2400 Yıllık Kral Mezarı At Kılı İle Korunuyor

1832

Muğla’nın Milas ilç esinde bulunan 2 bin 400 yıllık mezar odası ve lahit, Almanya’da özel olarak yaptırılan metal aksamlı bakteri üretmeyen, şeffaf kapıların kullanıldığı özel bir sistemle takip edilerek korunacak.

Muğla Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı ve Kazı Bilim Heyeti Üyesi Prof. Dr. Adnan Diler, Uzunyuva’daki çalışmaların yaklaşık bir yıldır büyük bir titizlikle sürdürüldüğünü söyledi.

Milas’ta yürütülen tarihi eser kaçakçılığı operasyonu sonucu ortaya çıkarılan mezar odasının, Almanya’dan getirtilen özel ekipmanlarla 24 saat ısı, ışık ve nem oranlarının takip edildiğini ifade eden Diler, şöyle konuştu:

“Alanda Özellikle duvar resimlerinin konservasyonu, kazı çalışmaları, tescilli yapıların yıkımı ve kamulaştırma çalışmaları yap ıldı. Üç ayrı koldan çalışmalar devam etti. Burada duvar resimlerinin konservasyon çalışmaları çok önemliydi. Bu süreçte en önemlisi duvar resimlerinin korunmasıydı. Çünkü kaçak kazılar sırasında kaçak kazı yapanlar karot kullanmışlardı ve bu nedenle mezar içerisinde inanılmaz bir su birikintisi oluşmuştu. Burada su ve nem çok fazla miktardaydı. Duvar resimleri ve boyalara da sızan su içerisindeki zararlı olan tuzlar eriyik vaziyetteydi. Bunların hiç bir zaman kurumaması lazım.”

Mezar odası ve kazı alanında yürütülen çalışmalarla ilgili basında doğru olmayan bilgilerin yer aldığına işaret eden Diler, “Basında yer alan ‘mezar içerisinde nem var, bu yüzden de duvar resimleri tamamen tahrip oluyor’ ifadesi tamamen yanlış bir bilgi. Eğer duvar resimleri, gerçekten içerideki nem korunmamış olsa ve kurusaydı o zaman erimiş olan zararlı tuzlar katı hale dönüşecek ve kuruduktan sonra da parça parça duvar resimlerinin boyalarını dökecekti. İşte o zaman tam bir felaket olacaktı” diye konuştu.

-“ÖZEL YAZILIMLI KONTROL SİSTEMİ”-

Mezar odası ve lahitin bulunduğu alandaki nemin korunmasının çok ö nemli olduğunu belirten Prof. Diler, nemin sadece bugün değil uzun soluklu olacak konservasyon çalışmaları sırasında da korunmasının gerektiğini kaydetti.

Bunun sağlanması için “Hava İzole Kapısı Projesi” gerçekleştirildiğini dile getiren Diler, şunları kaydetti:

“Bunun için Almanya’dan iklimlendirme uzmanı Prof Dr. Herault Geretz bu işi üstlendi. Kendisi iklimlendirme alanında da dünyanın pek çok yerinde büyük projeler yapmış bir uzman. Hava İzole Kapısı aynı zamanda mezar içerisindeki nemi ve ısıyı kontrol amaçlı yapıldı. Buraya sadece bir kapı tasarlanmadı. Bu mezar anıtına özel yazılımlı bir kontrol sistemi hazırlandı. Yazılı mın çalışma siteminde üst taraftaki mezar odasında bir bilgisayar var ve aşağı kısımda da sayısı 35’i bulan mezar odasının her yerinde, koridorda ve lahdin 4 tarafına yerleştirilmiş algılayıcılar var. Algılayıcıların her biri ana bilgisayara bağlandı. Bütün algılayıcıların topladığı veriler ana bilgisayara aktarılıyor. Bu bilgiler internet ağı yardımıyla eş zamanlı olarak Almanya’daki teknik üniversiteye ulaşıyor. Almanya’daki iklimleme uzmanımız verileri sürekli olarak takip ediyor. Böylece yıl boyunca içerideki klima kontrolünü kesintisiz olarak yapma fırsatı bulduk.”

