TOKİ ile Arkeoloji Müzesi arasında anlaşmazlığa neden olan, sit alanında olması gereken antik lahit kapağı, bir gecekondu bahçesinde bulundu.

İstanbul Avcılar ’daki Tahtakale Mahallesi’nde, İstanbul Arkeoloji Müzesi uzmanlarınca ‘Spradon’ antik kenti olarak nitelendirilen 1. derece arkeolojik sit alanı ile ilgili kavga büyüyor. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) konut alanı olarak ayrılan arazinin sit alanı olmasına karşı çıkarak müzeyi yalan rapor hazırlamakla suçladı. Hatta bir arkeolog ve iki sanat tarihçisine araziyi inceleten TOKİ, Spradon ismiyle bir antik kent olmadığını, lahit kapağının da ‘hayal ürünü’ olduğunu ileri sürdü. İstanbul 1 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu üyeleri ise yerinde yaptıkları incelemede lahit kapağının yerinde olmadığını saptadı. Müze zor durumda kaldı. Planlarda lahit kapağı gösteriliyordu, ancak tarihi kapak sırra kadem basmıştı. Gece gündüz aylarca kapağın izini takip ettiler. Sonunda kapak bulunması gereken yerden 1 kilometre uzakta, bir çobanın evinin bahçesinde ortaya çıktı. Lahit kapağı bulunmuş, müze onurunu kurtarmıştı. Ve şimdi tüm arazi kazılmaya başlandı.

TOKİ dalga geçti

İstanbul Arkeoloji Müzesi ile TOKİ arasında Avcılar ilçesi Tahtakale Mahallesi Ispartakule mevkiinde sit kavgası 2 yıldır sürüyor. Müze uzmanlarının “Spradon antik kentinin bulunduğu alanın komşu parsellerinde yüzey buluntularının bu adalara doğru yayılım gösterdiği belirlenmiştir. Çok sayıda kaçak define kazısı ve kaçak çukurlara rastlanılmıştır. Bir adet kireç taşı sütun başlığı, bir adet blok üzerinde haç motifi parça, bezemeli mimari yapı elemanları tespit edilmiş. Buluntuların antik kentin 501, 508, 509 adaların batısına doğru yoğunluk gösterdiği, yüzeydeki mimari buluntuların da insitü olmadığı belirlenmiştir” şeklinde verdikleri rapor ile arazide arkeolojik sit alanı genişletildi. Ancak TOKİ müzenin bu raporuna itibar etmeyerek bağımsız bir rapor hazırlattı. Arkeolog Prof. Dr. Sümer Atasoy, sanat tarihçiler Yrd. Doç. Dr. Ahmet Vefa Çobanoğlu ile Hayri Fehmi Yılmaz hazırladıkları raporda İstanbul Arkeoloji Müzesi uzmanlarının Spradon antik kenti olarak tespit ettiği yerin Spradon olmadığını ileri sürdü. Raporda lahitle ilgili de şöyle denildi: “3. derece sit alanı olarak karar verilen alanda karar eki haritada lahit olarak belirtilen yerde lahte ait bir veri yoktur. Haritaya işlenen bu bilgi somut bir veriye de dayanmamaktadır. Sözü edilen lahit kapağının varlığı, ne zaman bulunduğu, ne zaman bölgeden uzaklaştırıldığı ve sonrasındaki akıbeti de meçhuldür. Sözlü bilgiye göre varlığı düşünülen ve kolayca taşınabildiği anlaşılan bu lahit/lahit kapağının bölgede ve çevresinde bugün izlenebilen kalıntılarla bir bağı kurulamadığı için bölgeye daha önce dışarıdan getirilmiş olabileceği de göz ardı edilmemelidir.’’

