Kanuni ve Hürrem Sultan’ın Kullandığı Tabaklar Bulundu

565

Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u alma planını yaptığı, 1878 yılındaki Rus işgali öncesi dönemin Edirne Valisi Cemil Paşa’nın talimatıyla yakılan Edirne Sarayı’nda yapılan arkeolojik kazılar sürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle yapılan kazılarda, 16’ncı yüzyıla ait Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ve sonraki dönem sultanların da içinden meyve yediği tahmin edilen yüksek kalitede porselen tabaklar bulundu.

Son günlerde ‘Muhteşem Yüzyıl’ isimli dizi ve izlenme rekorları kıran ‘Fetih 1453’ filmiyle tekrar gündeme gelen, Osmanlı İmparatorluğu’na 92 yıl başkentlik yapan Edirne Sarayı, tekrar gün yüzüne çıkarılmaya başlandı. Edirne Sarayı, Sultan 2’nci Murat tarafından Tunca Nehri’nin iki kolu arasında kalan ada üzerinde 1450 yılında yapılmaya başlandı. Sultan 2’nci Murat’ın ölümüyle kısa bir süre yarım kalan bu saray kompleksi, daha sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından genişletilerek Saray-ı Cedid-i Amire adını aldı.

Özellikle Kanuni Sultan Süleyman ve 4’üncü Mehmet’in emri ile yapılan ek yapı ve yenilemelerle Edirne Sarayı görkemli bir boyut ve işlev zenginliği kazandı.

RUS İŞGALİNDE ATEŞE VERİLDİ

72 ayrı yapının bulunduğu sarayda, 117 oda, 21 divanhane, 18 hamam, 8 mescit, 17 büyük kapı, 13 koğuş, 4 kiler, 5 matbah ve 14 kasır bulunuyordu. Ancak sarayın büyük ölçüde yok oluşuna 1878 yılındaki Rus işgali sebep oldu. 19’uncu yüzyılın başından itibaren askeri malzeme ve cephanenin depolandığı saray, Edirne Valisi Cemil Paşa’nın verdiği emirle 18 Ocak 1878’de ateşe verildi. Yangın 3 gün sürdü. Edirne Sarayı’ndan günümüze Adalet Kasrı, Kum Kasrı Hamamı, Cihannüma Kasrı (padişah makamı), Matbah-ı Amire (Saray mutfakları) ve Bab-üs Saade’nin (kapı) kalıntıları kaldı.

RESTORASYON SÜRÜYOR

Edirne İl Özel İdaresi ile TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı arasında 8 Ocak 2009 tarihinde Edirne Sarayı’nın onarılması amacıyla yapılan protokol sonrasında 5 milyon TL ödenek gönderildi. ‘Gülde Restorasyon’ firmasının üstlendiği çalışma ardından Edirne Yeni Sarayı’nın onarım çalışmaları kapsamında ilk olarak 2009 yılında Edirne Yeni Sarayı Mutfağı, Mart 2011’de ise, Kum Kasrı Hamamı restorasyon çalışmalarına başlandı. Hürrem Sultan’ın kullandığı hamamın restorasyonu tamamlanırken, mutfağın restorasyon çalışmaları devam ediyor.

KAZI DEVAM EDİYOR

3 dönümlük alanda Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Öğretim üyesi ve Edirne Yeni Saray Kazısı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Özer başkanlığındaki ekibin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle 2009 yılında başlattığı kazı çalışmalarını sürdürüyor. Kazı çalışmaları sırasında ise oldukça önemli tarihi değerler çıkmaya başladı.

Edirne Sarayı’nda yürütülen arkeolojik kazının 2012 yılı çalışmalarında önemli verilere ulaşıldığını belirten Doç. Dr. Mustafa Özer, “Haziran ayının ikinci yarısından bu yana sürdürdüğümüz ve ülkemizin değişik üniversiteleri Bahçeşehir, Ege, 18 Mart, Trakya ve Nevşehir Üniversitesi mimarlık, arkeoloji- sanat tarihi, seramik, geleneksel Türk el sanatları, fotoğrafçılık bölümlerinden öğretim üyesi, uzman ve öğrencilerden oluşan 30 kişilik ekip ve 25 civarında işçi ile sürdürdüğümüz çalışmalar bütün hızıyla devam ediyor” dedi.

BULUNTULAR SARAYDA YÜKSEK STANDARTLARDA YAŞAMI GÖSTERİYOR

Özer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Saray Mutfağı (Matbah-ı Amire) çevresinde sürdürdüğümüz çalışmalar kapsamında kazı, rölöve, restorasyon ve konservasyon yanı sıra koruma, belgeleme faaliyetlerini gerçekleştiriyoruz. Saraydan günümüze ulaşan Av Köşkü, Fatih Köprüsü ve Rıhtımın temizlik ve rölöve çalışmaları önemli ölçüde tamamlandı. Kazı sonucu ortaya çıkan ve Osmanlı şehir alt yapısının nasıl olduğunu bizlere gösteren temiz ve atık su künkleri (kanalları), rögarlar ile Tunca Nehri boyunca devam eden sur kalıntıları ve mutfak işlevi ile ilişkili ocak gibi mimari bulgulara ulaşıldı. Mimari veriler dışında, özellikle Balkan Savaşı’nın izlerini taşıyan ve bu bölgede yaşanan savaşa ait kalıntı ve buluntular da ele geçirildi. Bunlar arasında top gülleleri, boş kovanlar, silah aksamı, mermi, süngü, askeri kıyafetlere ait objeler gibi belirtiler bulundu. Balkan Savaşı’nın da yaşandığı Edirne Saray alanında, savaşın derin izlerini yoğun bir şekilde görebiliyoruz. Bu yıl itibarıyla 100’ncü yılında bulunduğumuz Balkan Savaşı’nın, Edirne Sarayı’nı ve dolayısıyla Edirne’yi nasıl etkilediğini bizlere yansıtan veriler elde edilmiştir. 2012 yılı kazı çalışmalarının en önemli buluntuları arasında, Osmanlı Saray mutfağında önemli yer tutan buluntular da ele geçirildi. Bunlar arasında, literatürde mavi beyaz olarak adlandırılan seramik kaplar, fincanlar, meyve tabakları, kaseler, şamdanlar, hokkalar, kavanozlar, sürahi, ibrikler. 16’ncı yüzyılın ilk yarısına tarihlendirdiğimiz bu buluntuların İznik, Edirne ve Kütahya üretimi oldukları anlaşılmaktadır. Osmanlı Saray hayatında önemli yer tutan bu objelerin, sultan ve ailesi tarafından kullanıldığı düşünülmektedir. Bu yoğun olarak ele geçirilen bu buluntularla, Edirne Sarayı’nın yalnızca mimari olarak değil, kullanılan eşyaları ve süslemesiyle de ne kadar ihtişamlı olduğu gözler önüne serilmektedir.Yerli üretim çini ve seramikler dışında, özellikle Çin üretimi ve oldukça kaliteli porselenler (seladon) de bu yılki kazı çalışmalarında ele geçirilmiştir. Bunlar bizlere, Edirne Sarayı’nda yüksek standartlarda bir yaşamın olduğunu göstermektedir. Yoğun bir tempo içerisinde geçen çalışmalarımız, planladığımız gibi, Eylül ayı başına kadar devam edecektir”

09.08.2012 Star