Anıttaki Yazılar Gizemini Koruyor

631

Birçok dil bilimcinin uzun süredir üzerindeki yazıları çözmeye çalıştığı Frigler’e ait 2 bin 500 bin yıllık Midas Anıtı,yer sarsıntıları, kimyasal yağmurlar ve kuş pislikleri nedeniyle günden güne tahrip oluyor.

Tek parça kayaya oyulan 17 metre yüksekliğindeki, 2 bin 500 yıllık anıtın, Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilmesi için UNESCO’ya 20 yıl önce yapılan başvuru, anıt korunamadığı için sonuçlanamıyor.

Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taciser Sivas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Frig uygarlığının MÖ 9. ile 7. yüzyıllar arasında Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya ve Ankara illeri arasındaki bölgede hüküm sürdüğünü belirterek, günümüzde ”Frig Vadileri” adıyla bilinen bölgenin, 19. yüzyıldan itibaren Avrupalı seyyahların, araştırmacıların ilgi odağı olduğunu söyledi.

Frig vadilerinin, her döneme ait kalıntılarıyla ”Kapadokya” gibi yaz kış kültür turizmine hizmet edecek bir bölge olduğunu belirten Prof. Dr. Sivas, şöyle konuştu:

”Frig Vadisi’nde dinsel törenler için yapılmış 11 anıt bulunuyor. Bunların en önemlisi Yazılıkaya (Midas) Anıtı’dır. Tek parça bir kayaya oyulan 17 metre yüksekliğinde, 400 metrekarelik dikdörtgen Yazılıkaya Anıtı, Anadolu’nun en özgün, Friglerin en anıtsal yapısıdır. Han ilçesine bağlı Yazılıkaya köyündeki anıt, açık hava tapınağıdır. Bilim adamları, Yazılıkaya Anıtı’nın MÖ 8. ile 6. yüzyıl arasında yapıldığını kabul ediyor. Yazılıkaya, Friglerin başkenti Gordion’da (Ankara’nın Polatlı ilçesi yakınlarındaki Yassıhöyük köyü) yaşayan Kral Midas’ın emirleriyle yapılmış bir anıttır. Yazılıkaya kenti ‘Mekke, Kudüs, Vatikan’ gibi dinsel bir merkez. Friglerin en kutsal bölgesi. Yazılıkaya, Ana Tanrıça Matar’a yapılmış en büyük açık hava tapınağıdır.”

”ANITTAKİ YAZILAR GİZEMİNİ KORUYOR”

Prof. Dr. Sivas, Yazılıkaya Anıtı’nın üzerindeki yazılarda ”Midas” ismi okunduğu için anıta ”Midas Anıtı” da denildiğini belirterek, anıtın üzerindeki yazıların henüz çözülemediğini bildirdi.

Frigçe’nin Hint-Avrupa karakterli bir dil olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sivas, şöyle devam etti:

”Frigçe henüz çözülebilmiş bir dil değil. Yazıtların sayısı çok az. Mevcut yazıtlarda da birbirini tekrar eden ifadeler olduğu için gramer yapısını bilmiyoruz. Hititler de olduğu gibi çivi yazılı tabletlere, arşivlere de ulaşılmış değil. Anıtın üzerindeki yazılarda eski Yunanca ile benzeyen kelimeler de var. Anıttaki yazılarda ‘Kral Midas, Ates, Matar’ gibi isimler okunuyor. Anıtın Kral Midas’a atfedilmiş bir anıt olduğu konusunda da bazı görüşler var. Dil bilimciler ve araştırmacılar, yazıyı tam olarak çözmüş değil. Dünyada Frigçe’yi çözmeye çalışan 3-5 kişi var. Fransız ve İtalyan dil bilimcileri yıllardır uğraşıyor. Yeni anıtlar, yazıtlar bulunmadığı, arşive ulaşılamadığı sürece Frigçe’nin yakın zamanda çözülmesi mümkün görünmüyor. Yazılar gizemini koruyor.”

UNESCO’YA BAŞVURU

Sivas, Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nin yaklaşık 20 yıl önce Yazılıkaya Anıtı’nın Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilmesi için UNESCO’ya önerdiğini bildirdi.

Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil olmanın kolay olmadığını anlatan Prof. Dr. Sivas, şunları kaydetti:

”Burada anıtın korunması, çevre düzenlemesi gibi birtakım projeleri de sunmak gerekiyor. Bir kere anıtın korunmasıyla ilgili ciddi anlamda bir şey yapılmadı. Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil edebilmeniz için önce esere sahip çıktığınızı göstermeniz gerekiyor. Biz bu konuda çok yol katedemedik. Zaman zaman müze küçük temizlik çalışması yapıyor. Bazı projeler yapıldı, ama bunların hayata geçirilmesi gerekiyor.”

”DEPREMDE ANITIN KÖYÜN ÜZERİNE DÜŞEBİLİR”

Prof. Dr. Sivas, anıtın volkanik bir tüf kayaya oyulduğunu belirterek, şöyle konuştu:

”Volkanik tüf, doğa koşullarında en çabuk yıpranan kaya cinsi. Anıt, yaşam savaşı veriyor. Anıtın yüzeyindeki geometrik bezemeler, gündüz gece arasındaki ısı farkı ve mevsimsel farklılıklar nedeniyle patlayarak, kırılarak düşmeye başladı. Yazılar artık eskisi kadar güzel okunamıyor. Çünkü yüzeyde yosunlaşma başladı. Çatlaklar giderek derinleşti. Yer sarsıntıları, kimyasal yağmurlar ve kuş pislikleri anıtı giderek daha da tahrip etmeye başladı. İlk iş olarak anıtın kopmaya aday parçaları acilen sağlamlaştırılmalı. Eskişehir’de kışlar sert geçiyor. 2 yıl önce vinç yardımıyla anıtın üzerine çıktığımızda bazı parçaların 15-20 santimetre anıttan ayrıldığını gördük. Ayrılan parçalan yere düşerse parçalanacak. Bilim adamları depremde anıtın köyün üzerine düşeceğini ifade ediyor. Sadece Yazılıkaya değil bölgedeki 11 anıt da kurtarılmayı bekliyor.”

17.08.2011 Akşam