Ankara’nın Altı ‘Tümülüs’

910

Başkent Ankara’nın antik dönemden kalma tümülüslerin (yığma mezar) üzerinde oturduğu ortaya çıktı. Ankara ile ilgili araştırmalarıyla bilinen ve yazdığı kitaplarıyla tanınan Haluk Sargın, Konya Yolu’ndan AŞTİ’ye giderken sağda kalan yükseltinin tümülüs olduğunu, bunlardan Anıtkabir ve ODTÜ gibi bölgelerde 20 civarında bulunduğunu dile getirdi.

Sargın, başkentin tarihine ilişkin araştırmalarını Ankara Kulübü’nün Abidin Paşa Köşkü’nde, kulüp üyelerine anlattı. “Antik Ankara” başlıklı sunumunda Sargın, başkentin 5 bin yıllık bir tarihe sahip olduğuna dikkat çekti. Ankara’nın 8 ayrı güzergâha giden yolların kesiştiği noktada bulunduğunu belirten Sargın, bu özelliğinin ismine de etki ettiğini dile getirdi. Sargın, “Ankara’nın tarihi Paris’ten Londra’dan daha eski” diye konuştu. Ankara’nın isim kökeninin tarih boyunca değişmediğini anlatan Sargın, kalenin Avrupa kökenli savaşçı bir kavim olan Galatlar tarafından yapıldığının tahmin edildiğini söyledi. Sargın, “İlk yerleşim bölgesi kale bölgesi. Ankara ile ilgili kaynaklara bakınca şunu görüyoruz. O dönem için sarp kayalık bölgeleri bulunması nedeniyle savunmaya elverişli bir kale yapımına olanak veriyor. Çubuk ovası tarıma dolayısıyla nüfusun beslenmesini sağlıyor. Hatip Çayı ise su sağlıyor” değerlendirmelerini yaptı.

‘Amblem çapa olabilir’

Sargın, Ankara’nın amblemi belli olmayan ender kentlerden olduğuna da dikkat çekti. Kentin adı olarak sıkça ön palana çıkan “Ankira”nın “gemi çapası” anlamında olduğunu kaydeden Sargın, “Yapılan kazılarda ortaya çıkan bulgular var. Bunlardan biri gemi çapasının yer aldığı madeni paralar. Bu Ankara’nın amblemi de olabilir. Şu anda Ankara’nın amblemi yok. Hitit Güneşi var ona Çorumlular sahip çıkıyor, son dönemde kedi oldu dendi, Vanlılarla tartışma yaşandı. Çapa amblem önerisi olabilir” diye konuştu.

Başkentin tümülüsleri

Sargın’ın açıklamaları, başkentin bilinmeyen bazı özelliklerini de ortaya çıkardı. Sargın, Ankara’da çok sayıda tümülüs ve höyük bulunduğunu dile getirdi. Konya Yolu’ndan AŞTİ’ye giderken sağda kalan tepeciğin tümülüs olduğunu kaydeden Sargın, “Ama bu tümülüse girildi, çalışma yapıldı, bulunan eserler müzelerde sergileniyor. Anıtkabir, ODTÜ ve diğer bölgelerde 20 civarında tümülüs, Beytepe’de höyük bulunduğu biliniyor” dedi.

‘Roma sütunları üzerinde cami’

Selçuklu yönetiminin Ankara’ya önem verdiğini, bunun yapılan eserlerden anlaşıldığını aktaran Sargın, Osmanlı döneminde kentin ihmal edildiğini dile getirdi. Sargın, “Bu dönemde yalnızca tiftik merkezi olması nedeniyle öne çıkıyor. Osmanlı döneminde Mimar Sinan’ın planını yaptığı tek yapı Cenabi Ahmet Paşa Camisi var” dedi.

Ankara’ya yapılan ilk caminin Alaaddin Cami olduğunu anlatan Sargın, Selçuklu döneminden kalma camilerin bilinmeyen bir özelliğini de açıkladı. Sargın, “Alaaddin Camisi, Roma sütunları üzerine inşa edilmiş. Diğer iki camide de Roma kalıntılarını görmek olanaklı” diye konuştu.

Ankara’nın Roma döneminde görkemli bir kent, bölgesinin askeri merkezi konumunda olduğunu anlatan Sargın, Selçuklular dönemine gelinceye kadar da kentin bir Hıristiyan kenti olduğunu anlattı. Sargın, “Ancak tarih anlatılırken bundan bize hiç bahsedilmez. Bu kentte konsüllerin toplantı yaptığı biliniyor. Galatya Başpiskoposluğunun kenti. Hıristiyan özellikler Selçuklularla birlikte değişmeye ve bir Müslüman kent olmaya başlıyor Ankara. Ankara’nın ilk toplulukarı Galatlar ise Pagan oldukları biliniyor” değerlendirmesini yaptı.

14.01.2011 yapi.com.tr