Gökçeada’da 8 Bin 500 Yıllık Keşif

660

Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde süren arkeolojik kazılarda, adada yaşamın 8 bin 500 yıl öncesine kadar uzandığının kanıtlandığı bildirildi.

Gökçeada’nın Uğurlu köyü zeytinlik mevkisindeki kazıları yürüten Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burçin Erdoğu, yaptığı açıklamada, bölgenin Doğu Ege adalarında bilinen en erken yerleşim yeri olduğunu söyledi.

Uygarlık tarihinin en önemli sürecini kapsayan Neolitik Çağ’ın, insanların yerleşik yaşama geçmesi, tarım ve hayvancıktan oluşan beslenme ekonomisinin başlaması ve buna bağlı sosyal düzenin değişimi ve teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir dönem olduğuna işaret eden Erdoğu, “Avrupa’da Neolitik Çağ, Avrupa medeniyetlerinin başlangıcı olarak görüldüğünden Neolitik yaşam biçiminin nasıl başladığı konusuna yönelik tartışmalar hız kesmeden devam etmektedir. Uğurlu-Zeytinlik yerleşmesi Neolitik yaşam biçiminin Avrupa’ya aktarımında rol oynamış anahtar bir merkez görünümündedir” dedi.

Erdoğu, bölgedeki buluntuların araştırma sonuçlarının Avrupa tarihinin yeniden yazılmasına neden olacak derecede önem taşıdığını belirterek, “Yeni Zelanda’nın Waikato Üniversitesinden gelen radyoaktif karbon tarihleri, milattan önce 6 bin 500’leri vermiş ve böylece Uğurlu-Zeytinlik yerleşmesinin günümüzden 8 bin 500 yıl öncesine giden Doğu Ege adalarının bilinen en erken yerleşmesi olduğu kanıtlanmıştır” diye konuştu.

Yaklaşık 2 yıldan bu yana yürütülen kazı çalışmalarının bu yılki bölümünün tamamlandığını dile getiren Erdoğu, şöyle konuştu:

“2011 kazı sezonunda bulunan Neolitik Çağ’a tarihlendirilen taş temelli bir bina kalıntısı, ilk tarımcı köy topluluklarının Anadolu’dan Avrupa’ya yayılımıyla ilgili görüşleri değiştirebilecektir. Binanın içinde bulunan çanak ve çömleklerle diğer buluntular, Batı Anadolu ile benzerlik taşırken, adanın kendine özgü bir kültürünün de olduğunu işaret etmektedir. Adaya ithal olarak gelen mermerden yapılmış objeler ve obsidiyenden (volkanik kökenli doğal cam) yapılmış aletlerin yanında, cilalı taş baltalar, kemikten aletler ve deniz kabuğundan boncuklar binayla birlikte ele geçmiştir.”

31.08.2011 Hürriyet