İzmir’in Urla İlçesi’nde bulunan ve Türkiye’nin ilk su altı arkeolojisi araştırma merkezi olan Ankara Üniversitesi Su Altı Araştırma ve Uygulama Merkezi (ANKÜSAM), havadan ve su altından yaptığı çalışmalar sonucu M.Ö. 7 ve 6’ncı yüzyılları kapsayan Arkaik Dönem’e ait bugüne kadar keşfedilen en büyük liman tesisini buldu. Prof.Dr. Hayat Erkanal, “Yunanistan’da bazı adalarda o döneme ait basit çapta liman tesisleri var, fakat bu kadar gelişmiş olanı ile ilk kez karşılaşıyoruz” dedi.

Urla Limantepe mevkii ile Urla İskele’deki günümüz mendireğinin hemen açıklarında yer alan liman tesislerinde, sol ve sağdan yarım ay şeklinde ilerleyerek bugünkü mendireğin girişine kadar ulaşıyor. Liman girişinin de günümüzde olduğu gibi aynı yere yapıldığı ortaya çıktı. ANKÜSAM Başkanı Prof. Dr. Hayat Erkanal, bu yıl su altı kazıları sırasında bir sürprizle karşılaştıklarını ve tam limanın karşısında, şu anda mevcut olan modern mendireğin hemen batısında, büyük çapta bir tesis saptadıklarını söyledi. Prof.Dr. Erkanal, “Yeni kalıntılar arkaik mendireğinin üzerine bindirilmiş vaziyette görünüyordu. Bunu hava fotoğraflarıyla tespit ettik. Böylece aşağı yukarı 400 metre uzunluğunda bir liman tesisi ortaya çıkıyor ki, bu arkaik dönem için çok büyük ve kapsamlı bir liman. Hatta şu anda dünyada ortaya çıkarılmış Arkaik dönemin en büyük limanını. O döneme ait Yunanistan’da bazı adalarda basit çapta liman tesisleri var, fakat bu kadar gelişmiş olanı ilk kez karşımıza çıkıyor. Önümüzdeki yıl Mart ayından itibaren sualtı kazılarını bu bölgede yoğunlaştıracağız” dedi.

2 BİN 600 YILLIK PARFÜM ŞİŞESİ

Urla’da su altında bulunan seramikten parfüm şişesinin 2 bin 600 yıllık olduğunu söyleyen Prof.Dr. Erkanal, “Deniz dibinde tuzlu su sayesinde zarar görmeden ilk yapıldığı zamanki gibi korunarak bugüne kadar gelmiş. Buna benzer daha yüzlerce obje var ama en iyi durumda olanı bu. Diğer örnekler restorasyon çalışmaları sonunda ortaya çıkabilecek. Özellikleri itibariyle bu parfüm şişesinin Anadolu medeniyetlerinin özelliklerini taşımadığını tespit ettik. Anadolu’dan olmayan, muhtemelen Yunan adalarından bir tüccar tarafından getirilmiş. Şu anda eseri diğer buluntular gibi tuzlu su içinde muhafaza ediyoruz. Zaman içinde suyun içindeki tuz oranı azaltıla azaltıla objenin ilk hali korunarak bir müzede sergilenebilir duruma getireceğiz. ANKÜSAM merkezinde buna benzer restore edilmeyi bekleyen o kadar çok obje birikti ki, sonunda bizi yardımcı olabilecek gönüllü kuruluşlardan yardım talebinde bulunduk. Merkezimizde ve gözetim altında iş birliğine gideceğiz. Birbirinden değerli bu paha biçilmez eserlerin mümkün olan en kısa zamanda müzelerdeki yerlerini almasını arzu ediyoruz” dedi.

Çeşme VE SEFERİHİSAR

Prof. Dr. Erkanal, Ankara Üniversitesi’nin iki yerde daha kazısı olduğunu, bunlardan birinin Çeşme Erythrai ve Bağlararası kazıları, diğerinin ise Seferihisar’daki Teos’ta yapıldığını söyledi. Prof.Dr. Erkanal, “Erythrai’de bu yıl yapılan çalışmalar sonucunda tarih öncesi dönemlere gelindi. Hatta Erythrai’nin bir kısmının bir höyük üzerine kurulduğu anlaşıldı. Höyük tam sahilde yer alıyor. Prehistorik dönemlere ait tabakaların üst üste gelmesiyle oluşan bir tepe burası. Roma dönemine ait yapıların altında. Höyüğün devamının deniz seviyesinin yükselmesi sonucunda büyük çapta su altında kalmış olabileceğini tahmin ediyoruz. 2012’de denizde de bir araştırma yapmak istiyoruz” dedi.

Teos Limanı’nda da bir sualtı ön çalışması yaptıklarını, Roma dönemine ait olduğunu tahmin edilen bir liman kalıntılarını bulduklarını ifade eden Prof.Dr. Erkanal, “Yaptığımız dalışlarda mendireğin yerini tam olarak tespit ettik. Hatta gemilerin halatlarla bağlandığı halkalar bile mevcut. Ama limanın içi erozyon nedeniyle büyük çapta kumla dolmuş. Önümüzdeki yıl burada da bir kaç sondaj çalışması yapacağız. Bu çalışma sonucunda limanın, Roma döneminden önce kullanılıp, kullanılmadığı anlaşılacak” dedi.

KİKLAT TEKNESİ

Prof.Dr. Erkanal, ANKÜSAM olarak yaptırdıkları Kiklat tekneleri konusuna da değinerek, “Bu tekneler, M.Ö. 3000’de Ege Denizi’ndeki adaları, iki yakayı birbirine bağlayan, Ege’nin bilinen en eski tekne modeli. Kiklat adalarında bulunan seramik ve kayalar üzerinde detaylı resimler sonucu ortaya çıktı bu proje. Bunlara dayanarak tekneleri inşa ettik. Sabancı Müzesi’nde “M.Ö. 3000’de Karşıdan Karşıya” adlı ilginç bir sergi vardı. Ege uygarlığının nasıl bir işbirliği içinde olduğunu ortaya koyan arkeolojik buluntular sergilendi. Bunu Yunan meslektaşlarla gerçekleştirdik. İlk kez iki ülkenin bilim insanları bir araya gelerek böyle bir sergi ortaya koydu. Bizim inşa ettiğimiz teknelerden bir tanesi de sergilendi. Şimdi 2012 Mayıs ayında Sakız’a bu teknelerin ikisiyle o çağlardaki gibi kürek çekerek gitmeyi planlıyoruz. Sergide ortaya konan işbirliğini pratik kazı çalışmalarında da ortaya koymak istiyoruz. Türk ve Yunan arkeologlarının katılımıyla gerçekleştirilecek ve her iki uygarlığı da, her iki bölgeyi de ilgilendiren bir arkeolojik kazı planlıyoruz” dedi.

30.11.2011 haberler.com