Tahta Perdelerin Sırrı

618

Şimdilerde Sultahmet sokaklarında yürürken garip binalar karşınıza çıkıyor. Etrafı tahta perdelerle sıkı sıkıya örülen yapılardan söz ediyoruz. Belediyeye göre uygulama koruma amaçlı. Ancak ortada çok vahim iddialar dolaşıyor.

Sultanahmet. Yüzyıllardır insan yaşamının devam ettiği tarihi semt. Neolotik döneme kadar uzanan bir geçmişiyle adeta doğal arkeolojik alan. Sadece Bizans Büyük Saray’ın boyutları bile Topkapı Sarayı’nın giriş kapısının önünden başlayıp tüm sahil boyunca ve meydan dahil Küçük Ayasofya’ya kadar uzanıyor.

Sultanahmet’te Bizans sarayının kalıntıları üzerine yapılan ve Radikal gazetesinde haberi yayınlandıktan sonra belediye ekipleri tarafından yıkımına başlanan otel sonrasında Sultanahmet’tle ilgili gazetemize çok sayıda benzer yapı ihbarı geldi. Tarihi semtte yaptığımız gezide gördük ki bu ihbarlar çok da haksız değil. Her sokakta etrafı tahta paravanlarla kapatılmış evler görünüyor. İçinde tescilli tarihi binaların bulunduğu, bu tahta örmeler zaman zaman binanın şeklini alarak binayı dış dünyaya tamamen kapatılıyor. Tahtaların aralarından içerisinin görünmemesi için tahtalar izolasyon köpük sıkılarak kapatılmış.

Hiç tabela yok

Onarım için ne zaman izin alınmış, sahibi kim, kurul kararı tarihi, proje onay tarihi gibi bilgilerin yer aldığı bilgilendirme tabelaları da asılı değil. Semtin kaderi gibi duran bu kapalı kutuların ardında neler olduğunu bilmek ise şimdilik imkânsız. Fatih Belediyesi’ne göre bu uygulama metruk binaların çevreye zarar vermemesi için yapılıyor. Ancak hem Arkeoloji Müzesi’ne hem de arkeologlara gelen şikâyetler çok ciddi bir iddiayı içeriyor: Etrafı örülen yerlerin içinde define aranıyor.

İzleme penceresi gerekir

Arkeolog Nezih Başgelen, Sultanahmet’te yaşananları şöyle yorumluyor: ‘Eğer metruk diyerek binaları koruma çemberi içine alacaksanız bile yurtdışı örneklerinde olduğu gibi bir izleme penceresi oluşturulmalı. Mutlaka binaların dışında bilgilendirme tabelaları asılmalı. Kim nedir, ne yapıyor ve yasal izinleri varmı görülmeli.

Kadırga Liman Cad.

Kadırga Liman Caddesi 24 numaraki bu tarihi binanın etrafına örülen tahtaların arasından içeriyi görmek imkânsız. Ne bir tabela var ne de içeride ne olduğuna dair bir iz.

Çayıroğlu Sokak

Çayıroğlu Sokak’ta 34 numaradaki bu yapının önüne siyah branda çekilmiş. Tıpkı tahta zırhlılar gibi bunun da içini görmek mümkün değil.

K. Ayasofya Sokak

Küçükayasofya Sokak 35 numarada bulunan bu yapının da akibeti bilinmiyor. Bilgilendirme tabelası yok ancak reklam panoları var.

Biri bunu açıklasın

Sultanahmet’te yaşananlarla ilgili iddialar yenilir yutur cinsten değil. Bölgede beş yıldır kafe işleten bir işletmeci başı belaya girmesin diye ismini gizli tutuyor. Bakın neler söylüyor: ‘’Bu binaların ağzı olsa da konuşsa keşke. Buradaki tarihi binaları satın alıyorlar sonra etrafını görünmeyecek şekilde kapatıp binanın dibini kazmaya başlıyorlar. İçerden ne tarihi eserler çıkıyor. İçerde ne oluyor ne bitiyor kimsenin haberi yok’.’

Gazetemize gelen ihbarlar üzerine çıktığımız Sultanahmet turunda ilk adresimiz Küçük Ayasofya caddesi oluyor. Etrafı suntalarla kapatılmış iki tane bina gözümüze çarpıyor. Binalarda hiçbir bilgi levhası yok. Bir binadaki suntalama çalışmasında evin cumbaları bile kapatılmış haldi.

Tak tuk sesi geliyor ama

Kapalı olan binaların akıbetini soruyoruz, çevredekilerden “Binaların etrafı yaklaşık üç yıl önce kapatıldı. Görünürde faaliyet yok ama ‘tak tuk’ sesleri geliyor. Bina sahipleri sürekli el değiştiriyor” cevabı geliyor. Çevredeki esnaf olanın bitenin farkında. Yine ismini gizleyen bir esnaf, yetkililerin de bu konuda gizemli davrdandığını belirtelerek, şunları söylüyor: ‘‘Geçen belediyeden birileri geldi. İçeri girdiler. Bir saat sonra çıktığında ‘İçerde ne yapılıyor’ diye sordum. Görevli bana ‘Tadilat var’ dedi. Ben de ‘Peki yasak değil mi, izinli mi’ diye karşılık verdim. Bunun üzerine bana, ‘Sen işine bak kardeşim, ruhsatın iptal olsun mu istiyorsun’’ diyerek tehdit edip gitti.”

Bir bakıyorsun otel olmuş

Etrafı tahta paravan yapılan binanın bitişiğindeki bakkalın sahibi ise bize şu bilgiyi veriyor: ‘‘Burada eskiden aileler yaşardı. Çocuklar parklarda oyun oynardı. Ama şimdi burayı sadece ticaret alanına çevirmek istiyorlar. Binaların etrafını kapatıp sonra da inşaata başlıyorlar. Bir de bakıyorsun bir otel yapmışlar. Gidip otellerini Avcılarda yapsınlar başka yer mi yok ?’

Sarayı da saklamışlardı

Sultanahmet’i saran ‘tahta perdeli binaların’ birinin sırrını Radikal ortaya çıkarmıştı. 5 Şubat 2012 tarihli Radikal’de Bizans Sarayı kalıntıları üzerine inşa edilen ve dört tarafı tahtalarla örülen otelin inşaatı haberleştirilmişti. Radikal’in haberinin ardından da inşaat durdurulmuştu.

Tarihteyse Sultanahmet çevresinde ilk resmi kazılar Sultan Abdulaziz zamanında Rumeli Demiryolu hattı yapılırken ortaya çıkmıştı. Bu dönemde birçok eser zarar görmüştü. 1943’te adliye sarayı yapılırken, daha yakın tarihte Four Seosans Oteli’nin kazısında çıkanlar bu bölgenin ne derece zengin bir arkeoloji bahçesi olduğunu ispat etmeye yetiyor.

19.02.2012 Radikal