Karaman’a 40 kilometre uzaklıktaki Manazan Mağaraları, insanoğlunun azminin, gücünün, zekasının yaşayan anıtlarından biri.

Kapadokya’nın yeraltı şehirlerini andırıyor. İki bin yıl öncesinin koşullarında kayalar oyulmuş, içine salonlar, avlular, kiliseler, odacıklardan oluşan beş katlı bir şehir yapılmış.

Manazan Mağaraları İç Anadolu’da önemli kültürel zenginliklerinden. Fakat obrukların, Mevlana’nın ve Çatalhöyük’ün gölgesinde kalmış, adını duyuramamış. Mağaralar insan – doğa ilişkisinin Anadolu’daki örneklerinden sadece biri. İnsanoğlunun zor durumda kaldığında nasıl bir azimle, güçle dağları delip, barınak yapabildiğinin en güzel örneği.

Mağaralar Karaman ilinin doğusunda, Taşkale’ye 8 kilometre uzakta. İbrala Suyu Vadisi’nde killi kireçtaşları oyularak yapılan barınaklar zamanla genişlemiş ve büyük bir yerleşime dönüşmüş. Mağara sistemi içindeki kilise ve şapeller bu mağaraların Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde yoğun olarak kullanıldığının kanıtı. İlk Hıristiyanlar belli ki, diğer birçok örnekte olduğu gibi, mağaraları hem barınak hem de tapınak olarak kullanmış.

Ancak mağaralarda ayrıntılı bir çalışma yapılırsa çok daha eski çağlarda yaşayanların izlerini de görmek mümkün olabilir. Kaynaklar daha çok Bizans ve Roma izlerinden söz ediyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de yaygın olarak kullanılmış.

DAR GEÇİTLERİN İKİ BİN YILLIK SIRRI

Taşkale’den çıktıktan 8 kilometre sonra yolun sağındaki yamaçta, uzaktan arı kovanına benzeyen delik deşik bir mağara sistemi çıkıyor karşıma. Koca dağ oyulup adeta apartman yapılmış.

Manazan Mağaraları tabelasının önünde otomobilimi park edip yürümeye başlıyorum. Yoldan mağaraya tatlı bir eğimle çıkılıyor. Mesafe yaklaşık 300 metre. Bu araya merdiven yapılarak ziyaretçilerin daha kolay çıkması sağlanmış. Mağaraya da demir bir merdivenden tırmanılarak giriliyor. Ana mağara sistemi tam beş katlı ve her katta birçok oda ve büyük bir avlu var.

Avluların ve odaların bazılarında pencereler bile var. Her katta belli bölgelerde mezarların bulunması buradaki yerleşimin gizli olduğunun en önemli kanıtı. Katlar arası geçişler ise çok dik kuyular aracılığıyla yapılıyor. En fazla bir insanın geçebileceği genişlikteki kuyuların kenarlarına açılmış delikler merdiven görevi görüyor. Darlık bir güvenlik önlemi.

Bir üst kata, kat sakinlerinin izni olmadan çıkmak olanaksız. Ordu bile saldırsa askerler içeriye tek tek girmek, daha doğrusu tırmanmak zorunda. Bu yerleşim planı mağaraların çok güvenli olmasına neden olmuş. Anadolu’daki ilk Hıristiyanlar ya Derinkuyu, oymalı gibi yeraltı kentlerine ya da Manazan mağaraları gibi yüksek yapılara yerleşmişler. Her iki yerleşimin amacı da aynı: Düşmandan korunmak.

ÜST KATTAN VADİ MANZARASI

Bu dar kuyulardan sabırla tırmanarak ve her katta 15-20 dakika oyalanarak en üst kata kadar çıkıyorum. Bazı odaların yan duvarları çökmüş. Bu nedenle çok yanaşmamak gerekiyor. Ne de olsa bir apartmanın en üst katındayım.

Üst katın manzarası görülmeye değer. Aşağıdaki vadinin tüm güzellikleri buradan izlenebiliyor. Kıvrılarak akan İbrala Suyu’nun 2 bin yıl önceki akışını düşünüyorum. Eğer bu su olmasaydı, insanlar kesinlikle yerleşmezlerdi buraya. En üst kattan bakıldığında vadideki tek yerleşimin burası olamayacağı hissine kapılıyor insan. Daha ilerideki kayalarda kısmen yıkılmış, kısmen ayakta birçok mağara göze çarpıyor. Yani burası tek merkez değil.

Tüm vadi büyük bir yerleşim. Killi kireçtaşının bulunduğu tüm bölgeler yerleşim yeri olabilecek durumda. Eğer vadide çok kapsamlı bir araştırma yapılırsa başka yerleşim yerleri de bulunabilir.

Ana yerleşim bu büyük dağda açılmış ama dağın sağında ve solunda küçük yerleşimler de göze çarpıyor. Bazı mağaralar ise çökerek altta kalmış. Sadece küçük girişler göze çarpıyor. Geçit sistemi bir iki kat aşağıya uzanıyor olabilir. Mağaranın girişindeki düzlükteki patika, içi tamamen tahrip edilmiş kiliseye gidiyor. Bu düzlükte birkaç irili ufaklı mağara daha bulunuyor. Kireçtaşları içindeki fosili seviyeler de burayı daha ilginç bir hale getiriyor.

HAYAL GÜCÜNÜ KIŞKIRTIYOR

Mağaralar çok fazla bilinmediği için ziyaretçi sayısı az. Ancak yaz aylarında bir anda birkaç farklı grup geldiği zaman sıraya girmek gerekiyor. Eğer üst katlara da çıkılacaksa epey bir sıra beklemek gerekiyor.

Konya ve Karaman’a gidenlere burayı gezmelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Burada geçireceğiniz birkaç saatte mağaraları oyan ve yaşama elverişli hale getirenlerin izlerini görecek, belki de nefes alışlarını hissedeceksiniz. Onlar birkaç bin yıl önce belki de tam sizin durduğunuz yerde durup ellerindeki keskilerle, belki de obsidiyenlerle mağara duvarlarını şekillendiriyordu. Onların yaşadığı zamanda ne çevre kirliliği ne de türümüzün yok olma riski vardı.

Zaman ne de çabuk geçiyor değil mi? Kim bilir belki de 2 bin yıl sonra Manazan Mağaraları’nın güzelliğini yazacak bir insan bile kalmayacak yeryüzünde…

16.01.2011 e-karaman.com