Gelibolu Yarımadası’nda 12 Bin Yıl Öncesine Ait İnsan İzleri

598

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Özbek başkanlığındaki ekip, 12 bin yıl önce Gelibolu Yarımadası’nda insanların yaşadığına dair bulgulara rastladı.

Doç. Dr. Özbek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 12 bin yıl önce “Üst Paleolitik” denilen dönemde insanların taş, kemik ve ahşaptan yaptıkları aletlerle avlandığını ve hayatta kalmaya çalıştığını belirtti.

Söz konusu dönemde hiçbir mimari yapının bulunmadığını anlatan Özbek, tarih öncesi dönemde insanların, geniş alanlara kurdukları ilkel barınaklarda yaşadığını, av hayvanlarının bol olduğu yerlerde avlandıklarına işaret etti.

Özbek, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle gerçekleştirdikleri araştırmada, Gelibolu Yarımadası’ndaki Anafarta Koyu ile Tuz Gölü yakınlarında buldukları kamp alanının yaklaşık 2,5 hektara yayıldığını belirterek, “Bu yerleşim yerinde tarih öncesi dönemde yaşayan insanların ürettikleri binden fazla yontma taş alet bulduk. Bu aletler üzerinde yapılan ilk tipolojik araştırmalar, bunların günümüzden en az 12 bin yıl öncesinde üretildiklerini göstermektedir. İnsanlara ait bu çok eski izlerin kesin tarihinin ortaya çıkartılabilmesi için burada sistematik bir bilimsel kazı yapılması gerekiyor” dedi.

Şimdiye kadar Gelibolu Yarımadası’nda bu kadar eski yerleşim ya da kamp alanı bulunmadığını dile getiren Onur Özbek, şu bilgileri verdi:

“Gerek Çanakkale bölgesinde, gerekse Trakya’nın güneyinde bu kadar geniş bir alana yayılmış ve binlerce yontma taş alet olan böyle bir arkeolojik alan ilk defa bulunmuştur. Çevrede bu döneme ait benzer bir yerleşim yeri, Yunanistan’ın Limni Adası’nda iki yıl önce keşfedilmişti. Günümüzden 8 ila 10 bin yıl öncesine ait Anadolu’nun, Ege kıyılarındaki tüm tarih öncesi yerleşmeler ise ayrı bir öneme sahiptir. Bunun nedeni, Neolitik dönem dediğimiz ‘tarıma ilk geçiş dönemi’nin Anadolu’dan Avrupa’ya yayılıp yayılmadığı tartışmasıdır. Bu, son 10 yıl içinde bilim adamlarının hakkında en çok bilimsel yazılar yazdığı konulardan biridir. Gelibolu Yarımadası’nda yapılan bu keşif, uluslararası bilim çevrelerinde en saygın bilimsel yayınlardan biri olan Quaternary International’da bu ay yayınlandı.”

-“Gelibolu Yarımadası’ndaki arkeolojik alanlar iyi korunmalı”-

Doç. Dr. Onur Özbek, Gelibolu Yarımadası’nda yaklaşık bin kilometrelik alanda bazen jeologlarla prehistorik insan tarafından kullanılma potansiyeli olan değişik kayaçları bulmaya çalıştıklarını söyledi.

Bölgede yapılan çalışmalarda en önemli buluntulardan birinin çakmak ya da çört taşına çok benzeyen ve kripto kristalin kuvartz olarak tanımlanabilecek bir kayacın doğal olarak yüzeylendiği bölgeyi tespit etmeleri olduğunu anlatan Özbek, “Bu kayacın yayılım alanının 6 kilometrelik olabileceğini varsaydık. Bu alanın çevresinde Paleolitik’ten Tunç Çağı’na kadar prehistorik insanın kayacı yoğun olarak kullandığını gözlemledik” dedi.

Özbek, yaptıkları çalışmalarla sadece yeni arkeolojik noktaları değil, aynı zamanda daha önceki araştırmacılarca tespit edilen, 1. derece koruma altına alınan sit alanlarının yok edildiğini gördüklerini ifade ederek, “Bunlar Değirmenlik, Akbaş Şehitliği, Ören mevkisi. Bu olay sadece Gelibolu Yarımadası’nda değil, aynı zamanda çok iyi korunduğunu sandığımız Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nda da benzer tahribatın gelecekte de tekrarlanacağını göstermektedir” diye konuştu.

Doç. Dr. Özbek, Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı sınırları içinde kalan tüm arkeolojik alanların en iyi biçimde korunması gerektiğini kaydetti.

20.02.2012 haberler.com