bastırdığı paralar hakkında detaylı bilgilerden söz ediliyor.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde genişleyen imparatorluk sınırlarının içinde basılan sikkelere yer verilen kitapta Osmanlı nümizmatiğine giren yeni tip sikkeler bulunuyor. Bu dönemde sınırlarının genişlemesi, iktisadi hayatta sikkelerin çeşitlenmesine neden olurken, 32’si altın sikkeler olmak üzere, toplam 63 farklı şehirde 700’e yakın değişik para basıldı.

Kanuni dönemine kadar yalnızca gümüş akçe darp edilen Osmanlı Devleti’nde, artık akçenin 5 veya 6 misli, büyük boy, dirhem adı verilen sikkelerin de darbına başlanıldı.

-SİKKELERDE NELER YAZILIYOR-

Osmanlı para düzeninde değişik süreçlerde farklı madenlere dayalı para sistemleri kurulurken, devletin kuruluşundan İstanbul’un fethine kadar olan süreçte gümüşe dayalı ”tek metalli” para sistemi ileri dönemlerde altın ve gümüşün beraberce şekillendiği ”çift metalli” bir düzene geçildi.

Genellikle İslami sikkelerde kullanılan metaller altın, gümüş ve bakır olmak üzere 3 tipte şekillendi. İstanbul’un fethine kadar geçen süreçte kullanılan ”akçe” adı verilen küçük gümüş sikkelerin devletin her fethedilen politik veya ekonomik yönünden önemli kentinde basıldığı görülüyor. İstanbul’un fethinden sonra yönetimin merkezi bir yapıya dönüşmesinden sonra darphanelerde merkezileştirilerek Topkapı Sarayının avlusunda Darhane-i Amire kuruldu.

Osmanlı tarihi boyunca 100’ün üzerinde darphane altın ve gümüş sikke bastırdı. Bakır mangırlar da daha çok yerel bir para birimi kabul edildiğinden altın ve gümüş sikke basılmamış, birçok şehirde sadece bakır mangırlar basılmıştır. Bu kentlerle birlikte toplam sikke basılan kent sayısı yaklaşık 125’tir.

Madenlerde üretilen, eski sikkelerin üretilmesinden, yabancı sikkelerin eritilmesinden, kıymetli madenlerden yapılan eşya ve mücevherlerin eritilmesinden elde edilen sikkeler, el çekiçleriyle, mekanik preslerle sarkaç usulü otomatik olarak üretilirdi.

Sikkeler üzerinde ”Allah aziz yardımı ile galip kılsın”, ”Yüce Hilafet Yeri”, ”Yüce Saltanat Yeri”, ”Yardımın Babası”, ”Adil Sultan”, ”Büyük Mülklerin Sultanı”, ”Devleti Devamlı Olsun”, ”Sultanlığı Adaletli ve Ömrü Uzun Olsun”, ”Rum, İran ve Arap ülkesinin Sultanı”, ”Allahtan Başka İlah Yoktur, Muhammed Allahın Elçisidir” gibi yazılar bulunurken, paralarda içeriğine, basıldığı yere göre damga, tuğra, arma, motifler, mühr-i Süleyman, saadet düğümü, mardin düğümü, çiçek ve diğer tasarımlar gibi semboller kullanılırdı.

Osmanlı’daki sikke tiplerine akçe, mangır, dirhem, şahi, medini, sultani, eşrefi, osmani, bukşa, larin, kuruş, zolta, nasri, riyal, harube, burbe, bucu (cezayir) cedid eşrefi, zer-i mahbub, rumi altının örnek gösterilebilir.

28.10.2010 Zaman