Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye Köyü sınırları içerisinde yer alan 5 bin yıllık antik kent Troia’yı, 1988- 2005 yılları arasında yaptığı kazılarla Anadolu’ya kazandıran Alman arkeolog Manfred Osman Korfmann’ın makaleleri ‘Troia Rüzgarı’ adlı kitapta toplandı.

Çanakkale Belediyesi ve Troia Vakfı işbirliğiyle, Troia’da 1988- 2005 yılları arasında kazı yapan ve 11 Ağustos 2005 tarihinde vefat eden Alman Arkeolog Manfred Osman Korfmann’ın birikimlerini, emeklerini gün yüzüne çıkarmak ve daha geniş kitlelere yaymak üzere makalelerinden oluşan bir kitap hazırlandı. ‘Troia Rüzgarı’ adlı kitap Türkçe, İngilizce ve Almanca olarak üç dilde bin’er adet basıldı. Yaptığı kazılarda elde ettiği önemli bulgularla ‘Troia’yı Anadolu’ya geri veren adam’ olarak tarihteki yerine alan Korfmann anısına hazırlanan kitabın ön kapağında, Alman arkeologun Troia kalıntıları arasında çekilmiş, elinde antik kenti gösteren bir haritanın bulunduğu fotoğraf yer alıyor.

ÖNSÖZÜ TÜRK YARDIMCISI YAZDI

Kitabın ön sözünü ise Tübingen Troia Vakfı adına, uzun yıllar Korfman’ın yardımcısı olarak kazılarda görev alan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rüstem Aslan yazdı. Doç. Dr. Rüstem Aslan yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Korfmann, Troia’da kazı çalışmalarıyla Avrupa kültür tarihi kökenlerinin en derinlerinin Anadolu’da olduğunu, Avrupa ve kendi ülkesinden gelen önyargılı tepkilere rağmen, her alanda dile getirmiştir. Korfmann’ın ölümünün ardından 7 yıl geçti. Geçen bu süre içerisinde ismi daha çok anılır oldu. Çünkü yaptığı yayınlar ve çalışmalar etkisini devam ettirdi ve ettirmekte. Bu amaçla Korfmann’ın yayınladığı makalelerden yaptığımız kronolojik bir seçkiyi üç ayrı dilde yayınlamaya karar verdik”

İLK YAZILI BULUNTU

Alman Arkeolog Manfred Osman Korfmann’ın, Troia ile Anadolu arasındaki ilişkisini kanıtlayan bir makalesinde şu ifadelere yer vermişti:

“Troia’daki ilk ve aynı zamanda çok önemli buluntu olan iki yüzü de dışbükey, Luwi hiyeroglifli bir Tunç mühür Anadolu ile bağlantıları, ya da Batı’da Anadolu kökenli bir üst veya yönetici sınıf yaşadığını göstermektedir. Bu tür mühürler özellikle Orta ve Güney Anadolu’da 20 kadar şehirde bulunmuştur. En yoğun kullanıldıkları dönem M.Ö. 1280 ile 1175 arasıdır. Bizim oldukça aşınmış Tunç mührümüz Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra aşağı yukarı bir nesil daha Troia’da kullanılmaya devam edilmiş olmalıdır. Çünkü mühür, Troia’da Balkanlardan gelen etkilerin artık yaşamı belirlediği bir tabakada bulunmuştur. Gelenekler ve adetler tarihi açıdan çok büyük değişikliklerde de varlığını bir süre daha devam ettirir. Ayrıca eski halkın kendisi de hiç iz bırakmadan birden bire kaybolmaz. Yeni gelenler genellikle burada geçerli ve eski yerel adetlere uyarlar. Bu durum özellikle çok geniş çaplı ilişkileri bulunan liman şehirleri için geçerlidir. Bu yazılı buluntu, Anadolu’ya dönük Troia tablomuzu tamamlamada yeni bir mozaik taşıdır.”

20.08.2012 haberler.com