Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde Gümüşlük’ten yürüyerek geçilen dünyaca ünlü Tavşan Adası’ndaki kazılarda kilise kalıntıları arasındaki mezarlarda bulunarak gün ışığına çıkarılan ve Bodrum Sualtı Müzesi’nde koruma altına alınan kafatasları üzerine çakılan çivilerin sırrı anlaşıldı.

Uludağ Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı olan kazı başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, yapılan tespitlere göre, M.S. 3’üncü yüzyıla etiketlenen mezarlardaki kafataslarının, Hristiyanlığı yaymak için görevlendirilen 40-45 yaş arasındaki misyonerlere ait olduğunu ve beden iskeletlerinin bulunmadığını belirtti.

Bodrum’a bağlı Gümüşlük beldesinde Uludağ Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin başkanlığında, Kültür ve Turizm Bakanlığı Temsilcisi Necmi Erol denetiminde devam eden ’Antik Myndos Kentini Kurtarma Kazıları’ kapsamında, sahilden 150 metre yürüyerek geçilen Tavşan Adası’nda geçen yıl ağustos ayında bulunan çivi çakılmış sekiz ayrı kafatası üzerinde Burdur Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde antropologların da katılımıyla yapılan incelemeler sonuçlandı.

ADADA VAHŞET YAŞANMIŞ

Kazı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, Tavşan Adası’nda kilise kalıntıları arasındaki mezarlarda bulunarak gün ışığına çıkarılan ve Bodrum Sualtı Müzesi’nde koruma altına alınan kafatasları üzerinde yapılan araştırmalarda, vahşetin gözler önüne serildiğini söyledi. Yapılan tespitlere göre, M.S. 3’üncü yüzyıla etiketlenen mezarlardaki kafataslarının 40-45 yaş arasındaki kişilere ait olduğunu ve beden iskeletlerinin bulunmadığını belirten Prof. Dr. Şahin, şunları söyledi:

“Geç Antik Dönem’e ait olan kafataslarında yapılan incelemelerde, esir alınan insanların kafalarına çivi çakılmak suretiyle öldürüldükleri, daha sonra başlarının kesildiği ve ibreti alem olsun diye büyük bir olasılıkla halka gösterildiği ve gömüldüğü ortaya çıktı. Romalılar döneminde Hristiyanlığı yaymaya çalışanlara uygulanan zulüm ve vahşet gözler önüne serildi.”

Adada yapılan kazı çalışmalarında farklı mezar kalıntılarına da rastlandığını, ancak bunların henüz açılmadığını ifade eden Prof. Dr. Mustafa Şahin, “Bu mezarların ve vahşetin devamı olabilir diye düşünüyoruz. Hristiyanlık tarihini aydınlatacak daha detaylı bilgilere ulaşma fırsatını yakaladık. Bu nedenle kazı alanını koruma altına alarak geçişleri yasakladık. Çalışmalar tamamlanıp Tavşan Adası turizme açıldığında muhtemelen önce Hristiyanların büyük ilgisini çekecek ve yoğun bir şekilde dini ziyaretler başlayacak” dedi.

KURU FASULYE DEĞİL, TARİHİN İLK HAYVAN İLAÇLARINDAN BİRİ

Bu arada, Tavşan Adası’ndaki mezarlardan birinde bulunan kuru fasulye benzeri taneler üzerinde yapılan bilimsel araştırma da tamamlandı. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Özgen, bu tanelerin hayvanların sindirim sistemlerinde meydana gelen bozukluklarda ilaç olarak kullanılan bir bitki olduğunu söyledi. Bitkilerin çok iyi korunmuş durumda olduğunu anlatan Prof. Dr. Özgen, “Tanelerin, döneminde bulunan ve zehirli olarak bilinen, ancak başta atlar olmak üzere, birçok büyükbaş hayvanın sindirim sistemindeki bozukluklarda kullanılan bir bitki olduğunu tespit ettik. Bu tespitlerimizi önümüzdeki aylarda yazacağımız kitapta daha detaylı olarak açıklayacağız. Hayvanlarda ilaç olarak kullanılan tarihin en eski bitkilerinden biri olması nedeniyle önemli bir çalışma olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu.

25.03.2011 Hürriyet