Yapılan çalışmalar içerisinde alana 4 tane su düzenleyicisi alındığını kaydeden Diler, sistemin eylül ayı içerisinde bağlanarak içerideki bütün nemi ve ısıyı kontrol edebileceğini bu sayede duvar resimlerinin hiç bir şekilde bozulmadan korunma fırsatı olacağını söyledi.

-“BAKTERİ ÜRETMEYEN, ISIYI VE NEMİ KORUYAN KAPI”-

Diler, mezar odasına ulaşılan koridorun üzerine, nemin ve hava sirkülasyonun dengede tutulması için Almanya’da bir firmaya kapı yaptırıldığını ifade etti.

Bunun bir kontrol kapısı olduğunu anlatan Diler, şu bilgileri verdi:

“Kapı 6 bölümden oluşuyor. Bir tonoz yayına bağlanmış olan alüminyum borular ve bunların etrafında da duvara hiç müdahalede bulunulmaması için at kılı var. Yani duvara hiç müdahalede bulunulmadan iki kapı içerideki klimanın hem kontrolünü sağlayacak hem de bütün çalışmalarda artık bu kapı kullanılacak. Böylece kaçakçıların girdiği kapı da kapatılmış olacak. Metal aksamlı şeffaf kapılar, bakteri üretmeyen, ısıyı ve nemi en iyi şekilde koruyan bir sistemdir. Bunların hepsi şuan yerleştirildi ve sitem çalışıyor.”

-“ULTRAVİYOLE KAMERAYLA RESİMLER TESPİT EDİLECEK”-

Eylül ayı içerisinde bir hazırlık aşaması olacağını ifade eden Diler, şubat sonuna kadar dokümantasyon çalışması yapılacağını söyledi.

Diler, ultraviyole kamera yardımıyla çıplak gözle görülemeyen resimleri belirleme fırsatlarının olacağını ifade ederek, şunları anlattı:

“Buradaki resimler tamamen saptanacak. Bu duvar resimleri çok çok önemli. Kaçakçıların kazıları sırasında bu resimlerin bazı bölümleri tahrip olmuş. Dokümantasyon çalışmalarının ardından küçük bir alanda konservasyon ve restorasyon yapılacak. Küçük bir alanda bizim görmediğimiz resimler onarılacak ama bu onarılma işlemi analizler sonu yapılacak. Burada kullanılan boyalar, renkler hepsi saptanacak ve bunların küçük bir tamamlaması yapılacak. Biz ikna olduktan sonra da bütün duvar resimlerinin konservasyon ve restorasyonu da gerçekleşmiş olacak. Burada yapılacak çalışmalar bizim de bir sınavımız olacak.”

Bölgede kamulaştırmanın yanı sıra kurtarma ve kazı ç alışmalarının da devam ettiğini belirten Diler, şöyle devam etti:

“Dışarıda ise podyumun etrafı kazılıyor ve podyum tamamen açılıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın burada bir müze projesi var. Bu açık hava ve arkeopark müzesi. Yani kamulaştırılan çok geniş bir alanda yapılacak. Bu projeye Milas Belediyesi, Güney Ege Linyitleri (GELİ) çok büyük destek veriyor. Burada çok geniş bir alan ‘Mylasa Hanedanlık Müzesi ve Arkeopark’ oluşturulacak. Kamulaştırılan tüm geleneksel evlere farklı fonksiyonlar verilecek. Bunlar içerisinde konaklama, hizmet üniteleri, restoranlar, sergileme üniteleri oluşturulacak. Böylece aslında belki de Türkiye’nin en büyük açık hava müzesi Milas’ta da kurulmuş olacak.”

Diler, çalışmaların bilim ekibinde kendisi ile birlikte Prof. Dr. Fahri Işık, Prof. Dr. Cengiz Işık ve Yardımcı Doç. Dr. Abuzer Kızıl’ın da görev aldığını bildirdi.

14.08.2011 Türkiye