Mersin’de, Roma ve Bizans döneminden kalan eserlerin bulunduğu Erdemli ilçesine bağlı Tapureli köyü sınırlarındaki Tapureli Antik Kenti’ni, dinamitle hazine arayanların tahrip ettiği bildirildi.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Antik kente adını veren Tapureli Köyü’nün adı, arazi yapısından geliyor. Köy, taşlık ve kayalık bir alanda kurulu olduğundan, eskiden bu yerlere “tapır” denildiği için günümüzde, taşlık-kayalık yer anlamında kullanılan “Tapureli” adını aldı. Erdemli’ye 32 kilometre mesafede, denizden 1050 metre yükseklikte ve ilçenin en büyük köylerinden biri olan Tapureli, antik kent nedeniyle adeta gizli bir tarih hazinesini andırıyor. Çevre düzenlemesi ve çevresinde turistlerin ihtiyaçlarını giderecekleri sosyal tesisler olmamasına rağmen antik kent, her yıl yüzlerce turisti konuk ediyor.

Roma ve Bizans döneminden kalma harabelerle dolu olan antik kentte, kale, mezarlar, su sarnıçları, lahitler, kaya mezarları, kiliseler, bazilikalar, kabartma heykeller de yer alıyor. Antik yolda yürüyenlere, binlerce yıl önceki Romalılarla, Bizanslılarla yan yana yürüdüğü, aynı havayı soluduğu hissini veren antik kentteki tapınağın kapısında, Atena’ya ait kalkan, Zeus’a ait şimşek ve Herakles’e ait lobut kabartmaları tarihi günümüze taşıyor. Tarihi Helenistik döneme kadar giden antik kentte, iki tane de kaya kabartması bulunuyor. Köy sınırında farklı noktalarda 5 adet de erken Bizans dönemine ait kilise yer alıyor.

ARKEO SEV İHBAR ETTİ

ARKEO SEV (Arkeolojik Mirası Korumak için Sevdirme Projesi) Grubu sözcüsü Safa Kaçmaz ve beraberindekilerin antik kente yaptıkları ziyarette, antik kentin hazine bulmak isteyenlerce dinamitle tahrip edildiği belirlendi. Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne ARKEOSEV tarafından yapılan ihbarın ardından Mersin Müze Müdürlüğü uzmanlarından Filiz Kerem tarafından yapılan incelemede, antik kentteki kartal kabartmasının bile dinamitle patlatılarak içerisinde hazine arandığı tespit edildi.

Filiz Kerem, kabartmalarda kesinlikle altın ya da başka definenin bulunmayacağını belirterek, “Buna rağmen define avcıları toprağı kazmak bir yana tarihi kalıntıları da dinamitle patlatarak hazine arıyor. Konuya ilişkin Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduk. Ne yazık ki bu tür tahribatlara engel olamıyoruz. Her eserin başına bir nöbetçi dikmek mümkün değil. Antik kentlerin bölgesindeki köylülerin eserlere sahip çıkması gerekiyor” dedi.

MERSİN VE ÇEVRESİNDE ARKEOLOJİK TAHRİBAT

Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr Ümit Aydınoğlu ise Erdemli ve Silifke’de Arkeolojik tahribatın çok fazla olduğunu söyledi.

Arkeolojik tahribatın tarımsal ihtiyaçlar, definecilik, doğal şartlar ve turizm amaçlı meydana geldiğini ifade eden Aydınoğlu, bunun önlenmesi için geniş kapsamlı bir rapor hazırladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Bu raporda, durum tespiti yapılmış ve ardından da çözüm önerileri belirtilmiştir. Bu kapsamda, özellikle tarla açma faaliyetleri sonucu kültürel mirasın tahribatı edilmesine karşı önemli girişimler yapılmış ve bu konuda olumlu sonuçlar alınmıştır.

Proje, arkeolojik alanların korunmasının, bu alanlara yakın yerlerde yaşayan insanların bunları sahiplenmesiyle mümkün olabileceği fikrinden yola çıkıyor. Raporumuzda, arkeolojik eserlerin niçin önemli oldukları, niye korunmaları gerektiği ve bunlarla ilgili yasal yaptırımların ne olduğu konularında köylerde ve köylerdeki okullarda bilgilendirme toplantıları yapılması önerisi yer alıyor.”

Aydınoğlu, “polisiye tedbirlerle bir yere varılmadığını, köy halkını bilinçlendirerek antik kente sahip çıkılmasının sağlanması gerektiğini” savunarak, “Köylülere, buraya gelen turistlerin kendilerine ekonomik ve sosyal yönden sağladıkları katkılar anlatılmalı” dedi. (AA)

06.05.2011 Radikal