Van Kalesi’nin Taşları Edremit’ten

707

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Erkan Konyar, 1. Sarduri tarafından yapılan Van Kalesi’nin duvar taşlarının Edremit ilçesinden getirildiğini söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ile İstanbul Üniversitesi adına Aygaz Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle Van Kalesi zirvesinde ve kuzeyinde bulunan höyükte kazı çalışmaları devam ediyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında yapılan kazı çalışmalarında ilginç bir detay ortaya çıktı. Van Kalesi duvarlarında kullanılan ve her birinin ağırlığı 3 ile 4 ton arasında değişen taşların Edremit ilçesinden getirildiği ortaya çıktı. Konuyla ilgili İHA muhabirine bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Erkan Konyar, bu yılki kazı çalışmalarında yeni bir sürprizle karşılaştıklarını belirtti. Konyar, “1. Sarduri’ye ait Sardur burcunda asılı, ‘1. Sarduri bu yapıyı inşa ederken, Alniunu kentindeki taş atölyesinden taşları getirttim’ demekteydi. Özellikle 1. Sarduri tarafından yapılmış Sardur burçtaki taşların dışarıdan gelmiş olabileceği yönünde çeşitli var sayımlar vardı. Fakat bu yıl jeolog arkadaşlarımızın yaptığı çalışmalar doğrultusunda gerek 1. Sarduri’nin yaptığı Sardur burç, gerek kalenin yukarı statel alandaki yapı malzemelerinin hemen hemen tümü traverten malzemeden oluşuyor. Özellikle Edremit ilçesindeki taş ocaklarından yaklaşık 10 kilometre doğu güneyimizden getirildiğine dair kesin bilgiler var. Bu da Urartuların mimaride gelmiş oldukları noktayı gösterme açısından çok önemli. Çünkü traverten düz işlenebilen ve şekil verilebilen bir taş. Urartular mimari estetik açısından bu taşı uzaktan getirmeyi bile göz önüne aldı. Bu bölgedeki en iyi traverten yataklarının Edremit bölgesinde olduğu jeolog arkadaşlar tarafından söyleniyor. Bu taşların buraya getirilmesinin iki yönü var. ya Menua kanalı ile ya da gölden teknelerle. Tabi ki buradaki sorun 3-4 ton ağırlığındaki taş blokların yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta teknelerle ve de Menua kanalı ile bile getirilmesindeki zorluk bunda da Urartuların ciddi bir iş gücü kaynağı sağladığı anlaşılıyor” dedi.

“URARTULAR ESTETİĞE ÇOK ÖNEM VERİYOR”

Van Kalesi’nin çok yaşlı kristalize kireç taşı tabakasının üzerinde olduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Alper Şengül, kalenin ana kayası kireç taşı olduğunu ifade etti. Şengül, “Ama surlar, duvarlar hem yerli kaya, kalenin kendi kayası, daha doğrusu kalenin oturduğu kireç taşından alınmış parçalar. Bir kısmı da buraya ait olmayan ama Van çevresinde kolaylıkla gördüğümüz ve aynı zamanda yapı taşı olarak ya da çimento ham maddesi olarak da kullanılan bazı kayalar var. Burada traverten dediğimiz sıcak ve soğuk sularla yüzeysel koşullarda oluşan kalsiyum karbonat kökenli bir kaya. Oldukça boş ve bol gözenekli, içerisinde bitki parçacıklarının bulunabildiği nispeten daha hafif. Ama bazı yerlerde yine pasif görünümlü bir kaya grubu var. Bunlar dışarıdan getirilmiş ve Edremit bölgesinde yaygın olarak görüyoruz. Şu an yeni Van yerleşiminin yapıldığı alanlarda bu kaya gruplarının üzerinde yer alıyor. Kolay getirilip ve parçalanabildiği için kullanımı da o anlamda kolay. Nihayetinde bu tip yapılarda da günümüzde de çok rahatlıkla kullanılabiliyor. Getirme konusunda da Edremit’ten buraya getirilmesi o dönemki koşullarda gayet kolay. Deniz yolunu kullanmaları büyük ihtimal. Bölgede ağırlıklı olarak tabi ki bir kayayı yerli yerinde kullanmak hem çok daha esastır, hem ekonomiktir, hem de zaman kazanmak açısından çok kolaydır. Ama hem estetik olarak hem de daha farklı yapı taşı kullanması anlamında dışarıdan taş getirilmesi tarihi yapılarda gözlemleniyor” dedi.

Güncel toplum olarak üşendiklerini ifade eden Şengül, “Bu insanların yerleştiği yerler şu kaleye çıkarken bile yarım saatte nefes nefese kalıyorsunuz. Van şehrinde nefes dahi almadan iki çırpıda gidiyorsunuz. Bu insanların yerleştiği alanlar aslında hep zor yerler. Toprak Kale, Amik Kalesi, Ayanis Kalesi, Çavuştepe Kalesi ve Van Kalesi. Dolayısıyla üşenmek gibi bir şey yok bu insanlarda. Üşenen grup ise güncel insan yani bizler. Dolayısı ile Edremit gibi bir yer Urartulara göre uzak değil. Bizde çok fazla estetik kaygısı yok aslında. Şu aşağıda görünen rengarenk, tamamen tuğladan, kerpiçten ve briketten yapılmış garip garip binalar var. Ama o insanların sanatla ve estetikle ilgili çok ciddi kaygıları varmış zamanında. Yapılarının daha güzel ihtişamlı daha gösterişli ve karşı tarafa daha fazla korku verecek şekilde yapılması onlar için esas olan bir şey. O yüzden yapılarının güzel olması için uzak mesafeyi düşünmediler” şeklinde konuştu

16.08.2012 haberler.com