DNA Testi, Antik Dönem Yaşantısına Işık Tutacak

693

Adını Bergama’nın efsanevi kahramanı Telefos’un güzel karısı “Hiera” alan Hierapolis’de yürütülen kazı çalışmalarında yeni bulgulara rastlandı. Antik kentin Kuzey Nekropolü’nde içinde 60 iskelet olan bir mezar ortaya çıkarıldı. Kazı Heyeti Baş kanı Ord. Prof. Dr. Francesco D’Andria, bölgede Roma’dan Ortaçağ’a nasıl bir yaşam olduğunu belirlemek için iskeletlere DNA testi yapacaklarını belirtti.

Ord. Prof. Dr. D’Andria, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Norveç’in Oslo ve Fransa’nın Bordeaux üniversitelerinden ekiplerin Hierapolis’teki nekropollerde çalışmalar yürüttüğünü, Kuzey Nekropol’de’deki “Mezar-163″te bir döneme ışık tutacak iskeletlere ulaştıklarını, define arayıcıları tarafından kaçak kazılarla yıllar önce buraların yağmalanmasına rağmen dokunulmamış mezar bulabilmelerinin çok ilginç olduğunu söyledi.

Bu çalışmadan çıkacak sonucu merakla beklediklerini ifade eden Ord. Prof. Dr. D’Andria, “El değmemiş oda mezar ve içinde 60 iskelet bulduk. Bunlar tek tek ayıklanıyor, çünkü kemik parçaları birbirine karışmış. Tasnifin ardından DNA çalışmasıyla Roma’dan Ortaçağ’a nasıl bir yaşam vardı, onu belirlemeye çalışacağız. O döneme ilişkin çok şey elde edeceğimize inanıyoruz. DNA araştırması İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nde yapılacak” dedi.

Ord. Prof. Dr. D’Andria, Avrupa ve Türkiye’deki kazılarda yürütülen DNA çalışmalarının İstanbul’da bu yılın kasım ayında düzenlenecek sempozyumda ele alınacağını, yetiştirmeleri durumunda Hierapolis’teki sonuçları burada açıklayacaklarını, ayrıca uygulayacakları yöntemden olumlu sonuç almaları durumunda bunu başta Pamukkale Üniversitesi olmak üzere, Türkiye’deki üniversitelerle paylaşacaklarını sözlerine ekledi.

-“BİR DÖNEME IŞIK TUTACAK”-

Fransız antropolog Caroline Laforest de Mezar-163’teki iskeletlerin geniş bir aileye mi ait olduğunu ya da o bölgede yaşayanların da defnedilip defnedilmediğini henüz bilmediklerini belirterek, “İskelet sayısı hayli fazla. Bu nedenle kemik parçaları karışmış. Bunlar tasnif edilerek, DNA yöntemiyle cinsiyetleri, akrabalık derecelerini, çekirdek aile mi, geniş aile mi, aralarında köleler de var mı bilmiyoruz. Böyle bir şey, yani kölelerin sahipleriyle birlikte gö mülmesi varsa, bu o döneme ait çok önemli bir bilgi olacak” diye konuştu.

Mezar girişinde yedi kollu kandil bulunduğunu, mezarda o dönem Filistin topraklarından gelen Musevilere ait iskeletlerin olabileceği ihtimalini de orta koyduğunu anlatan Laforest, şöyle devam etti:

“Mezardaki iskeletler bu bölgede yaşayanlara mı, Avrupa ya da Afrika’dan gelenlere mi, Roma insanına mı ait? Çünkü o döneme ait dokunulmamış, tahrip edilmemiş mezar bulmak çok zor. Bu bakımdan buradaki iskeletler çok önemli. Mezardaki iskeletlere DNA uygulamasıyla nereden geldiklerini belirlemeye çalışacağız. Biyolojik ve sosyolojik araştırma yapıp, o dönemin bir genel ya şam panoramasını çıkarmaya çalışacağız. Hastalık geçirmişler mi, nasıl besleniyorlardı, stres var mıydı gibi araştırmalar ile toplum yapısını öğrenmeye çalışacağız. Belki çok şey öğreneceğiz, belki hiçbir bilgi elde edemeyeceğiz. Ancak biz yeni bilgilere ulaşacağımız konusunda umutluyuz.”

Laforest, incelemelerinde o dönemin gömü adetleriyle ilgili bilgilere ulaşabileceklerini de kaydetti.

29.07.2011 Türkiye