Adana’nın merkez Yüreğir İlçe Kent Konseyi, “Misis Antik Şehrini Kurtarma Projesini” tartışmaya açtı.

Hilton Oteli’nde düzenlenen toplantının açılış konuşmasını yapan Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, yaklaşık 8 bin yıllık geçmişe sahip Misis’in bölgenin önemli antik kentlerinden birisi olduğunu söyledi.

Son 20 yılda büyük bir göç alan Misis’te kaçak yapılarla tarihi dokunun tahrip edildiğinin altını çizen Çelikcan, belediye ve orada yaşayan vatandaşlar açısından iç açıcı bir durumun olmadığını kaydetti.

1.derece sit alanı antik şehirde yapılaşmaya izinin olmadığını hatırlatan Çelikcan, Misis Projesinin hayata geçmesi halinde dünya kültürel mirasının büyük kazanç elde edeceğini anlattı.

Çelikcan, “Misis’i Adana ve Türkiye için turizme açmamız gerekir. İlimiz turizm gelirlerinde güneyde Antalya ile kıyaslandığında turizm gelirlerinde oldukça geride. İşsizlik ve yatırımın yapılmadığından şikâyet ediyoruz. Antalya’ya bacasız sanayi diye tanımlanan turizm gelirlerinde önde gidiyor. Antalya’da otellerdeki yatak kapasitesi yetmezken, Adana’da yeterli sayıda beş yıldızlı otel yok.” dedi.

Çelikcan, Kent Konseyinde tartışmaya açılan Misis Projesini paydaş kurumlar olan valilik, büyükşehir, Kültür–Turizm Bakanlığı ve TOKİ ile birlikte yürütmeyi düşündüklerini sözlerine ekledi.

Adana Vali Yardımcısı Fikret Deniz, Adana’nın potansiyeline rağmen çevre illere göre turizm gelirlerinden yeterli payı almadığını ifade etti.

MİSİS ANTİK KENTİ BENZERLERİNE GÖRE BİR ADIM ÖNDE

Yüreğir Belediyesi Başkan Yardımcısı– Arkeolog Zülfü Çelik, Adana’nın 27 km. doğusunda ve Ceyhan Nehri kenarında yer alan Misis’in tarihi ve söz konusu proje hakkında bilgi verdi.

Üzerinde şarkı ve türkülerin yazıldığı Misis’in bölgenin simge merkezlerinden birisi olduğunu söyleyen Çelik, antik kentle ilgili ilk araştırmaların 1956–59 yılları arasında Prof. Dr. Helmut Teodor Bossert başkanlığındaki kazılarda yapıldığını açıkladı.

Lisans tezini Misis konusunda yaptığına dikkat çeken Zülfü Çelik, şöyle devam etti: “Roma ve Bizans çağına ait buluntular Adana Müzesinde korunmaktadır. Ancak bunlar çok kapsamlı çalışmalar değildir. 2000–2010 yılları arasında tarih profesörü Giovanni Salmeri ve Arkeolog Prof. Dr. Anna Lucia D’Agata tarafından bölgede yapılan yüzey araştırmaları oldukça önemlidir. Bu çalışmalarda Misis’te M.Ö. 8000’lerde başlayan neolitik çağdan, M.Ö. 5500’lerde ortaya çıkan kalkolitik döneme kadar tarihlenebilecek iştirak tabakalarına ait kalıntılar bulunmuştur.”

Misis’te toprağın ve üzerindeki izinsiz yapıların perdelemesine rağmen geçmişin ihtişamını çeşitli kalıntılarla gösterdiğini anlatan Çelik, “Misis Antik Kenti kendine özgü yapısıyla benzerlerine göre bir adım önde olmakla birlikte en fazla işgale uğrayan bir yerdir.” ifadelerini kullandı.

806 KAÇAK KONUT TESPİT EDİLDİ

Yüreğir Belediyesi’nin 2011’de yaptığı harita çalışmalarında bölgedeki 1. derece SİT alanında 806 kaçak konut ve burada 5 bin nüfusun yaşadığını tespit ettiğine işaret eden Çelik, “Oysaki 1990 yılında 50 civarında kaçak yapı vardı. SİT sınırları içerisinde yapılan izinsiz uygulamalara yönelik Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu toplam 306 kişi hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Buna rağmen bu değerli hazine hızla yok ediliyor. Misis’te 320 adet taşınmaz parsel yer alıyor. Yasal engellerden dolayı Yüreğir Belediyesi Misis’te yol, çevre düzenlemesi, sosyal ve kültürel tesis hizmetleri yapamamakta.” dedi.

Misis Projesinde ilgili kurumların birlikte hareket etmesini isteyen Çelik, antik kentin kaçak yapılaşmaya daha fazlan kurban edilmemesi gerektiğini belirtti.

Projenin ilk aşamasında TOKİ ile işbirliği yapılarak kaçak yapılarda yaşayan vatandaşlar mağdur edilmeden SİT alanı dışına çıkartılması öngörüldüğünü dile getiren Çelik, ikinci adımda ailelerin tarım ve hayvancılık faaliyetlerini sürdürebilmeleri için tarım arazileri ve besi alanları oluşturulması çalışmaları yapılacağını duyurdu.

İtalya’daki Pisa Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Giovanni Salmeri ise Misis’in ender bir arkeolojik alan olduğunu ifade etti.

Roma Devlet Araştırma Kurumundan Prof. Dr. Anna Lucia D’Agata’nın da hazır bulunduğu sunumda Salmeri, şu bilgileri verdi: “Misis, –belkide– Türkiye’de en son kalan ve üzerinde yeni bir yerleşim bulunan arkeolojik alanlardan biridir. Misis, arkeolojik ve tarihsel özelliklerden başka dikkatle korunması gereken muhteşem antropolojik özelliklere sahiptir. Bu bizim için bir meydan okumadır. Oranın kurtarılması ve korunması görevi sadece devlete, bu işle ilgilenenlere bırakılmaz. Her şeyden önce orada yaşayan insanların katkıları gerekmektedir.”

26.12.2011 Zaman