Arkeoloji Müzesi suçlandı

Tüm bu gelişmeler üzerine TOKi Koruma Kurulu’na başvurarak arazinin sit alanından çıkarılmasını istedi. Kurul bağımsız raporu gündeme almadı. Ancak TOKİ bu kez Kültür ve Turizm Bakanlığı ’na hem kurulu hem de müzeyi şikâyet etti. Bakanlık devreye girince de Koruma Kurulu üyeleri araziye çıkarak yerinde incelemede bulundu. Yapılan incelemede kurul üyelerinin de aklı karışmıştı. Çünkü TOKİ raporunda da iddia edildiği gibi lahit kapağı planlarda işlendiği yerde görülmüyordu. Yine planlarda varlığı gösterilen mimari parçalar, arkeolojik buluntular ortada yoktu. Arazinin hemen her köşesi defineci çukuru ile doluydu. Koruma Kurulu ilk toplantıda konuyu gündeme aldı. İstanbul Arkeoloji Müzesi olmayan lahit kapağını sit haritalarına işletmekle suçlandı.

Çobanın evinin bahçesinde bulundu!

İstanbul Arkeoloji Müzesi bu durumu onur mücadelesi haline getirdi. Lahit kapağını plana işleten 2 uzmana ulaşıldı. Uzmanlardan biri üniversiteye geçmiş, diğeri ise lisans eğitimi için İngiltere ’ye gitmişti. Her iki uzmanda lahit kapağını gördüklerini ileri sürüyordu. Ancak tonlarca ağırlıktaki tarihi kapak yer yarılmış sanki içine girmişti. Müze kapağı bulamaz ise TOKİ haklı çıkacak, arazi sit alanından çıkacaktı. Hem bir antik kent yok edilecek hem de müzenin imajı yerle bir olacaktı. Müze uzmanları lahit kapağı için tüm gücüyle araştırmaya başladı. Bölge didik didik arandı. Definecilerin uğrak yeri olan antik kentte müzenin tahmini definecilerin çaldığı yönündeydi. Uzmanlar çevredeki evlerin bahçelerini, dere yataklarını dip köşe aramaya başladı. Geçen haziran ayının son haftasında ilk görüldüğü yerden yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki bölgede çobanlık yapan Adem Yiğit isimli şahsın evinin bahçesinde bulundu. Müze uzmanlarının görüştüğü Adem Yiğit “Ben getirmedim, bir sabah burada olduğunu gördüm, ne işe yaradığını da bilmem” dedi. Müze uzmanları hemen rapor tuttu.

Raporda şöyle denildi: “Lahit kapağının bulunduğu Adem Yiğit isimli şahsın Süphan Sokak No: 18 Avcılar adresine gidilmiştir. Evin dış kısmında bulunan, yerel taştan yapılmış olan lahit kapağı semer damlı ve köşe akroterlerine sahip olup, 1.90 m uzunluğunda, 0.95 m genişliğinde ve 0.60 m yüksekliğindedir. Eser sağlam durumda olmakla birlikte üzerinde aşınma ve tahribat izi görülmektedir. İşleniş özellikleri ile Roma – Geç Roma dönemine ait olduğu anlaşılmakta olan lahit kapağının herhangi bir zarar görmemesi ve güvenliğinin sağlanması ilgili adreste bulunanlara bildirilmiş olup lahit kapağının güvenliği için acilen müzemize getirilmesi gerekmektedir.”

Hem onur hem antik kent kurtuldu!

Müze hem onurunu hem de bir antik kentin yok oluşunu kurtardı. Lahit kapağının bulunması üzerine arazide kurtarma kazıları da yeniden başladı. Lahtin bulunduğu alanda yeni mezar buluntuları çıkmaya başladı. Bir süre daha devam edecek kazılar sonunda alanın 1. derece arkeolojik sit olarak kalması yönünde rapor hazırlanarak Koruma Kurulu’na sunulacak. Kurul aksi yönde karar vermez ise TOKİ’nin bu bölgede konut yapma hayalleri de son bulacak.

15.07.2012 Radikal