Oluz Höyük’teki Arkeolojik Kazılar

982

Kazı Başkanı Doç. Dr. Şevket Dönmez: “Tahminlerimiz doğruysa Anadolu’ya giren öncü göçebe Türklere ait ilk somut arkeolojik bulgulara ulaşmış durumdayız”.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Oluz Höyük Kazı Başkanı Doç. Dr. Şevket Dönmez, “Tahminlerimiz doğruysa Anadolu’ya giren öncü göçebe Türklere ait ilk somut arkeolojik bulgulara ulaşmış durumdayız” dedi.

Dönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkeze bağlı Toklucak köyü yakınlarında 2012 yılı Oluz Höyük arkeolojik kazılarının yarın 10 akademisyen, 15 arkeoloji öğrencisi ve 50 kişiden oluşan işçilerin katımıyla başlayacağını söyledi.

Kazıların bu yıl 70 gün süreceğini ve 200 bin liralık bütçeye sahip olduklarını belirten Dönmez, 2007 yılında başlayan 6’ncı yılındaki Oluz Höyük arkeolojik kazılarında önemli bilgi ve bulgulara ulaşmayı umduklarını ifade etti. Bugüne kadar sürdürdükleri kazılarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Dönmez, “Kazılarımızın ilk 5 yılı oldukça verimli ve sürprizlerle geçti. Oluz Höyük, Amasya için çok önemli bir yerleşim. Kazıların sonuçlarında bunu gördük. Amasya çok köklü bir tarihe sahip. Oluz Höyük’teki 5 yıllık kazılarda çok sağlam bir tabakalaşmayla 9 mimari tabaka içinde Erken Tunç Çağı’ndan Orta Çağ’a kadar çok sağlam bir kronoloji ortaya çıkmaya başladı” diye konuştu. Oluz Höyük’teki en erken zamanlı kentin Erken Tunç Çağı’na ait olduğunu vurgulayan Dönmez, şöyle devam etti: “Bu kenti yamaçlardan takip edebiliyoruz. Ama onun üzerindeki Hitit kenti kuvvetli bir yangında tahrip olmuş. Hitit kentinin üzerinde oldukça kalın bir kültür birikintisi var. Bu nedenle bu yıl Hitit kentinin araştırmalarına ağırlık vereceğiz. Daha sonra bir Frig kenti var. Bu kentle ilgili çok önemli verilere ulaştık. Friglerin ana tanrıçası Kubaba (Kibele) ile ilgili ilginç önemli bir yapıya ulaştığımızı hissettik. Bu yapıyla ilgili çalışmamız bu yıl devam edecek. Bunun bir şapel ya da tapınak olduğunu düşünüyoruz. Bu yapının yakınında bir Kubaba heykelciği bulduk. Yine kemik eserler bulduk bu kültürle ilgili. Bu konudaki araştırmamız devam edecek.”

Kazıda şaşırtıcı olan durumun, söz konusu yerde bir Pers yerleşmesi bulunması olduğunu anlatan Dönmez, bir Akamenit sülalesine ait Pers yerleşmesi kültürüne ait anıtsal yol keşfettiklerini, bu yolun bir malikaneye ulaştığını hissettiklerini, bu yılki kazılarda bunun üzerinde duracaklarını söyledi.

-Anadolu’ya giren öncü göçebe Türklere ait ilk somut arkeolojik bulgular-

Doç. Dr. Dönmez, Oluz Höyük’teki son bulgularda, Pers dönemi kültür tabakası içinde buldukları yaklaşık 100 mezarın İslami tarzda gömüldüğünü belirterek, şöyle konuştu:

“Bu mezarları yorumlamamız 3-4 yıl sürdü. Özellikle 2011 yılındaki çalışmalar bu mezarların sahiplerinin İslami tarzda gömüldüklerini bize gösterdi. Yalnız bu mezarlardan birinde çeşitli buluntulara ulaştık. 6 yaşlarında bir kız çocuğuna ait bir mezar bu. Sol kulağında basit halka biçiminde küpe, sağ kulağında halkaya takılmış muska biçiminde bir küpe ve göğüs kısmında da bir beze sarılmış bir fibula (çengelli iğne) bulundu ki İslami tarzdaki gömülerde pek bu tür buluntu ele geçmez. Bu mezarlar üzerinde araştırmalarda bulunduk. Bu mezarların göçebe insanlara ait olduğunu düşünmeye başladık. Özellikle kış dönemi yaptığımız çalışmalarda 6 yaşlarında bulunan bu kız çocuğunun iskeleti üzerinde yoğunlaştık. Biz bu mezarlığın ilk tarihlemelere göre buluntulardan da yola çıkarak 10 ve 11. yüzyıla ait olduğunu düşünüyoruz. Bunlar büyük olasılıkla Anadolu’ya giren ilk öncü Türklere ait. Ama kesin tarihleri için henüz karbon 14 testleri yapmadık. Bunları da yaptıktan sonra daha kesin bir değerlendirme yapacağız. Tahminlerimiz doğruysa Anadolu’ya giren öncü göçebe Türklere ait ilk somut arkeolojik bulgulara ulaşmış durumdayız. Bu seneki kazılarımızda da bu mezarların devamını, yeni mezarları keşfetmeyi umuyoruz.”

-Hem İslami geleneği sürdürüyorlar hem de kendi geleneklerini-

Söz konusu mezarın önemini vurgulayan Dönmez, şunları kaydetti: “İslami gelenekteki gömüler, göçebelerin hayat tarzlarıyla, yaşamlarıyla ilgili çok somut verilere bizi ulaştırıyor. Bu bağlamda bu kadar erken dönemdeki Türklerin Müslümanlığı kabul etmiş olmaları tabi çok doğal ama bununla beraber kendi geleneklerini de terk etmediklerini anlıyoruz. Hem İslami gelenekleri kabul etmişler ve bununla ilgili ölü gömme geleneklerini uyguluyorlar, bir yandan da bu ölü gömme gelenekleri içinde kendi geleneklerini yaşatmaya devam ediyorlar. Bu ilginç bir nokta. Burada İslamiyet’e geçiş aşamasını yaşıyoruz.”

Dönmez, bu yılki kazılarda önemli bilgi ve bulgulara ulaşmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

13.07.2012 haberciniz.com