2 Bin 300 Yıllık Kandil

478

Adana’nın Ceyhan ilçesindeki Tatarlı Höyüğü’ndeki kazılarda 2 bin 300 yıl önce aydınlatmada kullanılan kandil (içinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı) bulundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle, Çukurova Üniversitesi’nce (ÇÜ) yürütülen kazılar hakkında bilgi veren Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Serdar Girginer, Tatarlı Höyüğü’nde 2007’de başlayan ve bu yıl beşincisi yapılan kazıda, 3 bin 500 yıllık Kizzuwatna Uygarlığı’na ait antik kenti gün yüzüne çıkarmaya çalıştıklarını bildirdi.

Girginer, kazı sırasında çok sayıda tarihi kalıntıya ulaştıklarını, bunlar arasına o dönemlerde aydınlatmada kullanılan kandiller de bulduklarını ifade ederek, “Bu yıl ise kazının ilk günlerinde bulduğumuz kandilin 2 bin 300 yıl öncesine ait olduğunu belirledik” dedi.

Kandilin içine konan yağın bir fitil yardımı ile yakıldığı aydınlatma aracı olduğunu vurgulayan Girginer, ‘Kandil’ kelimesinin ise Latince ışımak, parlamak, yanmak anlamını ifade eden “Candela” sözcüğünden geldiğini kaydetti.

Girginer, kandillerin erken dönemlerden itibaren günlük yaşam içinde evlerde, caddelerde aydınlatma amacı ile kullanılmakla birlikte, ayrıca, ölümden sonra da yaşama inanılan çok tanrılı dinlerde öbür dünyada aydınlanma ihtiyacını karşılamak için mezarlara ölü hediyesi, dini törenlerde ise adak eşyası olarak da değerlendirildiğini anlattı.

Günümüzde ortaya çıkarılan en eski kandillerin M.Ö. 8000-6000’e ait olduğuna dikkati çeken Girginer, şunları söyledi:

“Bu ilk kandil örnekleri taştan ya da deniz kabuklarından yapılmıştır. Ancak sonraki dönemlerde kandil yapımında kullanılan yaygın malzeme pişmiş topraktır. İnsanlığın gelişimi ile birlikte kandil form ve bezemeleri de çeşitlilik göstermiş, pişmiş toprak kandiller çark ya da kalıp yardımı ile çeşitli formlarda biçimlendirilmiştir. Kandiller genel olarak yakıtın konduğu gövde, fitilin yerleştirildiği burun, ayna (discus), burunun karşısında yer alan kulp gibi bölümlerden oluşmaktadır.”

Öğretim üyesi Serdar Girginer, “geçmişin aydınlanma aracı kandillerde yapılan incelemede yakıt olarak bitkisel ya da hayvansal yağların kullanıldığının anlaşıldığını” belirterek, şöyle devam etti:

“Kandillerde çoğunlukla yakıt olarak zeytinyağı kullanıldığını ancak, fakir halkın ya da zeytin üretiminin olmadığı coğrafyalarda zaman zaman zeytinyağı yerine susam yağı, ceviz yağı gibi bitkisel yağların ya da hayvansal yağları kullandıklarını görüyoruz. Yine antik kaynaklardan zeytinyağı içene tuz karıştırıldığı ve böylece alev renginin sarıya dönüştürülerek daha aydınlık bir ortam oluşturulmaya çalışıldığı anlaşılıyor.”

Girginer, geçmişten günümüze şarkılara, türkülere ilham kaynağı olan kandillerin, M.S. 7. yüzyıldan itibaren mum kullanımının artışı ile bağlantılı olarak azaldığını kaydetti.Kazı ekibinde yer alan Arkeolog Hayriye Akıl ise kazıya başladıkları 2007 yılından buyana çeşitli yerleşim yerlerinde kandillere rastladıklarını belirterek, bunlardan birisini bu sezon buldukları ve 2 bin 300 yıl öncesine ait olduğu belirlenen pişmiş topraktan yapılmış kandil olduğunu kaydetti. Akıl, kandilin diğer tarihi kalıntılarda olduğu gibi Adana Arkeoloji Müzesi’ne teslim edileceğini kaydetti.

18.07.2011 haberler.com