Taş Devrinde Yenişehir

728

Yenişehir’de Hollanda Araştırma Enstitüsü tarafından 2007’den bu yana sürdürülen bilimsel kazılarda önemli bulgular elde ediliyor.

Yenişehir’de 5. yılına giren arkeolojik kazılar, kentin tarihine dair önemli bilgileri gözler önüne seriyor. Hollanda Araştırma Enstitüsü tarafından 2007 yılında başlatılan çalışmada, daha önce, yerleşim yerinin Batı Anadolu’da ilk süt üretim merkezlerinden biri olduğu belirlenmişti.

Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden Prf. Dr. Hadi Özbal, Hollanda Araştırma Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Fokke Gerritsen ve Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rana Özbal’dan oluşan ekip tarafından yönetilen Barcın Köyü yakınlarındaki kazılarda elde edilen bulgular da paylaşıldı.

2011 sezonu kapsamında bir birlerine bitişik toplam 8 farklı açmada kazı çalışmalarının gerçekleştiğinin belirtildiği açıklamada, bu kapsamda Bizans, Erken Tunç Çağı, Geç Kalkolitik ve Geç Neolitik dolguların kazıldığı kaydedildi.

Tüm çalışmaların kronolojiyi sabitleştirmeye yönelik olarak yapıldığının vurgulandığı açıklamada şu bilgilere yer verildi:

‘Marmara Bölgesi’nin Neolitik Dönemi nispeten az bilindiğinden Barcın Höyük’ün Neolitik Dönem gelişim sürecini izleme fırsatı vermesi önemlidir. Bu kapsamda kazı çalışmaları kronolojik sorulara stratigrafik verileri incelemişlerdir. Çanak çömlek analizi, hayvan kemikleri çalışmaları, küçük buluntu morfolojisi ve benzeri çalışmalar da söz konusu 4 farklı evreyi ve evreler arasındaki farklılıkları anlamaya yönelik ilerlemiştir. Dr. Laurens Thissen 2011 yılında Barcın Höyük kazılarında ele geçen Neolitik çanak çömlekler üzerinde yaptığı derinlikli çalışmayı sürdürmüştür.

‘Yeni Bir Kap Tipi…’

Bu analizler sonucunda yeni bir kap tipi tanımlanmıştır. Bu tip mallara henüz Doğu Marmara ya da diğer bölgelerde rastlanmamıştır ve şimdiye kadar bilinmeyen daha eski bir çanak çömlek geleneğini temsil etmektedir. Daha sonraki geleneklerden açık bir şekilde farklı olmakla beraber onların bir öncülü gibi görünmekte ve zaman içinde Fikirtepe kültüründe geliştiği görülebilen bir takım özellikler sergilemektedir.

‘Kalıntılar…’

Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rana Özbal, günümüzden 8 bin 500 yıl öncesine ait Neolitik Çağ tabakasında, dal örgü tekniğiyle yapılmış biri yanık toplam 7 yapı kalıntısı, iyi korunmuş bir yapının tabanı, çok sayıda fırın ve yetişkin ve çocuklara ait mezarlar bulunduğunu anlattı. Yapıların oluşturulmasında geçirilen evrelerin saptandığını söyleyen Özbal, ’’Dal örgü tekniğiyle yapılmış yapıların birinde, kapıyı kapatmışlar, başka yerden yeni bir kapı açmışlar. Bir avlunun tabanını başka bir yerden getirdikleri dolgu toprağıyla doldurmuşlar. Ayrıca çakıl taşları dökülmüş bir dış mekan da saptadık’’ dedi.

‘Süt Merkezi…’

Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Arkeometri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prf. Dr. Hadi Özbal ve Dr. Ayla Türkekul lipit kanıtı programını sürdürmüşlerdir. Elde edilen bulgular Marmara Bölgesi’nin M.Ö. yedinci bin yılda süt üretiminin başlangıcında önemli bir konumda olduğunda dair yeni kanıtlar sunmuştur..’’

Pişirme

8 bin 500 yıl öncesinin Neolitik Çağ tabakasının alt katmanlarına indikçe çanak çömlek pişirme biçimlerinden değiştiğinin,aynı hayvanlara ait kemiklerin yapısında da birtakım farklılıkların görüldüğünü söyleyen Özbal sözlerini şöyle tamamladı: ‘Neolitik Çağ’ın daha alt katmanlarına inildikçe çanak çömleklerin biçimlerinde ve pişirme sıcaklıklarında değişiklikler olduğu anlaşılıyor. Alt katmanlardaki çanak çömleklerin üst katmanlarda bulunan kemiklerin arasında çeşitli farklılıklar olduğunu görüyoruz.’

İncelenecek

2010’daki buluntuların analizlerinin süt üretiminde bu bölgenin ve özellikle Barcın Höyük’ün öneminin altını çizen Prf. Dr. Hadi Özbal ise çanak çömleklerin kalan süt yağlarını araştırmaya devam ettiğini belirtti. Bunun yanında tarımın Avrupa’ya yayılışında Marmara Bölgesi’nin önemini kaydeden Özbal, buluntuların İznik Müze Müdürlüğü’nden izin alınarak analizlerinin ve radyokarbon testlerinin yaptırılacağını kaydetti. Özbal, 2011 kazı sezonunun sonunda çok sayıda kemik kaşık ve iğneler, taş baltalar, öğütme taşları, topraktan yapılmış hayvan heykelcikleri, sapan taşları, deniz kabuğundan ve taştan yapılmış boncuklar ve kolye uçları ve çanak çömlekten kap ve kaselerin gün ışığına çıkarıldığını sözlerine ekledi.

29.01.2012 Olay