Bursa Kent Konseyi Arkeoloji Çalışma Grubu tarafından düzenlenen ‘Antik Çağı Düşünmek’ konulu söyleşide, insanlık tarihi hakkında bilgi verildi.

Bursa Kent Konseyi Koza Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşiye, Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Ali Altın ve Alper Can katıldı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşide çalışmalarını paylaşan Ali Altın, antik çağda insanların düşünce yapıları, dünyaya bakışları ve sosyal yapılarını anlamak için günümüz insanına yol gösteren kaynaklar olan yazılı metinlerden bahsetti. Yaklaşık iki buçuk milyon yıllık bir geçmişe sahip olduğu düşünülen insanoğlunun, sadece son 5 bin yıldır yazıyı kullandığını ifade eden Altın, yazı bulunmadan önce insanların resimler, küçük heykelcikler gibi tasvirler yardımıyla düşüncelerini ilettiğini söyledi. Yazıya dair ilk izlerin M.Ö. 3200 yıllarında Güney Mezopotamya’da Sümer Uygarlığı ile görüldüğünü söyleyen Altın, “Bu dönemdeki toplumlarda rahipler, halktan tanrılar adına çeşitli vergiler toplamaktaydı. Yazının da ilk vergi olarak toplanan bu metaları kaydetmek için kullanıldığı düşünülmektedir” dedi.

Sümerler tarafından bulunan çivi yazısı hakkında da bilgi veren Altın, ilk yasaların, insanlık tarihinin ilk destanlarının, tarım, tıp gibi konularla ilgili metinlerin çivi yazısı sayesinde günümüze aktarılabildiğini kaydetti. Çivi yazısı kullanılarak çok sayıda diplomatik belgelerin kaydedildiğini anlatan Altın, Eski Mısır Uygarlığı tarafından bulunan hiyeroglif yazısının da özellikle papirüsten elde edilen kağıtlara yazıldığını, tapınak ve mezar gibi çeşitli anıtsal yapılara da süsleme için kullanıldığını ifade etti. Altın, Ege’deki Minos ve Miken uygarlıklarının da ‘Linear A, Linear B ve Phaistos diskinde bulunan yazıtlar gibi farklı yazı sistemlerini kullandığını vurguladı.

Alper Can ise antik çağlarda yaşanan önemli olaylar hakkında bilgi verdi. Batının ilk ozanının Homeros olduğunu kaydeden Can, batı kültürünün Homeros ile başladığını ifade etti. Avrupalıların kendilerini Troya ile savaşmış kavimlerden geldiğine inandığını belirten Can, “Orta Çağ’daki Avrupalılar kendilerini Troya veya Aka’lılara dayandırıyor. Troya savaşıyla bir meşruiyet buluyorlar ve köleleri sömürge hakkının kendilerinde olduğunu savunuyorlar. Birçok Avrupalı sanatçı İlyada destanından etkilemiştir” diye konuştu.

Bursa’nın kuruluş tarihi hakkında bilgilerde veren Can, “Bursa’nın kent statüsüne yükselip çevresinin surlarla çevrilmesi, Bithynia kralı I. Prusias (İ.Ö. 232-192) döneminde gerçekleşmişti. Kartaca kralı Hannibal, Roma imparatoru ile yaptığı savaşı kaybedince, askerleriyle birlikte I. Prusias´a sığınmıştı. Hannibal, I. Prusias tarafından büyük itibar görmesi üzerine, onun onuruna Bursa kentini kurmuş. Kente bu nedenle Prusa adı verilmiş” dedi.

Söyleşi, soru cevap bölümüyle sona erdi.

16.05.2011 Bursa Kent Konseyi