Antik Kentlerde Planlama: Side Örneği

534

Turizm ve kültürel miras giderek birlikte kullanılan ve yakından ilişkilendirilen iki sözcük haline geldiği ve turizmin gereksinmeleri arasında kültürel ve doğal değerlerin önemli bir yer tuttuğu belirtildi. Mimarlar Odası Manavgat Temsilciliği ve Antalya Şubesi tarafından 18-19 Mart 2011 tarihlerinde düzenlenen “Üzerinde Kentsel, Kırsal Yerleşme Bulunan Antik Kentlerde Planlama: Side Örneği” konulu panel ve forumun ardından değerlendirme ve önerilerin yer aldığı yazılı bir açıklama yapıldı. Mimarlar Odası’ndan yapılan açıklamada, Türkiye’nin nitelik ve nicelik olarak çok zengin bir kültürel mirasa sahip olduğu belirtilerek, bunun önemli bölümünü arkeolojik değerler ve onların bir araya geldiği alanların oluşturduğu kaydedildi. Türkiye’nin bir diğer özelliğinin de çok katmanlı, çok kültürlü bir çok kent, ilçe ve beldeye sahip olması olduğu vurgulanan açıklamada, tarih içinde bir çok kültürün, aynı yerleşmeyi değişik zamanlarda kullandıkları ve ürünlerini verdikleri ifade edildi. Bu özelliklerin sürdürülebilmesi ve geliştirilmesi için, üzerinde yeni yerleşme bulunan antik yerleşmeler ve kalıntıların, yeni yerleşmelerle uyum içinde ve barışık olarak yaşamlarını sürdürmesi gerektiğine işaret edilen açıklamada, şöyle denildi.

“Mevcut mevzuat ve KTVKYK’nın ilke kararları, bu çok katmanlı dokuları koruyacak ve değerlendirecek hükümleri yeterince içermemektedir. Özellikle arkeolojik alanların korunması ve kullanılmasına yönelik ilke kararında arkeolojik alanların tanımları dahi açık ve anlaşılır biçimde yer almamaktadır. Bu eksiklik, üzerinde yerleşme bulunan arkeolojik alanlar için yeni tanım ve koruma/kullanma koşullarını içeren yeni bir belge oluşturulmasını zorunlu kılmıştır. Yine KTVKYK tarafından benimsenen ve ‘Kentsel Arkeolojik’ alanlara ilişkin ilke kararı, Side’nin korunması ve gelişimi için bir araç olarak kullanılabilir ve ülkemizin aynı özelliklere sahip kentlerine örneklenebilir. Kentsel arkeoloji için halen mevcut tanım ve koruma/kullanma yöntemleri bir önceki ilke kararlarından daha gerçekçi ve yapıcıdır.

Turizm ve kültürel miras giderek birlikte kullanılan ve yakından ilişkilendirilen iki sözcük haline gelmiştir. Turizmin gereksinmeleri arasında kültürel ve doğal değerler önemli bir yer tutar. Sağladığı gelirlerin korumaya aktarılması halinde, birçok sorunun çözümleneceği açıktır. Ancak bu noktada koruma/kullanma girişimlerinin dengesi gözetilmeli, korumanın amaç, turizmin de yararlı bir araç olduğu unutulmamalıdır. Ören yerleri bir çok tehlike ile karşı karşıyadır. Örneğin; Bodrum ve çevresinde yapılan kaçak kazılar yeterince önlenememektedir. Ören yerleri sadece arkeolojik değerleri ile önem taşıyan alanlar değildir. Turistik ve öğretici değerleri de önem taşırlar.” Arkeolojik değerlerin her zaman üst düzey nitelikte olmayabileceği belirtilen açıklamada, kırsal kesimde sıkça rastlanan, kent duvarları, tarım teraslarının da bir dönemin belgeleri olduğu ve bu nitelikleriyle de önem taşıdıkları kaydedildi.

Sit tanımları kadar sit sınırlarının saptanmasında da yeterli tanım ve ölçütler gelişmediğine işaret edilen açıklamada, yeterli bilimsel ölçüt ve tanımlar getirilmesi istendi. Açıklamada, ayrıca, tanımlar ve sınırların bu alanlarda gerçekleştirilecek planlama çalışmalarını yönlendirecek en önemli girdiler olduğunun unutulmaması gerektiği vurgulandı.Yeterli ve bilimsel bir envanterin, her türlü plan ve projenin hazırlanması için ön koşul olduğu bildirilen açıklamada, yeterli bir koruma belgesinin, gerekli ölçeklerde toplanmış bir veri birikimi üzerine kurgulanabileceği belirtildi. Halen önemli turizm merkezleri arasında yer alan Side’nin 19. YY sonlarında tamamen kırsal nitelikli bir alan olarak bilindiğine dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi:

“Alanla ilk olarak yabancı gezginler ilgilenmiş, 1940’lı yıllarda İstanbul üniversitesi tarafından ilk bilimsel kazılar başlatılmıştır. 1960’lı yıllarda Side ilk planlama çalışmalarına konu olmuş, korunması ve gelişmesi için değişik öneriler geliştirilmiştir. İlk kez Apollon tapınağının bir bölümünün onarımı ile başlayan kapsamlı onarım çalışmaları, 1990’lı yılların sonunda giderek artmış, beldenin ticari yaşamını yönlendiren yeni kurallar oluşturulmuş, bu kuralların mekana yansımasının olumlu örnekleri görülmeye başlanmıştır. Yeni bir arkeolojik kazı grubunun oluşturulması da bu olumluluklar arasındadır. Panel/Forumun katılımcıları, tüm bu değişim ve gelişimlerin artarak devam etmesini, koruma/kullanma dengesinin gözetilmesini, bu mirasın korunması ve geliştirilmesinde üstün kamu yararı olduğunun unutulmamasını, Side’de giderek bir alan yönetimi sisteminin kurulmasını, turizm kadar Side sakinlerinin sosyal ve kültürel gelişiminin önem taşıdığını ve bu bağlamda önlem alınmasını dilerler. Side’de başlayan ve panel/formda belirlenen öneriler ve isteklerle sürdürülecek çalışmalarla kimlikli bir kent olarak gelişebilecek Side yine ülkemizde aynı konumdaki kentlere örnek oluşturabilir.”

22.03.2011 haberler.com