882 Tarihi Eseri Geri Aldık

805

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kazılar ve Araştırmalar Daire Başkanı Melik Ayaz, yurt dışına kaçırılan tarihi eserlerin iadesine yönelik çalışmalar sonucu, 2011 yılında bin 882 tarihi eserin Türkiye’ye kazandırıldığını söyledi.

İnönü Üniversitesi’nde gerçekleştirilen 33. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu’na katılan Ayaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın şu anda en önemli faaliyetlerinden birisinin yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılmış eserlerin iadesi olduğunu ifade etti.

Bu konuda son 4 yıl içerisinde çok ciddi mesafeler kat edildiğini belirten Ayaz, “Bakanlığımızın çalışmaları kapsamında 2011 yılında yurt dışına çıkarılan bin 882 eser Türkiye’ye kazandırıldı. Bunların hepsi yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan eserlerimizdi” dedi.

Uluslararası yasalar ve mevzuatlar açısından yurt dışına çıkarılmış eserlerin iadeleri konusunda sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Ayaz, şunları kaydetti:

“Herhangi bir eserin yasa dışı yollarla bulunduğu ülkeye, iadesi konusunda girişimde bulunduğumuz takdirde, 1970 yılında bizim de taraf olduğumuz UNESCO Sözleşmesi karşımıza çıkıyor. Burada bağlayıcı olan iki hüküm var. Birisi, söz konusu olan eserin bir envanter kaydının olması. Eserlerin envanter kaydını ispatlayabiliyorsanız iadesi mümkün. Diğeri ise, eserlerle ilgili çalındığı andan itibaren bir hukuk davasının olması. Bunun dışında bir şekilde yurt dışına çıkarılmış eserlerin iadesi mümkün olmuyor.”

Eserlerin iadesi konusunda ikili kültürel anlaşmalara önem verdiklerini dile getiren Ayaz, Türkiye gibi bu konuda mağdur olan ülkelerle işbirliği yaptıklarını, haksız yere eserlerini iade etmeyen ülkelerle kültürel ilişkilerini sınırlandırdıklarını söyledi.

“YÜZDE 90’I KAÇAK KAZILAR YOLUYLA GİDİYOR”

Türkiye’den yurt dışına çıkmış olan eserlerin yüzde 90’ının kaçak kazılar yoluyla gittiğini belirten Ayaz, şöyle devam etti:

“Türkiye’de çok fazla kaçak kazı yapılıyor. Uluslararası alanda bu işin piyasası, pazarlanması var. Perde arkasında bilmediğimiz bir çok güç var. Ülkemiz çok fazla arkeoloji zengini. Kaçak kazıları önlememiz bu anlamda çok zor. Burada önemli olan toplumsal kültür bilincinin arttırılması. Kültür varlığı, uluslararası literatürde insanlık mirası olarak değerlendirilir. Bizim mevzuatımıza göre de devlet malı olarak nitelendiriliyor. Böyle olunca kamunun ortak malı sayılıyor. Bir bireyin bunu kullanması yasal ve insani hatta ahlaki değil. Bu bilincin oluşturulması lazım” diye konuştu.

DAHA BÜYÜK ÇAPLI VE DONANIMLI MÜZE HEDEFİ

Ayaz, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bir diğer önemli çalışmasının da ülkedeki müzelerin teknik imkanlarının artırılması olduğunu belirtti.

Bölge bazında yapılan tip müzeler yerine, yörenin ikLim şartlarına uygun olarak yeni bir yapılanma içerisine girdiklerini anlatan Ayaz, “Eserlerin tarihi niteliklerine göre teşhir ve tanzim edilerek, yeniden dizayn edilmesi konusunda Bakanlığımızın ciddi çalışmaları var. İnşallah önümüzdeki sezon içinde müzelerimiz, çağdaş müzecilik nitelikleri neleri gerektiriyorsa, o çerçevede bir konuma oturtulacak” dedi.

“TARİHİ ZENGİNLİĞİMİZE GÖRE MÜZELER YETERSİZ”

Türkiye’de 100’e yakın devlet müzesi, 100’e yakın da sivil toplum kuruluşlarının müzeleri olduğunu aktaran Ayaz, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Şu anda Türkiye’deki tarihi zenginliği dikkate aldığımız da, mevcut müzelerin yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. İleride bölge müzeleri niteliğinde daha büyük çaplı ve donanımlı müzelerin oluşturulmasını hedefliyoruz. Bu manada konumları itibariyle bazen arkeolojik kazıların bulunduğu mekanlarda müzeler açılarak, normal müzelerin dışında bu konunun güçlenmesi için ciddi gayret gösteriyoruz. Bir çok eserimiz şu anda teşhir ve tanzim alanları yeterli olmadığı için depolarda tutulmaktadır. Tabi bunları sağlıklı bir şekilde sergilemek amacıyla bu çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor.”

29.05.2011 Hürriyet