Savaş Yok, Enflasyon Var

515

UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde bulunan Perge Antik Kenti’nde kazı çalışmaları 65’inci yılını doldurdu.

Kazı Başkanı Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1946’da Ordinaryüs Prof. Dr. Arif Müfid Mansel tarafından başlatılan kazılara Prof. Dr. Jale İnan tarafından devam edildiğini, 1985’ten sonra da kazılara kendisinin başkanlık ettiğini belirtti.

Bu sezon kazıların 2 Ağustosta başladığını, 15 Eylülde sona ereceğini ifade eden Abbasoğlu, ”Perge, Türkiye’de Türk arkeologların klasik arkeoloji alanında yaptığı en uzun soluklu Türk kazısı. Bundan onur duyuyoruz. 65 yıllık çalışmada şehrin yüzde 20-25’i gün yüzüne çıkarıldı. Bunlar şehrin önemli yapılarıydı. İki hamam, şehrin kapıları, agora, sütunlu cadde, üç çeşme, evlerin bir kısmı gibi birçok temel yapı ortaya çıkarıldı” dedi.

MERMER MARMARA ADASI’NDAN, USTASI AFYONKARAHİSAR’DAN

Antik kentteki sütunlu caddedeki çalışmalarla ilgili bilgi veren Abbasoğlu, caddedeki sütunları ayağa kaldırma çalışmalarına bu yıl da devam edildiğini kaydetti.

Prof. Dr. Abbasoğlu, 6 yıl önce başlatılan ”Bir sütun da sen dik” kampanyasıyla şimdiye kadar 96 sütunu ayağa kaldırdıklarını söyledi.

Bu yıl turizm rehberlerinin bağışladığı parayla 25 sütunu ayağa kaldırdıklarını bildiren Abbasoğlu, sütunları ayağa kaldırmak için Roma çağında kullanılan orijinal mermerleri Marmara Adası’ndan getirttiklerini, bunların Afyonkarahisar’da işlenerek Perge’ye yerleştirildiğini belirtti.

Bir sütunun bin 200-bin 300 liraya mal olduğuna dikkati çeken Haluk Abbasoğlu, yüzde 85 malzemesi orijinal olan Demetrios Apollonios Zafer Takı’nın ayağa kaldırılmasının ise 2012’ye kaldığını kaydetti.

PERGE HEYKEL ATÖLYESİYMİŞ

Yeni açılan sütunlu caddede bir yazıt bulduklarını, bir çeşme yapısına ait tanrı figürü bulduklarını, bir heykel kaidesi, Eros heykeline ait bir kaidenin gün ışığına çıkarıldığını kaydeden Haluk Abbasoğlu, şöyle konuştu:

”Perge’de 200’ün üzerinde heykel çıktı ve Antalya Müzesi’nde sergilenen heykellerin hemen hepsi Perge’den. Perge büyük olasılıkla heykel atölyesinin olduğu bir yer. Lahit atölyesi olduğuyla ilgili bir arkadaşımız doktora tezi hazırlıyor. Burada heykeltıraşlık ve lahit atölyesi olduğunu kabul ediyoruz. O yıllarda Marmara Adası’ndan gelen ve burada işlenen lahitler var. Son işlemeler burada yapılıyor. Lahdin teknesi Atina’dan geliyor, üst kapağı burada işleniyor.”

Perge’de kemik işleme atölyesi olma ihtimalinin yüksek olduğunu bildiren Abbasoğlu, kazılarda kemik iğnelere sık rastlandığını söyledi.

SAVAŞ YOK, ENFLASYON VAR

”Yaptığımız iskelet araştırmalarında savaş izi yok. Pergeliler barış ve huzur içinde yaşamışlar” diyen Abbasoğlu, Pergelilerin MS sonra 1. yüzyıldan 3. yüzyıla kadar hiç savaşmadığını kaydetti.

Antik kentteki kazılarda erken döneme ait mezarlarda ceza işaretlerine rastladıklarını ifade eden Abbasoğlu, şöyle devam etti:

”Mezarda diyor ki ‘Şu mezarı ben kendim, karım, çocuklarım için yaptırdım. Kim bu mezara izinsiz gömü yaparsa, şehir hazinesine 500 denarius ceza verecek’. Bu MS 1. yüzyılda. MS 3. yüzyıla gittiğimiz zaman bu ceza 25 bin-50 bin denariusa (Roma gümüş para birimi) kadar çıkıyor. Neden? Cezalar artmıyor, enflasyon var. Paranın değeri azalıyor, fakirlik var. Gümüş sikke yerini bronz sikkeye bırakıyor.”

Enflasyonun yaşam biçimine de yansıdığını kaydeden Abbasoğlu, MS 1. yüzyıldan sonraki çanakların çok kaliteli hamurdan yapıldığını, bunun da orada yaşayan insanların et, balık türü kuru gıdalar tükettiğinin göstergesi olduğunu ifade etti.

3. yüzyıldan sonra çanak çömleğin hamurunun kalitesizleşmeye başladığını, ayrıca çukurlaşmaya başladığını bildiren Abbasoğlu, ”Demek ki çorba, bulamaç türü şeyler tüketmişler. Bunu mimaride de görüyoruz” dedi.

Perge’deki antropolojik çalışmalarla ilgili bilgi veren Haluk Abbasoğlu, birçok iskelette Akdeniz anemisine rastlandığını belirtti.

İskeletlerden birinin şakağında da tümöre rastlandığını söyleyen Abbasoğlu, ”Kazılarda frenginin de içinde yer aldığı treponemal hastalıklar bünyesinde yer alan bejel isimli bir hastalığa da rastlandı” diye konuştu.

Kültür varlıklarının korunması ve gün yüzüne çıkarılmasının çok hassas ve maliyetli olduğunu belirten Abbasoğlu, kaynak yetersizliğine dikkati çekerek, iş adamlarını kültür varlıklarına sahip çıkmaya çağırdı.

08.09.2011 Akşam