Bergama ”Dünya Mirası” Listesine Girmek İstiyor

Bergama ”Dünya Mirası” Listesine Girmek İstiyor

0 558

Çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış, önemli tarihi eserleri barındıran Bergama, ”UNESCO Dünya Mirası Listesi”nde yer almak istiyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, Hatay-St. Pierre, Konya-Beyşehir-Eşrefoğlu Cami ve Şanlıurfa-Göbeklitepe Arkeolojik alanı ile birlikte, UNESCO’ya bağlı Dünya Mirasları Komitesi’ne adaylık başvurusu yapılan Bergama, 19-29 Haziran’da ”Dünya Mirası Komitesi 35. Toplantısı”ndan çıkacak sonucu heyecanla bekliyor.

Bergama Turizm Derneği Başkanı Macit Gönlügür, UNESCO Dünya Mirası listesine girmenin, ilçeye çok şey kazandıracağını, özellikle kültür turizminde UNESCO onayının kentleri bir marka haline getirdiğini söyledi.

Turistlerin büyük bölümünün, seyahat edecekleri güzergahlarını belirlerken UNESCO’nun tavsiyelerini ve listelerini dikkate aldığını ifade eden Gönlügür, şöyle konuştu:

”Özellikle kültür turizmi açısından UNESCO onaylı olmak büyük önem taşıyor. Biz Bergama halkı olarak yılda 450-500 bin turist ağırlıyoruz, bu sayıyı asla yeterli görmüyoruz çünkü sayısız esere ve değere sahibiz. UNESCO listesine girmenin, kısa süre içinde turist sayımızı iki katına çıkaracağını düşünüyorum, bilinirlik, tanınırlık artıkça da gelen sayısı her yıl artacaktır.”

Bergama’nın tek beklentisinin turist sayısının artışı olmadığını, Bergama ve çevresindeki arkeolojik eserlerin henüz yüzde 30’a yakınının çıkarılabildiğini anlatan Gönlügür, ilçenin bir cazibe merkezi haline gelmesinin, toprak altındaki eserlerin gün yüzüne çıkması sürecini hızlandıracağına da inandıklarını kaydetti.

Gönlügür, Akropol alanı yakınlarındaki Atmaca Mahallesi’nin altında 50 bin kişilik amfi tiyatro bulunduğunu, ancak yüksek maliyet nedeniyle burada kazı çalışmalarının başlatılamadığını ifade ederek, ”50 bin kişilik amfi tiyatro gün ışığıyla buluşmayı bekliyor. Bergama’nın çok önemli değerleri, büyük potansiyeli var. Burası, dünya kültür mirası listesine girmeyi çoktan hak etmiştir. Bu hakkın en yakın sürede teslim edileceğine inanıyoruz” diye konuştu.

-BERGAMA-

İlk yerleşimleri MÖ 7. ve 6. yüzyıllara kadar giden Bergama (Pergamon), çok sayıda medeniyete evsahipliği yaparken, her medeniyetin kendi kültürü doğrultusunda inşa ettiği tarihi ve kültürel değerleriyle bugünkü zengin kültürlü yapısına kavuştu.

Bergama, Lidya ve Pers egemenliğinden sonra MÖ 4. yüzyılda, Makedonya Kralı Büyük İskender’in egemenliğine girdi, MÖ 283’ten itibaren ise 150 yıl boyunca Batı Anadolu’ya hükmetmeyi başararak, Helenistik dönemin en önemli gelişmiş kültür ve ticaret merkezi oldu.

Kral 3. Attalos’un vasiyetiyle Roma Devleti’ne devredilen Bergama, MS 395’te Bizans egemenliğine, Türklerin Anadolu’ya gelmesiyle birlikte, Türklerin hakimiyetine girdi.

Bergamalılar, Hellenistik dönemin en görkemli yerleşim merkezlerinden olan Bergama Akropolünde Zeus Sunağı’nı, Dionysos Tapınağı’nı, Athena Tapınağı’nı ve Demeter Tapınağı’nı inşa etti. Bu yapıların içinde en önemlisi olan Zeus Sunağı, Berlin’deki ”Pergamon Museum”da sergileniyor.

Bergama’daki önemli yapılar arasında Asklepion bulunuyor. ”Eczacılığın Babası” hekim Galenos’un da kenti olan Bergama’da dönemin en büyük sağlık yurdu Asklepion, MÖ 4. yüzyıla uzanan geçmişiyle Sağlık Tanrısı Aslepieos’a adanarak yapıldı ve MS 5. yüzyıla kadar ünlü bir tedavi merkezi olarak etkinliğini sürdürdü.

Bergama Asklepion’u kütüphanesi, tiyatrosu, Asklepios Tapınağı ve Kutsal Bodrum’uyla bugün konuklarını ağırlamayı sürdürüyor. Her yıl, mayıs ayında dünyanın pek çok bölgesinden uzmanların katıldığı psikoterapi konferansları halen Bergama’da yapılıyor.

Bergama, Hristiyanlık tarihi açısından da son derece önemli bir yer olarak kabul ediliyor. İlk yedi kiliseden birisi olan Bazilika (Kızıl Avlu) Bergama’da bulunuyor.

Mısır Tanrıları tapınağı olarak yapılan Serapeion (Bazilika) daha sonra St. Jean Kilisesi olarak Hristiyanların dinsel mekanı oldu. Halen ayakta duran Bazilika, Anadolu’daki hayatta kalan en yüksek yapılardan biri olarak ziyaretçilerini bekliyor.

Bergama, insanlık tarihine kattığı pek çok ilk ve yenilikle de tanınıyor. Bunlardan bazıları şöyle:

Deriden kağıt ilk parşömenler, 200 bin ciltlik kitaba sahip olan ilk Asya kütüphanesi, ilk büyük sağlık yurdu (hastane) Aslepion, psikoterapinin ilk kez tedavi olarak kullanılması, bitkisel ilaçlarla tedavi şekli olan ilk farmakoloji, ilk kent imar yasası, ilk kent çarşı-pazar yasası, ilk grev ve toplu sözleşme (M.Ö 248’de ücretli askerlere, 1. Eumenes haklarını vermiştir), ilk dört tiyatrolu kent, ilk ve en dik tiyatrolu kent, ilk üç dereceli öğretim (ilk, orta, lise), ilk ve en büyük sunak (Zeus Sunağı), ilk ahşap sahneli tiyatro.

09.05.2011 Star

NO COMMENTS

Leave a Reply